.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

18 Kasım 2017 Cumartesi

NATO TATBİKATINDA SKANDAL




TSK'den NATO tatbikatındaki skandala ilişkin yapılan açıklama şöyle:
"Norveç’te bulunan NATO Müşterek Harp Merkezi’nde 08-17 Kasım 2017 tarihleri arasında icra edilen TRIDENT JAVELIN adlı NATO Tatbikatının son safhasında, tatbikatın ‘Karşıt Kuvvet’ ülke liderleri fotoğrafları arasına Mustafa Kemal ATATÜRK’ün resminin yerleştirildiği, tatbikat içerikli sosyal medya çevrimi içinde ise Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN adına sahte hesap açılarak Karşıt Kuvvet liderini destekleyici ifadelere yer verildiği hususları tatbikata katılan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli tarafından tespit edilmiştir.
Durumun Genelkurmay Karargahına intikal etmesi üzerine, yaşanan olayların kabul edilemez olduğu vurgulanarak, konu NATO askeri makamları nezdinde yazılı ve sözlü olarak protesto edilmiş ve tatbikata katılan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin derhal tatbikattan geri çekilmeleri emredilmiştir.
Sıralı NATO makamlarınca, yaşanan olaylardan duyulan üzüntü ve olayların kabul edilemez olduğu belirtilerek, yazılı ve sözlü olarak özür dilenmiştir. Ayrıca olayların kişisel olduğu ifade edilmiş ve olaylardan sorumlu iki kişinin görevlerine son verildiği bilgisi alınmıştır.” denildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Dün Norveç'te bir durum oldu. Norveç'te düşman tablosu diye bir tablo koymuşlar. Bu tabloda Atatürk'ün resmi ve bir tarafta da şahsımın ismi var. Hedefte bunlar. Bu haber gelince Genelkurmay Başkanımız ve AB'den sorumlu Bakanımız, onlar da Kanada yolundaydı, bizi aradılar. 'Böyle böyle bir durum var. Bu tatbikat da NATO tatbikatı. 40 tane askerimiz var, biz şimdi bu askerimizi çekme kararı verdik, çekiyoruz.' dediler. Dedik ki 'Tabii, hiç durmayın hemen. Velev ki o hedefler kaldırılsa dahi 40 askerimizi süratle oradan çekin.' Böyle bir ittifak, böyle bir müttefiklik olamaz" dedi.
Erdoğan, "Bazı hatalar var ki, Aptallar değil ancak alçaklar yapar. NATO'nun güvenilirliği artık sorgulanır hale gelmiştir. "dedi. 
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, NATO tatbikatındaki skandala ilişkin "Büyük bir alçaklıktır. Türkiye'ye düşmanlıklarını gizleyemiyorlar." dedi.
NATO tatbikatında yaşanan skandalla ilgili açıklamalarda bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli, NATO üyeliğinin artık sorgulanması gerektiğini söyledi. “Bu tatbikat görünümlü provokasyon kapsamında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafının kurgusal hasım ülkelerin liderleri arasında gösterilmesi, ilaveten Sayın Erdoğan'ın alenen karalanması tamir ve telafisi olmayan bir rezilliktir.” dedi.
Bahçeli: “Yarım asrı geçen süreden beri ayağımıza dolaşan, faydasından çok zararını çektiğimiz askeri veya sivil küresel organizasyonların milli gerçeklere uygun, milletimizin beklentilerine müzahir şekilde tekrar yorumlanması kaçınılmazdır. NATO yokken biz vardık, şayet ve gerekirse biz bu yapının içinde olmazsak da dünyanın sonu değildir. Dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Norveç’teki NATO tatbikatında yaşanan skandala ilişkin, "Sıradan bir özür dileriz ile geçiştirilecek bir konu değil. Türkiye’ye yönelik eleştiriler olabilir. Ama hiç kimse Türkiye’nin yöneticilerine ve tarihine hakaret edemez. Şiddetle kınıyoruz. Biz siyasetçiyiz. İçeride oturur tartışırız, a partisinin, b partisinin genel başkanıyla düşüncelerimizi söyleriz ve tartışırız. Sonuçta biz bir aileyiz, 80 milyonluk bir aileyiz ama hiçbir zaman kendi ülkemizin tarihine ve bugününe hakaret edilmesini kabul edemeyiz. Şimdi bu yetkililerden Türkiye'ye yapılan bu hakaret nedeniyle yöneticileri tatmin edecek açıklama bekliyoruz. Bu sıradan bir 'Özür dileriz' olayıyla geçiştirilecek bir konu değildir."  Dedi.
NATO genel sekreteri olayın duyulması üzerine NATO adına  Türkiye'den özür dileyen bir açıklama yayınlamıştı. Daha sonra Orgeneral Akar ile bir araya gelen Stoltenberg bizzat Akar'dan özür dilemiş ve Akar'dan  Cumhurbaşkanı Erdoğan'a özürlerini iletmesini talep etmişti.


35 yorum:

  1. https://gaybihaberleri.blogspot.com.tr/2013/02/ahmet-hulusiden.html

    Beykozlu Osman Akfırat Efendinin beyanına göre Türkiye NATO'dan çıkacak.

    Ancak Türkiyede zorlu bir yeniden yapılanma olacak. Başta müslüman idareciler olacak. Bu yüzden Avrupa bizi dışlayacak. Türkiye NATO dan ayrılacak. Türkiye Yunanistan savaşı olacak. Ve 3. Dünya savaşında Rusya Avrupa'yı dümdüz edecek. Taş üstünde taş bırakmayacak. Ruslar 6 ay süreyle İstabulu işgal edecek. Sonra İstanbulu terk edecekler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsinin başı Avrupa'nın Türkiye'yi aralarından atmasıdır!... Ondan sonra dökülen tesbih taneleri gibi olaylar birbirini takip eder!...

      Sil
    2. bizi natodan atıp yerimize israil i natoya alacaklar mescidi aksa ve kudüs işgali nato korumasında olsun istiyorlar

      Sil
    3. 1*Beykozlu Osman Akfırat Efendinin beyanına itiraz ediyorum. Ve red ediyorum. Sözleri istihraç değil bir nakildir ve nakli yaparken konuyu karıştırmıştır.

      Son bir asrın bütün evliyası, büyüt zatları, tasavvuf büyüklerinin tamamı alem-i İslam’ı kapsayacak ne bir öngörü, ne bir görüş, ne bir tecdide hareketini bırakın istikbale matuf hiç bir keşif veya keramete sahip olamamışlardır. Çünkü onların devri bitti veya Mehdi’nin zuhuru değil hakimiyeti sonrasına ertelendi. Sebebi de 1909-1913’te Hilafet-i Muhammediye’nin sona ermesidir. 1909’da halife, 1913’te hükümet Osmanlı Hanedanı’nın elinden çıkmıştır. İbrahim Suresi’nin ilk ayeti buna mücmel işareti eder.

      Zamane, tasavvuf evliyasının yaptığı tek iş Akfırat Efendi gibi Arabi gibi zatların istihraçlarını isabetsizce tevile kalkışmaları veya kendilerininmiş gibi sunmaları. Yani keşifleri aktararak indi yorum getirmekten ibaret olmuştur. Ne Dağıstani, ne Kıbrısi, ne de Akfırat Efendi vesaire sadece bin yıl önceki gaybi haberleri aktarıp kendilerine göre yorumlamaktan ibaret olmuştur. İstisnası 1909’da Nakşı-Şazeli kutbunun Harekat Ordusu’na mani olamadığını belirtirken çok önemli bir ihbarda bulunarak, Deccal’in hurucunun ilk habercisi olmuştur. Bu tasavvuf erbabının son ihbarıdır. Ondan sonra perde inmiştir. Çünkü artık hüküm ve tecdid Halifetullah’a geçmektedir. Artık tasavvufi istihraçlar değil, Kur’ani işarat ve remizler söz konusu. Yani tevafukat-ı Kur’aniye’ye dayalı istihraçlardır. Bunun yapan tek zat Bediüzzaman olmuştur. 1920’den sonra. Onun La ikraha fiddin ayetininin işareti ve ve ayetin ebcedi tevafuku bu meseleyi açıkça ortaya koyar. 1928 dönüm tarihidir:

      (Dinde zorlama yoktur; doğruluk sapıklıktan, îman küfürden iyice ayrılmıştır.2/256)cümlesi, makam-ı cifrî ve ebcedî ile bin üç yüz elli (1350) tarihine parmak basar ve mânâ-yı işârî ile der: Gerçi o tarihte, dini, dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükümetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükümet, lâik cumhuriyete döner. Fakat ona mukabil mânevî bir cihad-ı dinî, iman-ı tahkikî kılıcıyla olacak. Çünkü, dindeki rüşd-ü irşad ve hak ve hakikati gözlere gösterecek derecede kuvvetli bürhanları izhar edip tebyin ve tebeyyün eden bir nur Kur’ân’dan çıkacak diye haber verip bir lem’a-i i’caz gösterir. )

      Böyle olurca artık mesele ahir zamanın sahibine geçer. Çünkü 1920 sonrası bütün dini cemaatler ortadan kaybolmuş veya yer altına inmiştir. Eşed bir istibdat ve eşed bir gavur işgali başlamıştır. Öyle olunca Mehidyet devreye girer.

      Sil
    4. 2*Şimdi İstanbul’u Ruslar dahil kimse işgal edemeyecek. Biiznillah. Zaten fetih bekleyen bir şehrin ne işgali olacakmış. Ayasofya meydanda.Rusların İstanbul’u işgali minnacık bir ihtimal olarak 1989'a kadar iddia edilebilirdi. Ama 1989’da Sovyetlerin dağılmasiyle bu ihtimal de ortadan kalktı. Rus artık İslam’a tabi olacak veya müsalaha edecek ve de kılıç çekmeyecek. Hangi gavur ülkesinde o ülkenin cumurbaşkanının katılmasiyle cami açılışı yapıldı. Moskova Camii’nin değil mi? 23.9.2015. Onun için Arabi Hazretleri’ne dayalı Akfırat Efendi gibi ihbarları okuyup ikinci elden bilgi verenlere itibar etmemek lazım. Saygı duyulur. Ama zamanlaması konusunda bir reyleri olamaz. Çünkü hakikatin tecellisi dini ve dünyevi ilimlerin birlikte mütalaa edilip ortaya konması ile mümkündür.

      Evet Muhyiddini Arabinin ihbarı doğru ve çıktı. “Ruslar İstanbul’u işgal edecek” dedi ve etti 1878’de 31 Ocak günü gelip İstanbul-Ayastefanos’a (Yeşilköy) karargah kurdular. Ve 13 Temmuz 1878 Berlin Anlaşması gereğince çekildiler.Bazı rivayetlerde 3 ay denmiş. Çünkü ilk mütareke anlaşmasına bakılarak denmiştir. Peki Yunanlılar Anadolu’yu işgal etmediler mi? Ettiler. Yani? Bu ihbarı hem Kıbrısi, hem Dağıstani, hem Akfırat hepsi söyledi, ama gerçeği göremediler. Ezberin sonu budur. Bu üç zat ve benzerleri gözlerinin önünde Deccaller çıktı, hükmettiler ama onlar hakkında tek kelime bile edemediler. Üstelik bu konuda en müşahhas deliller ortaya konmuşken.

      Bakın Mustafa Özcan 3 yıl önce 22 Kasım günü ne yazmış:
      “Deccalizm sonuçta İslam âlemine karşı bir ittifaklar zinciridir. Bunun merkezinde ifade edildiği gibi İsrail ile Batı ittifakı vardır.”

      Ruslar 2. Cihan Harbi sonrası ta Avrupa’nın göbeğine kadar ilerleyip 50 yıl hüküm sürdüler. O ikinci Melheme idi. 3. Melheme ise Avrupa’da değil, Önasya’da olacak. Ve oluyor. Ve diğer ihbarı: “NATO'dan da çekilir o zaman Türkiye herhalde!..” Böyle herhaldeli ihbar mı olunmuş. Adam ahir zamanı okuyamamış.

      Sil
    5. tatile falan çıkıp biraz ara versen. bence çok yoruldun. bir dil kafesi içindesin... ve burdaaki bir çok arkadaşın durumu da benzer. gaybi öğrenip de ne yapacağız. ne işimize yarayacak. bizden beklenen şimdinin değerini bilmemiz. Biz gaybi öğrenmek değil teslim olmamız bekleniyor. Yazgımız neyse ona teslim olalım. Ebced-rüya- ve rivayetler aşırı yorumlanarak hastalandığımızın farkında mısınız? sanki İSLAM hastalıklı bir şeymiş gibi...artık bu dil kafesinden çıkın. narkozlanmış gibisiniz...

      Sil
    6. Gaybi konulara belli bir dozun üzerinde takıntı yapmanın bir nevi hastalık olduğu konusunda size katılıyorum. Herşeyin fazlası zarardır.
      Gaybı Allah bilir amenna. Gaybı bildirmemekte Allahın rahmeti vardır.
      Ancak bununla beraber gerek Kur'anda ve gerekse hadislerde birçok gayb haberi bulunmaktadır.
      Biz bu blogda bu esas üzere paylaşım ve degerlendirmelerde bulunuyoruz.

      Sil
  2. En basindan savundugum savas ve bu olaylarin akabinde rusyanin perisan olmasi bu savasi kazanmak adina amerikanin kendine mal etmesi ve akabinde amerikayla savasilmasi hani amik ovasinda hac kazandi meselesi vardiya simdi mesele yeni degil Almanyanin incirlikten cikmasi silah verilmemesi ve rusyahla s 400 ler uzerinde anlasilmasi. Her ne kadar uzun menzilli silahlarimiz olmasa da saha ya inildiginde olay baskadir bunun en guzel ornegi sur da ne kadar sehit versekte ordaki arkadaslarimiz sokak catismalarini profesyonel bir sekilde sivil kaybi minimum seviyeye indirmek adina muthis bir deneyim kazandi kaldiki Turk milleti 15 temmuzda her bir vatandasimizin aslinda bir polis asker edasiyla vatani icin savasabilecegini tum dunyaya gosterdi bu nedenledirki turkiye natodan ciktigi zaman rusya avrupaya gucunu gosterecektir ki bunca zaman kendilerine uygulanan amborgo ve asagilanma duygusunun bir neticesi olacaktirki asil burda filmin koptugu her rus ayilarinin avrupayi yerla yeksan etmesi sonucu gozleri donecek guc budalasina kapinip asirlardir hayalini kurdugu istanbul baskentli bir hristiyan devleti kurma ve sicak denizlere inme hırsı sonucu muhakkak ki bizede saldirmalarina neden olacak istanbul isgal altina alma nedenlerinden biride buyur fakat kaderi ilahi onlari yeni kurulacak islam devletinin bir nahiyesi ve beldesi haline getirecek burda yine eski alimlerden birinin demis oldugu ruslar hristiyan olamadi ateist kalamalar musluman olacaklar sozude bu anlamda tecelli edecek bu noktada geriye kalan amerika savasi ki tum avrupanin felc olmasi nedeniyle amerikaya pek destek cikamiyacaklari anlamina gelirki saten guclu bir devlet sinirimiza yaptiklari 3500 tır lık sevkiyatta ypg icin olmadigi acik yavastan yavastan hazirliklarini yapiolar toros daglarin da 1 milyon leslerini birakmak eee tabii kolay olmayacakki burda en ana esas nokta bu savasin tam orta yerinde bana oyle geliyorki siyonizmde yada israilde bizden sopayi yiyecek tabi anlattiklarim bugun yat yarin kalktik olacak degil ama surec oraya dogru gidiyor mustafa beyin tespih tabiri misali oyle geliyorki cok ta acilar yasayacagiz oyle kolay olacak degil ama inancim bu savasta BAŞ siz olmayacagiz akabindede kurulacak olan islam devletinin vatikani yani bati romayi feth etmesi bu esnada deccal cikti soylentisi bu nedenle seferden geri donulmesi bu olayin 2 defa yasanmasindan sonra 3 de deccalin cikmasi sam taraflarinda Hz isa tarafindan oldurulmesi sonra vatikanin fethi olaylarin bu sekilde cereyan edebilme olayi yuksek ki alimlerin genel soylemleri bu yonde.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Süfyani Türklerle savaştıktan sonra, onun yok edilmesi görevi, Mehdi’nin elinde olur. Mehdi ilk kurduğu orduyu da Türk’e gönderir. Ahir zaman Mehdisinin Alametleri: Tercüme Müşerref Gözcü. Sh.50 Celaleddin suyuti`nin Tasnifinden – Ali bin Hüsameddin Muttaki
    Bu hadis icin ne soylersiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beklenen'e 9 bayrak verilecek ilki Türk, sonuncusu Arabistan.

      Sil
    2. 4.67--- Na‘îm, Hakim bin Nafi'den tahrîc etti. Dedi ki:
      Süfyânî Türklerle savaştıktan sonra onun yok edilmesi görevi Mehdî’nin elinde olur. Mehdî ilk kurduğu orduyu da Türk’e gönderir.

       ÇÖZÜM

      Süfyân : (Yezîd) II. Süfyânü’d-deccâl Feto
      Türk : TR
      savaş : (6 ay) : 26. 07. 1439 – 26. 01. 1440 (13. 04. 2018 – 06. 10. 2018)
      hükûm : (9 ay) : 26. 01. 1440 – 26. 10. 1440 (06. 10. 2018 – 30. 06. 2019)
      görev : 20 eylül 2018 (10 muharrem 1440) pş ‘âşûrâ´ gecesi Sp'den hurûc!
      görev : (başbakan) 20 aralık 2018 Pş halâs (kurtuluş) günü
      Mehdî : (´Atîlâ) ‘askerî İmâm II. Mehdî resûl (‘as) Muhammed‘Alî Fâtih Erbakan
      ordu : (IV. dünyâ´ savaşı) 22 mart 2020 – 22 ekim 2020 İslâm’ın Avrupa’nın 3te 2sini fethi
      Türk : (Moğôl: Bâycû noyan, 1243) AB7

       Yorum

      Sil
    3. Sakarya seyf birazda mehdinin talebelerinden bahsette icimiz rahatlasin

      Sil
    4. Mustafa bey su 3.mehdi 3.erbakan adli yazarin surayi kirletmesine musade etmeyin ne yazdigini kendi bile anlamiyordur bence

      Sil
    5. Bediuzzaman risalei nurda 63 defa mehdiyi zat olarak zikretmistir buna gore hala risalei nuru kaynak gosterip sahsi manevi diyenleride anlamakta gucluk cekiyorum

      Sil
    6. 8 kişi; birbirinden habersizler Mehdi ile bağlantılı olacaklar.Mehdi'nin Mehdi olduğunu bildiklerinde.Belki de bazıları biliyordur yahut hissediyordur veya kendilerine bildirilmiştir.

      Sil
    7. 9 bayraktan biri olan 5.Bayrak Suriyedir. Ne mutlu Hz.Mehdinin vezirlerine...

      Sil
    8. 1*Selçuklular fetih ağırlıklı hizmet gördükleri için ahir zaman gibi konularla ilgilenmemişlerdir. Osmanlı ise emniyet ve asayiş sebebiyle ahir zaman ile ilgili kitapların kütüphanelere girmesine dahi izin vermemiştir. Bazı eserlerde bir bölüm olarak geçen kitaplar hariç. Günümüzde müdakkik ve basiret sahibi her insan ahir zamanın başlama tarihini bilir. Bilince de onunla ilgili eşhası ve şahs-ı manevilerini de bilir.

      Risale-i Nur Kur’an’dan tereşşüh etmiştir. Kur’an’ın ilhamatına tabidir. Öyle olunca anlatım tarzı da Kur’an gibidir. Bir konunun mana mertebelerinden birini bir yerde açar ve izahını yapar. Bu diğer bölümlerin devamı ve tamamlayıcısı olur. Risale-i Nur’un ahir zaman gaybi haberleri konusundaki bütün açıklamaları bu toprakların tarihinde bir ilktir. Öyle ki 1909’da Japon Kumandan’ın İstanbul’u ziyareti sırasında ahir zamanla ilgili bir soru üzerine bir bölüm yazmış. 23 yıl sonra da bu defa 5. Şua’yı mufassal olarak telif etmiştir. Ancak bu Şua’daki bazı konuları destekleyen bir çok yerde paralel ve mütemmim bilgiler vermiş. Kısaca özetlersek. 1-Decaller’in huruç tarihi 1917 ve 1924. 2- Mehdi’nin zuhuru ise bu tarihleri takip eden 1-2 yıl sonraki bir tarihtir. 3- Bediüzzaman, Mehdi’nin hizmetini dar dairede Mehdi’nin kendisinin değil cemaatinin, geniş dairede sayıları milyonları bulan Al-i İbrahim ve seyiydler cemaatinin yapacağını belirtir. Bu hizmetle ilgili 3 fasıl-süreç olduğunu bildirir. İman-Hayat-Şeriat. Ki bu da bir asrı kapsayan bir faaliyettir. Yani Mehdi’nin zuhurundan bir asır sonra yani 100 yıl sonra Mehdi’nin tüzel kişiliği olan Mehdiyet, şahs-ı manevi yani zatın hizmeti ile hakim olur. Buna dair Risalelerde geçen birkaç tanesi şöyle:

      “Hem bu üç vezâifi birden bir şahısta, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerh etmemesi pek uzak, âdetâ kabil görülmüyor. Âhirzamanda, Âl-i Beyt-i Nebevînin (a.s.m.) cemaat-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdîde ve cemaatindeki şahs-ı mânevide ancak içtima edebilir.”(Kastamonu L)

      “Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler cemaati (hepsi birden şahs-ı manevi) yapacağını rahmet-i İlâhiyeden bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak...”(Emirdağ Lahikası)
      “Şahıs ne kadar dahî, hatta yüz dahî derecesinde olsa, bir cemaatin mümessili olmazsa, bir cemaatin şahs-ı mânevîsini temsil etmezse; muhalif bir cemaatin şahs-ı mânevîsine karşı mağluptur.”(Mektubat)

      “Üçüncü vazifesi: İnkılâbât-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur’âniyenin zedelenmesiyle ve şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) kanunları bir derece tâtile uğramasıyla, o zât, bütün ehl-i imanın mânevî yardımlarıyla ve ittihad-ı İslâmın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Âl-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır…”

      Sil
    9. 2*“Hazret-i Mehdînin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ edecek...”(29. Mektup)

      Senin aklını taktiğin zat bir şahs-ı manevidir. Ayrıca bu şahs-ı manevinin ferteri için zatlar ifadesini de kullanır.

      “Ümmetin beklediği, âhirzamanda gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir ve ehl-i imanı dalâletten kurtarmak…”(Sikke-i Tasdiki)
      “Birinci vazife, o iki vazifeden üç-dört derece daha ziyade kıymettardır. Fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şaşaalı bir tarzda olduğundan, umumun ve avâmın nazarında daha ehemmiyetli görünüyorlar…”( Sikkei Tasdiki)“)

      “Şark tarafından bir nûr zuhûr edecek, bid’alar zulümâtını dağıtacak. Ben böyle bir nûrun zuhûruna çok intizâr ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nûranî (Dikkatinizi çekerim zat demiyor zatlar diyor ki onlar da şahs-ı manevinin fertleridir) zâtlara zemin ihzâr ediyoruz.”(Mektubat)

      “Âhirdeki iki vazife (hayat ve şeriat fasılları), gerçi hakikat noktasında birinci vazife derecesinde değiller; fakat hilâfet-i Muhammediye (a.s.m.) ve ittihad-ı İslâm ordularıyla zemin yüzünde saltanat-ı İslâmiyeyi sürmek cihetinde herkeste, hususan avamda, hususan ehl-i siyasette, hususan bu asrın efkârında, o birinci vazifeden bin derece geniş görünüyor. Ve bu isim bir adama verildiği vakit, bu iki vazife hatıra geliyor; siyaset mânâsını ihsas eder, belki de bir hodfuruşluk mânâsını hatıra getirir; belki bir şan, şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir. Ve eskiden beri ve şimdi de çok safdil ve makamperest zatlar, Mehdî olacağım diye dâvâ ederler.(Sikke-i Tasdiki)
      “Asırlardan beri beklenilen ve muntazır kalınan zat, Risale-i Nur imiş..” (Barla Lahikası)

      Şimdi aklın bir şeyi aldı mı? Almadı değil mi? Niçin bilir misin? “Bir asır sonra gelecek o zât” cümlesi elbette bir hakikati ifade ediyor. (Zat) kelimesi ile bir haber veriliyor ama, sırr-ı imtihan ve hikmet-i ibham gereği perdeliyor. Net bilgi vermiyor. Niçin bilir misin? Din bir imtihan olduğu için, akla kapı açarak, iradeyi elden bıraktırmıyor. Burada Mehdi ve cemiyeti var. Sonra diğer dini cemaatler var. Üçüncü aşamada sayıları milyonları bulan İslam Alemi’ndeki seyyidler var. Ve onlar hilafet-i Muhammediye’yi ihya edeckeler. Acaba Bediüzzaman “Niçin ben acele ettim erken geldim” dediğini biliyor musun? Bununla ne demek istiyor? Sırr-ı imtihan ile meseleye bakıyor.

      Burada püf noktası şu: Mehdi varis-i Nebi. Al-i Beyt’in temsilcisi. Bir müceddid. Bir din alimi. Sahabelerden sonra gelir. Mezhep imamlarının üstünde. Velayet-i kübra sahibi ve bu velayetin hatemidir. Ayrıca din onunla ikmal olur. Bir husus daha. Mehdi’yi herkes bilemeyecek. O ancak nur-u imanla tanınacak o kadar. Mehdiye “Sen Mehdisin” denecek o inkar edecek. O zaman?

      Zatınız bu zatı tanıdı mı acaba?



      Sizin dünya perest anlayışınıza göre O ne yapacaktı? Siyasete atılıp siyasetin çirkefliği içinde Tevhid’in ve imanın hakikatlerini siyasi ve devlet erkini kullanarak zorla mı kabul ettirecekti. Din ancak bir tekliftir. Zorlarsan münafıklığa yol açar. Onun için Al-i Beyt-i Muhammed’e (as) siyaset ve dünyevi makamları kader-i İlahi yasaklamıştır. Niçin? Risale-i Nur’u iyi anlamak lazım. Beidüzzaman’ın bir tembihi var:

      Sil
    10. Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid (içtihad eden büyük İslam alimi), hem en büyük bir müceddid (her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi, yenileyen, yenileyici), hem hâkim, hem Hz. Mehdi, hem mürşid (doğru yolu gösteren kişi), hem kutb-u a'zam (Müslümanların kendisine bağlandıkları büyük evliyalardan, zamanın en büyük mürşidi) olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebevîden (Peygamberimizin soyundan) olacaktır. (Mektubat, sf. 411, 412, 441)

      Sil
    11. Hem bu üç vezaifi (vazifeleri) birden bir şahısta, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi (çürütmemesi) pek uzak, adeta kabil (mümkün) görülmüyor. Ahir zamanda, Al-i Beyt-i Nebevi’nin (asm) (Peygamberimiz’in soyunun) cemaat-i nuraniyesini (nurani cemaatini) temsil eden Hazret-i Mehdi de ve cemaatindeki şahs-ı manevi de ancak içtima edebilir (toplanabilir). (Kastamonu Lahikası, sf. 139) (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sf. 186

      Sil
    12. Seyyid Salih Özcan, Bediüzzaman Said Nursi'nin bizzat kendisine hitaben
      "Mehdi'yi ben görmeyeceğim, sen göreceksin" dediğini anlatıyor

      Sil
    13. O ileride gelecek acib bir şahsın (şaşılan ve hayret uyandıran şahsın) bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı (önceden gelen takipçisi) ve o büyük kumandanın pişdar bir neferi (öncü bir askeri) olduğumu zannediyorum.” (Barla Lahikası, sf. 162)
      Burada bediuzzaman kendi gorevinide aciklamis sen hala mehdi geldi gecti dersin o verdigin sayilara 100 yil eklemeni tavsiye ederim

      Sil
    14. Büyük Hz. Mehdi’nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad aleminde.” (Şualar, sf. 456)

      Sil
    15. 1*“Her Risalede herkesin hissesi var, fakat herkes her şeyini bilmek lazım değildir”(Barla Lahikası)

      “Risale-i Nur cami hakikatler ve veciz sözler hazinesidir. Bir cümlede, bir sahifelik; bir sahifede, on sahifelik: bir risalede bir kitaplık manan ifade eden ve camiülkelam hususiyetine malik olan bir şaheserdir. Bunun içindir ki, dersler çok tesirlidir ve gayet nafizdir” (Nur’un ilk kapısı)

      “Bunun için devamlı okumaya her gün devam ediniz. Kendini, tekrar tekrar, zevkle ve şevkle okutan bir şaheser külliyatını okudukça anlayışınız ziyadeleşecektir. Anlamanın tek çaresi: Nurlarla baş başa kalıp, zihni cehd sarfederek, tekrar tekrar okumak sevgisiyle payidar olmaktır.” (Nurun ilk kapısı)

      “Fehmettiğiniz miktarına memnun olup tekrar mütalaa ile izdiyadına (çoğalmasına) çalışmalıyız. (Sözler)

      “Yazılan parçaları dikkatle ve tekrarla okuyunuz.” Şualar
      “Gazete gibi okumayınız” (Mektubat)
      "Risale-i Nur, siyasetle alakası olmadığından; siyasi bir kafa çabuk takdir edemiyor” (Emirdağ L)

      Bunları niçin verdim: Şimdiki medeniyetin geçmiş 28 medeniyetten farkı şudur: Geçmiş medeniyetlerin hepsi ampirik medeniyetler. Yani tecrübeye dayanılarak oluşturulan medeniyetler. İlmilikten uzak, müessesleşmemiş. Şimdiki medeniyet ise istikbale bakan, istikbali tasarlayan medeniyettir. Risale-i Nur’da ampirik İslam medeniyetinin esaslarına tabi değil.O nur-u Kur’an’ı esas aldığından ondan tereşşüh ettiğinden istikbale bakar. Mezhep imamlarından, müçtehidlerden, Rabbani ve Gazali dahil tamamı o medeniyetin büyükleridir, zirveleridir. Ancak ampirik medeniyetin izlerini taşısalar da ezeli kelamın tesiriyle istikbale zımnen bakışları vardır. Mesela İmam- Rabbani’de bu yer yer gözlenir. Ama Risale-i Nur öyle değildir. Risale-i Nur, ümmet-i Muhammed’e (as) Kur’ani takviyedir. Ve şimdiki medeniyetin gelişmesinden yani Yahudi- Hıristiyan medeniyetinin yerini alacak Tevhid medeniyetinin kurucusudur.

      Öyle olunca mazinin ampirik medeniyet ölçüleri ile değil Kur’an’ın “Her bir ayetin müteaddid manaları vardır. Hem her bir mana küllidir. Her asırda efradı bulunur” hakikatince ahir zamanda tekemmül edecek dinin son mana mertebesini esas aldığından o anlayışla gaybi ihbarlara bakmak lazım.

      "Senin üzerine haktır ki, her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu demek doğru değildir." (Risale-i Nur)
      Yani her doğruyu söyleyemiyoruz. Bilmem anlatabildim mi?

      Sil
    16. 2*Mehdi küfrün yani firavun ve nemrut ve tağut zulmünden daha eşed esip gürlediği bir zamanda gelecek. Öyle olunca hayatına kast edilmemesi için onun kimliği gizli kalacak. O, eserini ortaya koyacak, cemaati daireyi genişletecek (yani Kur’an’ın bu asırdaki mana mertebelerindeki bir ferdinin esaslarının vaz edecek) ve diğer meslek ve meşreplerle esasta ittihad ederek hizmetini şahs-ı manevi olarak icra edecektir. Yani bir hidayet cereyanı olarak her alanda hükmedecek. Bu da iman-hayat-şeirat yani iman hakikatlerinin cemiyete hakim olması ve bu imanın aksiyonuna dönüşmesi ile şeair-i İslam olan ezan-tesettür-Kur’an eğitimi-dini eğitim-dini hürriyet-inanma ve ibadet hürriyetin hakim olacak. Bu iki faslın oluşturduğu cemiyet-milletin oyu ile ise siyasete yansıması olacak. Bu da önce Türkiye’nin, sonra alem-i İslam’ın gerçek istiklaline kavuşması, birleşmesi ve hilafet-i Muhammediye-yi inşa etmesi demektir. Ki bu fasılda sayıları milyonları bulan Al-i İbrahim (as) ile Al-i Muhammedd’in (as) seyitlerinin devreye girmesi demektir. Bunların hepsinin ilk noktası, ilk tuğlası Mehdi. Ama çizgiyi uzatan inşaatı yükselten önce cemaati, sonra diğer cemaatler ve sonra Al-i İbrahim ve Muhammed (as) devrede olacak.

      Salih Özcan vefat etti. Bediüzzaman’ın tebşiratı ile Mehdi’yi görmüş olması lazım. Peki niçin Mehdi bilinmiyor. Çünkü dikkatinizi çekerim, o yani Mehdi herkes uykuda iken gelecek hizmetini yapıp gidecek. Herkes uykuda demek herkes yani ehl-i iman ve İslam gaflette iken hizmetini yapıp gidecek. Ve 3 fasıl tek tek inşa edilecek, kimse meşhur örnek olan Hz. Hızır’ın kendisini arayana görünüp ve kendisini tarif etmesine rağmen anlamayan dervişi halet-i ruhiyesinde olacağından onu tanımayacak, sadece nur-u iman ve Kur’an sahipleri bilecek.

      Bir iki rivayet kitabı okuyup ahkam kesenden geçilmiyor. O elinizdeki rivayetlerin hepsi müteşabihattır. Manası gizli, kapalı örtülü, perdeli. “Eşek gibi bir adam” denince eşek kılığında bir adam beklenemez. Eşek tıynetli, özellikleri olan biri aranır. Onun gibi müteşebihatı anlamak ayrı bir ilim meselesidir. Sonra ampirik medeniyetin anlayışına uyan rivayetlerin istikbali tasarlayan medeniyette anlaşılma hükmü hiç.

      Tamam mı? Salih Özcan anlattığına göre Mehdi’yi gördü. Peki kim o Mehdi? Sen görürsen resmini çek de görelim. E mi? Sonra sana bir tüyö vereyim. Şu anda Mehdiyet’in siyasi alandaki hükmünün icrası olan Ayasofya’nın ibadete açılması, Kudüs’ün fethi ve İsrail’in yıkılma aşamasındayız. Ve bu Cehcah'a ait. Mhehinin bir nevi kumandı olan zat. Hem şahıs,hem siyasi şahs-i manevi yani cereyan olarak zat. Mehdi kan döken bir asker, palavraya tenezzül eden bir siyasetçi değildir. İslam tarihinde böyle bir müceddid yoktur.

      Sil
    17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    18. 3*Siz Risale-i Nur’dan nakil yapıyorsunuz ama Deccal-Mehdi konusunu işleyen 5. Şua’yı atlıyorsunuz. Öyle olduğu için önce Risale-i Nur’un nasıl anlaşılması hususunu uzun uzun yazdım. Anlamadığının ispatı:

      Hz. Peygamber buyurur” “Ümmetimin ömrü 1.5 gün” Yani 1500 yıl. Biz 1439’dayız. Sonra Mehdi’nin teşhis etmenin en önemli bir ölçüsü Süfyan’ın yani İslam Deccali’nin kim olduğunu bilmektir. 5. Şua’dan naklediyorum:
      “Meşhur olmuş ki, İslâm Deccalı öldüğü vakit ona hizmet eden şeytan, İstanbul’da Dikilitaş’ta bütün dünyaya bağıracak ve herkes o sesi işitecek ki, "O öldü." Yani pek acip ve şeytanları dahi hayrette bırakan radyoyla bağırılacak, haber verilecek. “

      Peki Dikilitaş (S.Ahmet'te) niçin zikredilmiş? Çünkü 1927-1946 yılları arasında İstanbul Büyük Postane’den yayın yapan İstanbul Radyosu yeni binasına taşınıncaya kadar anteni orada idi. Bu duruma göre İslam Deccali bu tarihler arsındaki bir tarihte gebermiş. Deccal varsa Mehdi de var demektir, değil mi?

      Siz Kur’an ve iman gözü ile değil dünyevi gözle, sonra hakim medeniyetin esası olan ilimle değil, ampirik medeniyetlerin esası olan nakille değerlendirme yapıyorsunuz. Mehdi ilim çağının adamıdır. Ve Kur’an’ın metodu olan ilim, delil ve ispatla teşhis edilir. Dedikodu ile değil.

      Şu anda Ortadoğu’da cereyan eden savaş 3. Dünya savaşıdır. 3. Melheme. Diğer iki melhemeye göre düşük yoğunluk savaşlara sahne olacağı rivayetlerde yer alır. Anlaşıldığı kadarıyla da 30 yıl sürecekti. O zaman sona geldik demektir. O sonda ne olacaktı? Bunun kader noktasında takdirin teyid tarihi 2017’dir. Ampirik kafayla değil Kur’an ve iman nuruyla hadiselere bakıp konuşmak-yazmak lazım.

      Bir küçük husus daha. 100 yıl tavsiyeniz sizin olsun. Çünkü güneşin batıdan doğuşuna 6 yıl kalmış olacaktır.

      Sil
  5. NATO ittifakı ülkeleri şimdilik dışlamak değil, Türkiye’ye ayar vermek istiyor. “Ey Türkiye sen bize tabisin. Biz ne dersek o olur. Otur oturduğun yerde. Dediğimizin dışına çıkma” zihniyeti kime sopa gösteriyor? Müesses nizama değil. Menderes’e-Demirel’e-Özal’a aya verdikleri gibi. Erdoğan’a. Yalnız son NATO krizinde gözden kaçan bir “ilk” var. İlk kez M.Kemal üzerinden ona tabi olanlar, iktidar ile yaptıkları ittifakı sebebiyle hedef kondu. Çünkü askeriyeye yargı kumpası ve 15 Temmuz darbe teşebbüsü ulusalcıların gözünü açtı. Özellikle FETÖ çetesinin kumpasını yiyen askerler iktidara destek verince çuvaldan sonra onlara ilk kez hedef tahtasına kondu.

    15 Temmuz Ankara’da yeni bir ittifak oluşturdu. Yenikapı Mitingi ile. Muhafazakarlar-Milliyetçiler-Ulusalcılar-Kemalistler baktılar ki papuç pahalı istiklal için birleştiler. Çünkü 15 Temmuz’un tertipçisinin ABD Merkez Komutanlığı ile NATO suçüstü yakalandı. Ve şimdi bu darbeci askeri iki kuruluş, Türkiye’ye parmak sallıyor. Eskiden o parmak sürekli Demokratlardan beri hep milliyetçi-muhafazakar iktidarlara kalkardı. Söz dinletemeyince de onlar devrilir halkçılara iktidar teslim edilirdi. Şimdi durum değişiyor.

    NATO’daki bu komplo Türkiye’ye uyarıdır. Yani hükmün hala onlarda olduğunu sananların enidşeyle karışık şecaat arz ediylorlar. Bu yüzden önce sopayı gösterip sonra özürle tokata razı etmek istiyorlar. Tabi durumdan istifade etmek isteyenler de var? Kim gibi neocon-siyonist ABD kanadı. Ve onların yerli maşası FETÖ ihanet çetesi. Perde gerisinde İsrail’in geleceğinin kollandığı muhakkak. Çünkü Türkiye ya sindirilerek veya NATO kalkanını kaldırma şarntajıyla tedip edilmek isteniyor. Ayrıca İsrail’e yeni fitneleri için engel olması önlenmek isteniyor.

    Ha bu işin askeri üç kağıdı. Birde ekonomik kriz üç kağıdı henüz açılmadı. Pazarlık sürüyor. Rıza Zarrap dosyası FETÖ-siyonist oyununun 7 Şubat MİT darbesin sonraki tezgahı idi. Hukuki darbe girişiminin kumpası idi. ABD Hazine Müsteşarlığı’nın Yahudi bürokratlarının gezi öncesi 2013 Nisanı’nda hazırlayıp ve Kongre’yi devreye sokarak hazırlayıp gezi sonrası devreye soktukları kumpas dosya idi. Askeri darbe olmadı ise finans-ekonomi üzerinden gelecekler. Peşrevi çektiler şimdi tek dalacaklar.

    Bakın Ebu Hureyre (ra) naklettiği hadis, Mehdiyetin hakimiyeti başlaması üzerine ne olacağını bildirmişti? Çirkin hile ve planlarla ittifak ederek saldırırlar. Ama Allah daha şiddetli mekr sahibi ve onlarım bükün hilelerini akim bırakır. Bu fecr-i sadık öncesi son numaralara.


    YanıtlaSil
  6. ALLAH(C.C) hayretsin bugün sabaha doğru ruyamda bir havaalanındayım bir uçak kalkarken düştü
    bütün havaalanı kanlı cam kırıkları ile doldu
    tahminim uçak devlet ricali havaalanıda ülke
    dilerim olmazda bir yere giderken kim olduğunu bilmediğim bir devlet ricaline suikast yapılacak etkisi tüm ülke çapında hissedilecek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://www.akevler.org/AdilDuzenDergisi/108/1609/Ruya-Son-kabine-mi

      Sil
    2. Tipik bir feto rüya taktiği.
      Admin linkteki yazıyı okumadınız sanırım. Bu mehdi nikli herif büyük ihtimalle kripto bir fetocu. Hala rüyalarla dolaylı mesajlar verip erdoğana suikast peşindeler. Erdoğana birşey olsa rahat edeceklerini sanıyor ahmaklar. Yer yüzü size dar olur....

      Sil
  7. SAHTE BOMBA İDDİASI
    balkan savaşında ordumuz hezimet yaşadı bunun sebeblerinden biri
    birbirini kıskanan subaylardırki
    asker cephede savaşmak için mermi sandığını açıyor sandıktan mermi yerine kum çıkıyordu
    fetö ihanetine maruz kalan ordumuzda yeni bir iddia var
    https://www.cnnturk.com/turkiye/jandarma-komutaninin-iddiasi-ucaklarimizin-attigi-bombalar-sahte
    "Uçaklarımızın attığı bombalar sahte..." Bu iddia, Güneydoğu'da jandarma bölge komutanlığında önemli bir görevdeki bir komutana ait. Gündemdeki Afrin operasyonunu hatırlatan komutanın uyarısı ise şöyle: "Hava Kuvvetlerimizin uçaklarının kullandığı bombaları üreten ABD… Ordumuz, içleri boş uçak bombalarıyla bilinçli ve kasıtlı olarak bir savaşa doğru sürükleniyor. Bu plan, Mehmetçik için bir katliam planıdır."
    gavurdan herşey beklenir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saygı Öztürk bağlı olduğu gazetenin yayın politikası doğrultusunda kalem sallıyor. Üstelik bağlı olduğu ideolojinin kaşarlı bağımlısı. Yani bağımsız değil. Böyle olunca ülkesinin ahvali ve durumu hakkında olan biri onun dolmalarını yemez. Efendim neymiş bir komutan söylemişmiş. Tuzla da kokmasın.
      Osmanlı’nın yıkılışındaki durumu biliyoruz. Yerine kurulan maket cumhuriyetinin halini de. İstiklalimiz için savaştık. NATO’ye girerken askeriyenin en büyük derdi silah üretmek değil ABD’den alıp tüketmek üzerine idi. Bir fabrikamız vardı Kırıkkale. 1.Cihan Harbi’nin tüfeklerini üretirdi, hepsi bu. Ve bu hal bir gün geldi Kıbrıs Harekatı sonrası başlayan silah-teçhizat sıkıntısı öylesine açığa çıktı ki, 1990’larda bir terör çetesini takip edip yok edecek güçten mahrumduk. Ya şimdi.

      Silah-teçhizatın milli kaynaklardan temini yüzde 9’ iken bugün yüzde 65’e dayandı. Yürütülen askeri proje sayısı son açıklamaya göre 600. 600 askeri proje yürütüyor. Ve gerçekleştirilen bunlardan biri o yazarın kulağına fısıldayan sözde komutanı utandıracak cinsinden. Malum PKK’lılar bombardımanlara karşı mağaralarda sığınırlar. İşte Türkiye’de imal edilen bir boma uçakta atılıyor. O mağaranın kayalığına çarpıyor, deliyor, teröristlerin bulunduğu mağara alanına gelince booomm diye patlayıp iki şeyi öldürüyor. 1.Teröristleri 2-Saygı’ın sözde komutanını palavrasını.
      Mete Yarar eski bir asker. Yani komutan. Çok iyi bir terör uzmanı. Bütün medya kuruluşları ona başvurur. Şimdi vereceğim linkten onu sadece 10 dakika dinlersen hem Saygı Öztürk’ün hem de sözde komutanın sözlerinin doğru olmadığını anlarsın. Biz bugün ABD’den mermi ve bomba almıyoruz. Sadece bir tip roket için zorluk çıkarılıyor. Onun dışında uçaklarımızın kullandığı bombalar yerli üretim.
      https://www.youtube.com/watch?v=wKWHL-MIUAE
      Bu linki 10 dakika dinle. Şimdinin askeri 1990’ların askeri değil. Çünkü kullandığı silah ve teçhizat yeril malı ve yalancının mumunu yatsıda söndüren cinsinden..

      Sil