.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

2 Ocak 2018 Salı

İRAN'I AMERİKA KARIŞTIRIYOR



İran'ın Meşhed kentinde başlayan gösteriler ülke geneline dalga dalga yayılıyor. Ekonomik gerekçelerle başlayan gösteriler 'rejim karşıtı' protestolara dönüştü.
ABD, bu süreçte protestocuları desteklediğini belirtti, hatta ABD Başkanı Trump, "Değişim zamanı" diye tweet attı. İşgalci İsrail ise, "İran’da rejim düştüğünde İranlılar ve İsrailliler yeniden arkadaş olacak" dedi.
Hameney, İran'ın yabancı düşmanlarının ülkede karışıklık çıkardığını ve bunun silah, para ve istihbarat ile desteklendiğini söyledi.
İran’da hükümet karşıtı gösterilere, Azeri Türkler de katıldı. Maragheh kasabasında bir grup Azeri Türkü, Türkçe sloganlar ve bozkurt işaretleriyle hükümeti protesto etti.
ABD Başkanı Trump, resmi Twitter hesabından İran ile ilgili açıklamalar yapmaya devam ediyor. ABD'nin gelişmeleri izlediğini söyleyen Trump, 'İran halkı nihayet vahşi ve yoz İran rejimine karşı harekete geçti!' dedi.
Türk Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde "Olayların tırmanmasının önüne geçilmesini, gelişmeleri kışkırtıcı söylem ve dış müdahalelerden kaçınılmasını temenni ediyoruz" denildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shuang, İran’daki hükümet karşıtı protestolara ilişkin “İran’ın istikrarını korumasını diliyoruz’’ dedi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı "Ülkedeki durumu istikrarsızlaştırılabilecek dış müdahaleleri reddediyoruz" ifadelerini kullandı.
***
İran'daki eylemlerin arkasında İran Milli Direniş Konseyi Meryem Recavi bulunuyor. 24 Aralık günü Noel ağacı ve Hz. Meryem ile Hz. İsa figürü önünde çekindiği fotoğrafı paylaşarak "İsa, sevgi ve umudun sözü, baskı ve aldatmacaya karşı isyanın mesajı, ışık ve özgürlüğün cümlesiydi" mesajını paylaştı. Bu mesajın, İran'daki olayların da başlangıç fişeği olduğu iddia edildi.


125 yorum:

  1. Acem baharı!
    https://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2018/01/02/acem-bahari

    YanıtlaSil
  2. Araplarla İran arasında mezhep savaşının yakın olduğu anlaşılıyor. İran çıkış için Hürmüz boğazına saldırır mı? Bu savaşta İran 7/8 gün füzelerle vurulacak. Rey şehri (Tahran) yıkılacak. İran kuzey ve güney olarak ikiye bölünecek. Bu sırada Türkiyede Hz. Ali'nin haber verdiği "Ey oğul, Türkler cuş ettiğinde Mehdiye hazır ol" demiştir.
    Dağistani ayrıca Mehdiden önce Türkiyede bir inkılabın olacağını söylemiştir.
    Bunu zaman tefsir edecek. Ancak Amerikanın halen 15 Temmuzun rövanşı için fırsat kolladığını herkez tahmin edebilir. Hatta 3 aylık bir tertip dönemi de bu sıralarda olabilir. Ama tokat çok fena gelecek. Tokat Amerikanın sonunu getirecek. Amik savaşında 1 milyon ölü ile paramparça olacaklar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa bey kardeşim öngörünüzü doğrular mahiyette evrenin dili isimli sitede iç karışıklık başlıklı sahih olduğunu düşündüğüm rüyalar var

      Sil
    2. Hüseyin ağır kardeşim evrenin dili sitesinden izmir depremi ile ilgili bilgi verebilir misin evrenin dili sitesinden

      Sil
  3. Yukarıdaki resimde Komünist halkın mücahitleri örgütü lideri Hz. İsa'nın resmi önünde görünüyor. Tuhaf bir şekilde kapitalistler komünistleri maşa olarak kullanıyor. (Bize karşı komünist pkk yı kullandıkları gibi...)

    YanıtlaSil
  4. Göstericilerden bir kadın beyaz başörtüsünü bir sopaya takmış. Çalışılmış ve planlanlanmış bir figür... Yine islam karşıtı ve göstericilerin batıya teslimiyetlerini simgeliyor... Batıya çekilen teslim bayrağı...

    YanıtlaSil
  5. iran suriyede savaşın bu kadar uzamasına esad ın başta kalmasına en az 600 bin ölüm 10 milyondan fazla muhacir in sebebi irandır
    haşdi şabii ebu azrail namlı katiller ırz düşmanı sürüsünün destekcisi irandır
    bunlara rağmen bu gösterilerden bir şey çıkacağını sanmıyorum iran rejimi iranda neredeyse her camide her mahallede örgütlü
    hadiseye bazı din adamları destek vermese bu kadar sokaklar karışmazdı
    din adamları arası kavgalı görünüyor
    benzine % 120 zam gelmiş yumurta % 50
    ancak bunlar sokağa dökülmek için yeterli değil iran ın karışmasında abd israil batı desteği var
    fakat her halde amarikancıların kazanması bizim için iyi olmaz
    dileğim iranda ekonomik kriz kargaşa kavga içten içe devam eder yönetim yemen suriye ve ırakdan çekilir iran ülkesine döner suriye ırak ve yemendeki şakavet biter

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkiz kuleler saldırısı sonrası Afganistan ve Irak işgal edildi.Ortalarında İran var.En başından beri hedef büyük ihtimalle İran'dı yada en azından İran böyle algıladı.Savaşı kendi sınırları dışında,uzağında (Irak,Suriye,Yemen)kabul etti.Sonunda haklı çıktı, İran bugün gene hedef tahtasında.

      İran,(bizim gibi)İngiltere tarafında.ABD, İngilterenin kontrolündeki ortadoğuya hakim olmaya çalışıyor.İngiliz eğitimli İbadi ve İngiliz eğitimli Esed'le beraber ABDye direnmesi ve onlara yardım etmesi ortadoğuda İngiliz hakimiyetinin devam etmesi, aslında İran'ın geleceği demek.

      Biz de İngiltere tarafında olduğumuza göre ? El Bab operasyonunu neden yaptık ? Afrin operasyonu için yapılan hazırlıklar ?

      ABD ile İngiltere savaşıyor.Cumhuriyetci Bush, İran'ı nükleer silah konusunda sıkıştırdı.Bizi de 1 mart tezkeresiyle Irak'ı işgale ortak edecekti.Demokrat Obama,İran'ı nükleer silah anlaşmasıyla ambargodan kurtardı,İngilizlere paralel bir politika uyguluyordu. Cumhuriyetci Trump ise milliyetçi çizgiye geri döndü ve yeniden İngiltere'ye rağmen İran'ı karşısına aldı.

      İngiltere'ye rağmen bizi de karşısına alacak demek ki.

      Afganistan,İran ve Türkiye 'demir ipekyolu' üzerindeki ülkeler.Proje, İngiliz+Çin projesi.Çin'in bu yüzyılın hegamonu olmasını engellemek isteyen ABD,bu ülkelere hakim olarak,bu projenin sahibi olmak, yada durdurmak istiyor.

      İngiliz sermayesi ile beraber zenginlik/refah asyaya geçecek.ABD Cumhuriyetcilerinin /milliyetcilerinin bu durumu kabul edebilmesi mümkün değil.Sonuna kadar direnecekler.Bütün imkanlarını zorlayacaklar.Bu, son 15 yıldır olduğu gibi savaş demek,sadece İran'la değil,bütün dünya ile savaş.

      Sil
  6. sadiyi hafızı yetiştiren iran şah ismaile yakın sünni ağırlıkta ve yönetiminde bir yerdi
    şah ismail ve yandaşları bütün sünni odak ve kurumları yok ettiler bazı türkmen oymaklar ve kürtler bundan kurtuldular
    hatta bizde bu kadar alevinin çok olmasının bir sebebi timur alçağının beraberinde ayağından zinçirleyip götürdüğü 200.000 den ziyade anadolu türkünü erdebilde şah ismailin dedelerine teslim etmesi
    onlarında bunları mezheplerini değiştirip tekrar geri yollamalarıdır
    iran yerleştiği yerde sünni nufusu yok etmektedir
    not: tarihde bugün rusya varsa sebebi timurdur .. timur müslüman altınordu devletini yıktı moskova bağımsız kaldı.....sivaslılar müslümandır bizi öldürmesin diye binlerce kuran talebesi rahlelerde kuranla önüne çıktılar
    timur bu öğrencileri fillerle ezdi kan dökmedi halkı diri diri toprağa gömdü
    namazda kılardı harbihep müslümanla oldu
    sonunda çine fethe girişecekken bu fetih nasip olmadı öldü

    YanıtlaSil
  7. haydar baş islamoğlu bu kişilerin ardında iran var ve çalışmaları malum
    iran masum devlet değil
    lakin oradaki bir yıkılış tebrizden hataya kadar bir ypg devleti ile sonuçlanırki
    rus çin buna göz yumarmı zor

    YanıtlaSil
  8. mehmet şevki eygi bey bugünkü yazısında 18 yaşından küçük çocukların kullanılacağı yeni gezi kalkışmalarını yazmış
    Önemli telgraflar

    İrandaki kalkışmalar başarılı olursa o ülke, BOP planları gereği parçalanacaktır.

    İrandaki kalkışma başarılı olursa sıra Türkiyeye gelecek, ülkemiz parçalanacaktır.

    İranda olup bitenler bizdeki Taksim GEZİ’si kalkışmasının yüz mislidir.

    Bizde, ilk fırsatta eski Gezi’nin bin misli kalkışma yapmak için hazırlanmışlardır, bekliyorlar.

    Bu işin öncülüğünü ve taşeronluğunu, yaşları on sekizden küçük, cezaî sorumluluk ve yükümlülükleri kısıtlı lise gençlerine yaptıracaklardır.

    Binlerce lisede, kurumda yurt çapında sinsice teşkilatlanmışlardır.

    Bütün sorumlu idareciler, 1968’de Paris’te neler olduğunu, o zamanın devlet başkanı General De Gaulle’ün kalkışmayı nasıl bastırdığını ciddî şekilde öğrenmeli ve bilmelidir. Bu konuda, laf salataları değil, çok ciddî açıklayıcı metinler hazırlanmalıdır.

    ABD, AB, İsrail Türkiye’nin parçalanmasını çoktan planlamıştır; haritaları bile yapılmıştır, internetten bakabilirsiniz.

    Türkiye, İran halkına zarar vermemek, bozuk düzeni desteklememek şartıyla kalkışmanın bastırılması için yardımcı olmalı, elinden geleni yapmalıdır.

    Kalkışma, İranlı gizli Yahudilerin Meşhed’inden başlamıştır.

    Türkiyede Che Guevera canavarını kahraman gibi gösteren zihniyet sıkı takip edilmelidir.......................

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ergün Diler Takvim gazetesindeki bugünkü yazısında Iran'ı karıştıran, Caferi görünen ama öyle olmayan Namazi ailesinden bahsediyor. Gösterilerin Meşhed'den başlaması olayın Meşhedilerle bağlantısını gösteriyor.
      Ergün Diler bu ayaklanma başarılı olmazsa bu sefer mezhep savaşının devreye alınacağını yazmıştı. Bu durum bazı hadislerdeki Rey sehrinin yıkılması yani İran'ın parçalanmasına işaret ettiğini gösteriyor olmalıdır.
      Bu arada önce Rıza Zerrab davası olarak başlayan ancak Halk Bank eski yöneticisi. Hakan Atilla'nın ceza aldığı mahkeme tam bir amerikan tiyatrosu olarak sonuçta Türkiyenin mahkum edildiği bir senaryodur. Bu durum giderek Amerika ile sıcak sürtüşmelere neden olacaktır.
      Amerika çöküyor. Bu yuzden can havliyle sağa sola saldırmaktadır. Hiçbir güç tarihi durduramamıştır. Her gücün bir zevali vardır.
      Amerika en büyük iç çatışmaları yaşayıp parcalanacaktır. Belki ondan sonra kurulacak yeni dünya devletlerinden birisi islam ile barışacak ve islamın müttefiki olacaktır. Şimdiki Amer ika değil.

      Sil
    2. 1800lü yıllardan beri, her 50 yılda bir dünya hegamonu değişiyor. Daha doğru bir ifade ile finans kapital/yahudi sermayesi her 50 yılda bir ülke değiştiriyor.Kendine ucuz işgücü,ucuz hammadde,ucuz toprak,ucuz nakliye arıyor.Ve O ülkeyi hegamon yapıyor.

      Geçen yüzyılın başında da İngiltere'de içgücü,hammadde, toprak ve nakliye ücretleri artınca, sermaye ucuz ABDye kaçarken İngiltere ortadoğuya/petrole el koyup enerji maliyetlerini düşürerek hegamonyasını 30 yıl kadar uzattı. Ama sonuçta 2.dünya savaşı ile hegamonyasını kaybetti.

      ABDnin 50 yılı doldu. Artık sermaye pahalı olan ABD'den ucuz Çin'e kaçıyor. ABD'de aynı şeyi yaparak İngiltere dönemindeki gibi (ordadoğu'yu tehdit/işgal ederek) petrol /enerji maliyetlerini düşürerek, hegamonyasını 30 yıl kadar uzatmaya çalışıyor.

      Malesef her seferinde sermaye, dünyanın (ortadoğu odaklı) başında boza pişiriyor ama olay şahsi değil,sadece iş. Hegamonik işler yani.

      Hegomonik sermaye Çin'e kaçınca ABD hegamonyasını kaybedecek, Çin yeni hegamon olacak. ABD,Çin'in yeni hegamon olmasını engellemeye çalışıyor.İngiltere'nin hegamonyasını kaybetmesindeki gibi bu işler dünya savaşı olmadan gerçekleşemez.

      Her 50 yılda bir,dünya,hegomonik savaşların sahnesi olmaktan nasıl kurtulur ? Hegamonik sermayeden kurtulabilir miyiz ? Hegamonik sermayenin olmadığı bir dünya, nasıl bir dünya olacak ?

      Sil
  9. Hüseyin ağır evrenin dili sitesine göre izmir depremi olacak mı ve ne zaman

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyük deprem büyük savaşın habercisi olur
      Şam'ın batısındaki batma muhtemelen Izmir depremi olabilir. Zamanını Allah bilir, ancak burnumuzun dibinde duruyor.

      Sil
    2. Nostra’da 20li mayıs 2018 Jülyen yani 2-11 haziran ct-pt 2018 Gregorien’de olacağı anlaşılıyor.

      Hadiste beni Abbas’ın Şam’ın mahvolduğu felaket ramazanda ve 20-24 arasında olacağı haber verilmiş. Buna göre döngüsel beni Abbas olan Akp TRsinde (Ege veya İstanbul) olacak olan bu depremin 4-8 haziran pt-c arası yani hafta içi süreceği anlaşılır.

      Sil
    3. ALLAH, Mehdi'nin eliyle depremi meydana getirir.Cabir vefat ettikten sonra...

      Sil
    4. Allah bildiğimiz depremse Mehdi’nin eliyle nasıl meydana getirecek?

      Hadislerde el-Mansuru'l-Yemani, öncü Mehdi ve Cabir diye geçer. döngüsel Talut'tur. 18 aylık çıkışı itibariyle 30 mart cuma deccal Feto ile birlikte çünkü ona karşı çıkacak. 8 aylık çıkışı itibariyle de 20 aralıktaki Tbmm hükümeti çerçevesinde çıkmış olacak. 2020 sonuna kadr Avrupa’yı da fethedip dünyada büyük bir imparatorluk kurup bunu II. Mehdi'ye devredecek (gerçi 2019daki büyük savaşta 2 bin askeriyle birlikte şehid olacak).

      Bu kişinin kasdettiğiniz kişiyle alakası yok. Mehdi'nin gençlik başkanı olduğu anlaşılıyor.

      Sil
    5. Mehdi Rahim ismine mazhardır. Bu isim Cemal isim grubundandır. Felakete vesile değildir. Cabirlik meselesine gelince..

      Cabir diye biri yoktur. O bir ünvanıdır. Mehdi'nin bir kaç ünvanından biridir. Ahir zamanın bir tek kutbu vardır. O da Mehdi’dir. Yani halifetullahtır. Hilafet-i Muhammediye’nin ilgası üzerine vazife verilecek zattır. Onunla adı geçen daha düşük düzeyde iki önemli zat vardır. Bir nevi yaveri hükmünde Kahtani, ki ona yapışık çıkar ve Mehdi’nin vefatından sonra hayat faslının yerleşmesinde vazife alır. Diğeri ise Cehcah’tır. 3. Faslın adamıdır. O da alem-i İslam’ın istiklali için sesini yükseltecek ve Konstantiniyye dolayisiyle Kudüs’ün fethini yönlendirecek kumandanıdır. Başka önemli hiçbir isim yoktur.

      Mehdi’nin alem-i misalde müşahade edilen birçok hizmetinden birine binaen ona yakıştırılan ünvan şahıs gibi belirtilmiş. Mehdiye, Cabir ünvanı şu sebepten verilmiştir. Şimdi askeri-siyasi-saltanatı olan Süfyan aniden başa geçip hükmederek şeriata-ı Muhammediye ile şeair-i Ahmediyeyi tahriple dinin adeta silinma noktasına gelmesine sebep olur. Ona karşı vazifelendirilen Mehdi öyle bir hizmet icra eder ki, hem tahribatı tamir eder hem de keyfi-cebri-küfre yöntemle yani cebirle yasaklanan dini her şeyin ihyasını netice verir. Yani Süfyan’ın hükmü ıskat olur ve zorla giden geri gelir. Bu hizmetine binaen Cabir ünvanı verilmiştir. Yani zorla yasaklanan dini hükümleri geri getirir. Cabir budur. Bir ünvandır. Tasavvufun neşeli ve renkli aleminde gezinen evliyanın keşiflerinden biridir. Ünvanı kişi gibi ifade etmişlerdir.

      İzmir depremi rivayeti de gerçekleşmiştir. Bediüzzaman bu zelzele münasebetiyle şunları yazar:
      “Zelzele gibi vâkıalar olan şu hâdisât-ı kevniye, tesadüf oyuncağı değiller. Meselâ, zemine nebâtât ve hayvanât envâından giydirilen birbiri üstünde, birbiri içinde, gayet muntazam ve gayet münakkaş gömlekler, baştan aşağıya kadar gàyelerle, hikmetlerle müzeyyen, mücehhez olduklarını gördüğün ve gayet âlî gàyeler içinde kemâl-i intizam ile meczub Mevlevî gibi devredip döndürmesini bildiğin halde, nasıl oluyor ki, küre-i arzın benîâdem’den, bâhusus ehl-i imândan beğenmediği bir kısım etvâr-ı gafletin sıklet-i mâneviyesinden omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi mevtâlûd hâdisât-ı hayatiyesini, bir mülhidin neşrettiği gibi gàyesiz, tesadüfî zannederek bütün musîbetzedelerin elîm zâyiâtını bedelsiz, hebâen mensur gösterip, müthiş bir yeise atarlar. Hem, büyük bir hatâ, hem büyük bir zulüm ederler. Belki, öyle hâdiseler, bir Hakîm-i Rahîmin emriyle ehl-i imânın fânî malını sadaka hükmüne çevirip, ibkà etmektir ve küfrân-ı nimetten gelen günahlara kefârettir.”
      Ayrıca bir soru üzerine şöyle der:
      “Bu hâdise-i arziye, bu memleketin ahâli-i İslâmiyesine bakması ve onları hedef etmesi ne ile anlaşılıyor ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyâde ilişiyor?
      Elcevap: Bu hâdise hem şiddetli kışta, hem karanlıklı gecede, hem dehşetli soğukta, hem Ramazan’ın hürmetini tutmayan bu memlekete mahsus olması; hem tahribâtından intibâha gelmediklerinden, hafifçe gàfilleri uyandırmak için o zelzelenin devam etmesi gibi çok emârelerin delâletiyle bu hâdise ehl-i imânı hedef edip, onlara bakıp, namaza ve niyâza uyandırmak için sarsıyor ve kendisi de titriyor. “(14. Söz)

      Bir not daha. Yine sözlerden “O gibi yerlerde kuvvetli ve hakikatlı iman muhafızları ve İslâmiyet hâmileri az veya tam mağlub olmak fırsatıyla, ehl-i zındıkanın orada tesirli bir merkez-i faaliyet tesisleri cihetiyle en evvel oraları tokatladı, ihtimali var."

      İzmir Dikili'de 22 Eylül 1939'da 6.6 büyüklüğünde deprem kaydedildi, 60 kişi öldü, bin 235 bina da hasar oldu. Erzincan'da 27 Aralık 1939’da Türkiye'nin en büyük depremlerinden biri kaydedildi. 7.9 büyüklüğündeki depremde 32 bin 968 kişi hayatını kaybetti, 116 bin 720 binada hasar oluştu.

      Geçen yılın ilkbaharın sonunda yılın sonuna kadar Ege bölgesinde çok sayıda zelzele yani deprem oldu? Acaba niçin oldu bilir misiniz? Gerekçesini yukarda yazdım. O Egelilere İlahi canipten büyük ikazdır.

      Sil
    6. "Hadislerde el-Mansuru'l-Yemani, öncü Mehdi ve Cabir diye geçer. döngüsel Talut'tur." demiş biri. Sıhhatini tam bilmediğim bir hadisi şerife göre "Hz. İsa ve Hz. Mehdi'den sonra, şu dört kişini ortaya çıkması, kıyâmet alâmetlerindendir: Kahtânî, Cehcâh, Heysem ve Mak'ad." buyrulmuştur. Yani kahtani ve cehcahdan sonra mehdiyetin görevini devam ettirecek iki zat daha vardır. Başka hadislerden kahtani ve cehcahın aynı kişi olabileceği anlaşılıyor. Benzer şekilde Heysem ve Mak'adın aynı kişi olma ihtimali de vardır.
      Bediüzzamanı şahsen tanıyanlar çok celalli biri olduğunu bildirmişlerdir, bu anlamda cabir ismine mazhar olması mümkündür. Talutun kelime anlamı uzun adamdır ve zamanımızdaki talutun kim olduğu bellidir. Meşhur talut, 2001 krizi bir yokluk zamanından sonra bolluk gelmesine vesile olduğu için Kahtani, one minute çıkışı gibi sürekli dünyadaki müesses nizama karşı nara atmasıyla da Cehcah olduğunu göstermiştir. Ancak yakında 64 yaşına girecek zatın hayat ve şeriat basamaklarını tamamen gerçekleştirmesi mümkün olmadığından muhakkak başka zat veya zatlar da gelecektir. Halihazırda kurunun yanında yaşın da yanmasıyla adalet duygusu çok zarar görmüştür. Son morbeyin bylock tuzağı bozulsa da daha alınacak çok yol vardır. Üstelik antifetö diye ne kadar laik-ulusalcı varsa yönetici yapıldı. Şimdi bu yöneticiler altlarındaki dindar herkese "cemaatçi-tarikatçı" diye zulmediyor. Bu durumda siyasi mehdi dönemi başlamış diyemeyiz. Çünkü ne adalet var ne de liyakat-ehliyet kriteri

      Sil
    7. Hadisler’de iddia ettiğiniz isimler yoktur. Rivayet derseniz belki.Rivayet de perdeli yani açık değildir. Manası perdeli ihbarlardır. Hadislerde söylenen şu: Ahir zamanda Mehdi gelecek ve din onunla tamam olacak. Yani Mehdi dini bir şahsiyettir. Gözünü dünyevi hırs ve makamların arzu ve isteklerine hitap edecek biri değildir. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali, Eş’ari, Mevlana Halidi gibi bir müceddit. Hem hatem-i müceddidin hem de hatem-i evliyadır. (Büyük evliya) . Müceddidlerin hepsi dini zamanın ihtiyacına göre açıklayarak ihya etmişlerdir. Mehdi bir tarikat mensubu veya şeyhi ya da kutbu da değildir. Hz. Peygamber onun Hz. Fatma’nın (ra) çocuklarından biri olduğunu söylemiştir. Bir şey daha söylemiştir. Onun babasının adı Hz. Peygamberin babasının adına babasının adına, adı da Hz. Peygmaber’in adına muvafık-mutabık olacağını belirtmiştir. Yani Muhammed olmayacaktır. Hz. Peygamberin isminin ebcedle 92 olması gibi Mehdi’nin isminin de öyle olacağına işaret etmiş.

      Hz. Mehdi’nin bir çok adı ünvanı vardır. Ünvanlar onun hizmetinin çokluğu sebebiyle yapacağı her bir hizmete yakışan bir unvan verilmiştir. Bunlar Ebka, Eshab, Aarec, Mensur, Haris, Cabir gibi. Yani Mehdi öyle hizmetlere vesile olur ki, her birine ona yakışan unvanı vermişler. Veren Hz. Peygamber değil ehl-i keşif. Ehl-i keşfin her biri bir alanda manevi inkişafa sahip olduğu için Mehdi’yi kapsamlı olarak değil bir cüz olarak görüp adlandırmış. Mehdi’nin süresi zuhurundan gizleneceği zamanan kadar takribi asgari 161, en çok 206 yıldır. 206’ıncı yılda ise kıyamet kopar.

      Mehdi’nin zuhuru 14. Asır. Yani 1300’lü yıllar. Her İslam büyüğü o asrın başında veya civarında doğar ve 40 yıl sonra da hizmete başlar. Son 12. Müceddit Mevlana Halid-i Bağdadi’dir. Onun doğumu H1192. Mehdi ise H1292’de doğar. Hizmeti süresi 23 yıldır. Sonra bu dünyadan gider. O zaman Süfyanizmin hakim olduğu bir zamandır. Ona bitişik olarak çıkan talebesi Kahtani hizmetin hayat faslının istikamet üzere olmasını sağlar. Artık başka kimse gelmez. Sadece 3. Fasılda yani dairenin genişlemesi yani alem-i İslam’a yayılacağı zamanda bir nevi kumandanı hükmünde olan yani Mehdiyet’in desteklediği bir şahıs ki ona Cehcah denmiş o geniş dairede İslam aleminin istiklali için hizmet eder. Marifet de kendisinden değil dinin ihyasından sonra Müslümanların vereceği güçle. O kim mi? Hayatta olduğu kesin. Ayasofya’nın açılmasında emeği ve hizmeti olacak olan birisidir.

      Mehdi ve Mehdiyet konusunda en anlaşılır tevilleri yapan ise Bediüzzman’dır. Şahs-ı manevi kavramını getirerek her şeyi o şahs-ı manevinin yapacağını belirtir. Bu hizmetin programının da Risale-i Nur olduğunu belirtir. Ancak kendisine hiçbir makam vermez verenleri de azarlar. Baki hakikatlerin fani şahıslara yüklenemeyeceğini gerekçe gösterir. Zira kişinin bir hatası hizmeti berbat eder. Ayrıca makamı ve ücreti verecek olan Cenab-ı Allah’tır. Hangi İslam büyüğü kendi kendine makam biçmiş. Siz Bediüzzaman’a Cabir derseniz o zaman o Mehdi olur. Mehdi’ye cabir denmesinin hikmeti ise: Askeri-siyasi-saltanatla, keyfi-cebri-küfrü icraat yapan Süfyan’ın tahribatını tamir edip her şeyin geri dönmesini sağlamasına izafeten bir nevi onun manevi gücü maddi cebbarlıkla anlatılmak istenmiştir. Çünkü karşımızda cebabireden bir Süfyan var. Öyle bir cabbarı mağlup edeceğine kinaye olarak Cabir denmiştir. Yoksa Mehdi Rahim ve Hakim simi-i azamına mazhar biridir. Her şeyi sebepler dairesinde rahmet-i İlahiye’nin tecellisi ile yapacak ve yapılmasının önünü açacak.

      Sil
    8. Hadislerde 2 ayrı Mansur var. Biri Mehdi’den hemen önce onun öncüsü olan öncü Mehdi. Diğeri de Kahtani de denen Mehdi’nin yolunu tutan, aynı zamanda III. Mehdi olan kişi.

      Süfyaniyet deccaliyet döngüsel Emevi demek. Bediuzzaman’ın anlattığı temel üzerine hadislerde 3 süfyan 3 deccal diye haber verilen son 3 kişi gelecek. Bunlar Demirel, Feto ve III.dür. 2 süfyani hadisine göre 1. Süfyani İhsanoğlu, 2. Süfyani de Feto’dur.

      Mehdiyet ise döngüsel Alevi Şii Ehli beyt demek olan Milli Görüş olmaktadır. Yani İslam’ın hayatın devletin bütününü kapsayan yeni bin yıllık medeniyet kurucu hidayettir. Hadislerde bu ekolün kurucusuna büyük Mehdi denmektedir.

      3 Mehdi hadisine göre 3 ayrı Mehdi kişi gelecektir o 3 süfyan deccale karşı. Yani hadislerde 3 ayrı kişiden Mehdi diye haber verilmiş. Buna göre de I. Mehdi Erbakan, II. Mehdi II. Erbakan ve III. Mehdi de III. Erbakan’dır.

      12 Mehdi hadisine göre de büyük Mehdi’den sonra gelecek olan II. Mehdi’den itibaren 12 TR İslam devlet başkanı gelecektir. Bu 75 yıl sürecek döngüsel Abbasi olacak ve 15 devlet başkanı gelecek. Bunların 12si Mehdi olacak.

      Sil
    9. iki mansur tespitin doğru ancak erbakanları fazla büyütüyorsun said nursiyi büyütenler gibi.Anlamayacaksın ama yine de söyleyeyim,
      "Ali bendendir,ben Ali'denim" hadis-i şerifindeki sır...
      Keza Ali, beklenen kişinin askeri olacaktır sonra veziri.
      Cabir'in dönemi bu yıl bitiyor 2018, Abdulaziz dönemi bitiyor. 15 yıl dolmak üzere...Nasıl ki Abdülaziz donanmayı sağlama aldığı halde darbeyi oradan almıştır Cabir de darbeyi hukuktan alır.Abdulaziz ile Cabir dönemi benzer,denktir.

      Sil
    10. الْمَنْصُورُ مَهْدِيُّ يُصَلِّي عَلَيْهِ أَهْلُ السَّمَاءِ "
      يُبْتَلَى بِقِتَالِ الرُّومِ وَالْمَلاحِمِ عِشْرِينَ سَنَةً ،

      http://library.islamweb.net/hadith/display_hbook.php?bk_no=285&pid=133609&hid=1283

       Çözüm

      mansûr : kurtuluş ordusu cihêd emîri (Tâlût) Mehdî resûl (‘as) Muhammed Özaydın
      20 yıl : 2020 sonuna kadr

      Sil
    11. http://www.akevler.org/AdilDuzenDergisi/53/1113/HZDAVUD-da-guclu-bir-mulke-sahipti

      Sil
    12. • Hz Mehdî’nin Zuhûru İçin 5 ‘Alâmet

      4.37--- Ebû ‘Abdi'llâh Hüseyn bin ‘Alî (r‘a)'dan: Buyurdu ki:

      Mehdî’nin 5 ‘alâmeti bulunur. Bunlar:

      Süfyânî,

      Yemânî,

      semâ´dan bir sayha,

      Beydâ‘'da ordunun batışı ve

      günêhsız insênların öldürülmesidir. (Mina’da hâcîların öldürülmesi)

       ÇÖZÜM

      Süfyân : (Yezîd) II. Süfyânü’d-deccâl Feto
      Süfyân : 12 receb 1439 (30 mart 2018) C işğâl! katl!
      Yemân : kurtuluş ordusu cihêd emîri (Tâlût) Mehdî resûl (‘as) Muhammed Özaydın
      semâ´d : YâSîn (36/28)
      sayha : YâSîn (36/29)
      sayha : 23 ramazân 1439 (07 haziran 2018) pş Cum‘a gecesi (kuyruklu yıldız Pelin)
      Beydâ‘ :
      günêhs : 09 zî’l-hicce 1439 (20 ağustos 2018) pt
      Mehdî : YâSîn (36/14,21)
      Mehdî : ‘askerî İmâm II. Mehdî resûl (‘as) Muhammed‘Alî Fâtih Erbakan
      Mehdî : 20 eylül 2018 (10 muharrem 1440) pş ‘âşûrâ´ gecesi Sp binâ´sından hurûc!

       Yorum

      Sil
    13. Mehdî, adı üstünde “İmâm Mehdî” ya‘nî “devrin İmâmı” anlamındadır.

      “Devrin İmâmını tanımadan ölen kimse cêhiliye ölümüyle ölür!” hadîsini I. Mehdî Erbakan “kêfir olarak ölür!” diye ifade etmişti.

      Bedî‘u'zzemân “fetret devri hiç bir zaman 70 yılı geçmemiştir (yine geçmeyecektir anlamında)” demiş. Öyle de olmuş ve devrin İmâmı Halîfe sültân Hamîd’in hal‘i üzerinden 70 yıl geçmeden İmâm Mehdî Erbakan 1976 senesinin sonlarına doğru Ke‘be'de 7 alim tarafından İmâmı ümmet olarak bî‘at edilmiştir.

      Bu durum bu ma‘nê zâten ehli beyt imâmları hadîslerinde çok açık haber verilmiş (kêfir müşrik tâğût diye).

      Sil
    14. 13. müceddid Bedî‘u'zzemân kelâm âlimi idi.

      I. Mehdî Erbakan (‘as) Milli Görüş siyâset âlimi,

      II. Mehdî II. Erbakan da yerine devamı vârisi mîrâscısıdır.

      Bedî‘u'zzemân'ın “RNyi hazır program yapacak dediği Mehdî” ise “Kureyş’in ‘âlimi” “Kêhinlerin birinden bir adam” diye de geçen ‘Âdil Düzen fıkh şerî‘at ‘âlimi III. Mehdî III. Erbakan’dır.

      Sil
    15. قَالَ : سَمِعْتُ رَجُلا ، يُحَدِّثُ قَوْمًا ، فَقَالَ : " الْمَهْدِيُّونَ ثَلاثَةٌ : مَهْدِيُّ الْخَيْرِ وَهُوَ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ ، وَمَهْدِيُّ الدَّمِ وَهُوَ الَّذِي تَسْكُنُ عَلَيْهِ الدِّمَاءُ ، وَمَهْدِيُّ الدِّينِ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ عَلَيْهِ السَّلامُ ، تُسْلِمُ أُمَّتُهُ فِي زَمَانِهِ "

      http://islamicbook.ws/ageda/alftn-naim-bn-hmad.pdf ١٠٤٣
      http://library.islamweb.net/hadith/display_hbook.php?bk_no=285&pid=133593&hid=1029


      Al-Walid said that he heard a man speaking to people saying:

      "The Mahdis are three: The Mahdi of Khair (Prosperity & Wealth) is Omar bin Abd Al-Aziz, Mahdi of Blood with whom blood will be soothed (cool down), and the Mahdi of Religion who is Jesus son of Mary, his nation will become Muslim during his time."


      Hz Mehdî ve Sıfatları

      Velîd bin Müslim’den, o da bir başkasından nakletmiştir ki Mehdî’ler 3 tanedir:

      1) Mehdiyyü’l-hayr : Bu, ‘Ömer bin ‘Abdi'l‘azîz'dir.
      2) Mehdiyyü’d-dem : O, kanları dindiren hakîkî Mehdî’dir.
      3) Mehdiyyü’d-dîn : Hz ‘Îsê (‘as)'dır.
      İbn Hacer el-Heytemî rivâyet etmiştir.

      https://ehadulehad.files.wordpress.com/2013/01/el-fiten-vel-melahim-vel-ec59frat-c4b1-fil-ahir-zaman.pdf

       ÇÖZÜM

      Mehdiyyü’l-hayr : (D-8) I. Mehdî resûl (‘as) Erbakan
      Mehdiyyü’d-dem : (D-60) II. Mehdî resûl (‘as) II. Erbakan
      Mehdiyyü’d-dîn : (D-160) III. Mehdî resûl (‘as) III. Erbakan

       Yorum

      Sil
    16. “Yâ ‘Alî! Benden sonra 12 imâmlar olacak ve onlardan sonra da 12 mehdîler.
      bunlar 12 imâmlar’dır. Onlardan sonra 12 mehdîler olacaktır.

      https://ahmedelhasan.wordpress.com/takvim/sii-kanitlari/sii-hadislerinde-12-mehdi

       ÇÖZÜM

      12 imâm : (Emevî) (halîfe emîr) 12 TC cumhûrbaşkanı
      12 mehdî: (‘Abbêsî) (hêdî) 12 TR halîfesi emîri

       Yorum

      Hidêyet = Millî Görüş (İslâm'ın risêleti ve velâyeti kübrê) + ‘Âdil Düzen (İslâm’ın nübüvveti)

      insên = beyin + kalb

      Sil
    17. " يَمْلُكُ رَجُلانِ ، رَجُلٌ وَوَلَدُهُ مِنْ بَنِي هَاشِمٍ اثْنَيْنِ وَسَبْعِينَ سَنَةً "

      http://library.islamweb.net/hadith/display_hbook.php?bk_no=285&pid=133643&hid=1935

       Çözüm

      2 adam : Erbakan ve II. Erbakan
      adam : Erbakan
      çocuğu : II. Erbakan
      Hêşim : MG
      72 yıl : 1472 sonuna kadr

      Sil
    18. cabirden kastınız erdoğan ise türkiyede başkanlıkda değişiklik pakistan benzeri muhalefetin anayasa mahkemesine gitmesi
      anayasa mahkemesininde seni görevden aldım demesiyle olmuyor
      başkan için 400 vekilin yüce divanda yargılansın şeklinde karar alması lazım ..... kaldıki bu karar
      alınmadan başkanın da meclisi fesh hakkı var
      yapabilecekleri tek şey kendilerinin vatana ihaneti
      yani suriye ırak cephesinde ordumuzun devletimizin başına bir gaile bir müdaheleye yardım etmeleri bunun suçunuda erdoğana atmalarıdırki bu dahi kolay değil bu millet aptal değil
      yapabilecekleri şey gavurun bu ülke için yapabilecekleri kötülüklere gönüllü figuranlık yapıp
      bu gönüllü figuranlık karşılığı onların takdir ettiği yer ve imkankadar hükümran olmak
      100 yıl öncenin bir benzerini yaşıyoruz

      Sil
    19. Tarih yalan söylemez. Erbakan adı ne zaman duyuldu? 27 Mayıs İngiliz-Amerikan darbesinin hemen ertesinde. O az daha sanayi bakanı olacaktı. Bir makam için yanıp tutuşuyordu. Bunun için bu ülkenin kahramanlarının partisini devrilmesine bile aldırmadan cuntacılarla iş birliği yaptı. Havasını aldı. Bu sefer yaltaklanmak için gitti Devrim arabasını yaptı. Makine profesörü yanlış motor düzenlediği için araba yürümedi. Ne gibi? Senin safsatadan değil palavradan ibaret olan Mehdi iddian gibi.
      Peki Erbakan'ın sonu nasıl oldu? Hyadtan gelen huya gider misali. Bir askeri darbeyle adı duyuldu o ilk darbe. 4. darbe olan 28 Şubat'ta da gözden düştü. Niçin? Çünkü o ahir zaman hizmetini madara edip Al-i Byet temsilcisi ve varisi- Nebi olan Hz. Mehdi'nin şahs-ı manevisini ilk defa bölerek. O suçun şimdi mezarda hesabını verirken hayıflanıyordu. Bırakın Mehdi’yi, hangi aklı başında bir Müslüman Ortanın Solu’na payanda olup iktidar yapar? O yaptı. Bu ne bizim Mehdi ki Amerikan darbesi sonrası yıkılan iktidarı yeniden başa getirmemek için Ortanın Solu’na güç verilmesine güç verdi. Ve Erbakan’ın suçu böylece 2. Defa şeddelendi.

      Din ve Kur’an ve iman hizmeti aklı olanlar içindir. Ona buna dünyevi makamlar icad edip bir nevi putlaştırmak değildir. Unutulmasın baki hakikatler ve vazifeler fani insanlara yüklenmeyeceği hakikati ezelden gelip ebede gideceğinden yalan-dolanı geldiği makam iblis-i lain, gideceği yer ise cehennem-i zümeradır. Çünkü Müslüman aldatan bizden değildir. Tamam mı sahte Mehdi mucidi. Ve bir kez daha hatırlatırım. Hilafet-i Resullah bittiği anda devreye Halifetullah Mehdi girer. Onun da tarihi 1341'dir. Bunu herkesin bilmemesi cabir olan Süyfan'a karşı hayatının korunması. Ve ebedi alemde büyük mükafaat için sırr-ı imtihanı kazanma vesilesi yapılması. Üç Mehdi palavrasını icad eden M.Doğan'a göre 3. Mehdi 2010'da çıkacaktı. Niçin çıkmadı? Çünkü yalancının güneşi hiç doğmaz da ondan.

      Hadi aslanım ancak sallarsın. Yalancının şahidi palavracı olur. Tıpkı şiracının şahidinin bozacı olması gibi.

      Sil
    20. Bu yazı biraz kavl-i leyyinle yazılsaydı fena mı olurdu?

      Sil
    21. erbakan merhum mesleğinde iyi idi
      yaptığı motorda çalıştı lakin gösteri sürüşünde ama amden ama kasden benzin ikmali yapılmamıştı
      ama araç çalıştı bunlar 2 adetti bu araçlar uzun yıllar çalıştılar bir tanesi hala eskişehirde müzededir ve hala çalışmaktadır
      erbakanın bu millete katkısıda oldu belki zararıda
      ancak hain değildi hangimiz kusursuzuski
      https://www.ahaber.com.tr/ozel-haberler/2017/09/18/benzin-unutulmadi-devrim-arabalari-hakkinda-bilmedikleriniz

      Sil
    22. erbakanın devrim arabasında çalışması zannedildiği gibi yoğun değildi devrim arabalarının başında salih çelik diye bir mühendis vardı
      erbakanın motor üzerine asıl başarısı daha sonra pancar motor adını alan gümüş motordu
      1 ve 4 silindirli bu yerli motor 40-50 yıl türkiye ye hizmet etti sonra yönetim değişiklikleri oldu.... uzak doğu rekabetine dayanamadı genaral motor gibi bir devin iflas ettiği devlet desteği ile kurtulduğu dünyada kapandı
      erbakan demirel ile arkadaştı
      erbakan tobb başkanlığında iken adalet partiden vekil olmak istedi demirel hangi sebebden ise bu isteği veto etti erbakanda konyadan büyük bir oyla bağımsız vekil seçildi
      ap her zaman bünyesinde muhafazakar dediğimiz vekiller vardı serdengeçti akmumcu v.b ama parti yönetimi masonlardaydı
      erbakan inançlı kesimi parlementoda temsil yolunu açtı
      erbakanın hainlikle suçlanmasının 2 sebebi
      1- partisinin tarikat(nakşi) ağırlıklı olması nurcu grubun tasfiyesi
      2- ecevitle yaptığı koalisyondurki bencede yanlış bir hareketti büyük bir davası olan biri sola payanda olmamalıydı bunun sonucu vekil sayısı 48 den 24 e düştü
      erbakanın siyasi hayatında elbette hataları oldu ancak zeki devletini milletini seven biriydi hain değildi
      biz 3-5 kişilik ailemizi idare edemezken kemalist bir düzenin ve o düzenin eğittiği insanların yaşadığı bir devlette devirde ne yapabilirdi daha başbakanın asılmasının üstünden 10 yıl geçmemişti
      2018 yılında 1970 i eleştirmek doğru değildir
      kaldıki risalei nura en büyük zararı veren de erbakan değil ağabeylerin kendi arasındaki anlaşmazlıklar sonucu ayrı ayrı grup kurmalarıydı

      Sil
    23. 1*Zan üzerine hüküm verilmeyeceği gibi yorum da yapılmaz. Siz zan iddiasında bulup çamur atarken, bilgiye dayanarak o Devrim otomobili fiyaskosunun gerçek sebebini ve müsebbibini gösteriyorum. Bu fiyaskonun baş müsebbibi ise mühendis Necmettin’dir. Bu konuyu daha önce bu sitede yazdım ve anlattım. Tekrar edeyim. ABD ve İngiltere’nin emriyle darbe yapan ihtilalciler, çapsız ve maceraperest bir mühendisin dolmuşuna bindiler. Lakin hükümleri gibi otomobilleri de yürümedi. Meselenin özü şudur.

      O motorun tasarımcısı Süfyancı cuntacının emrine giren istikbalde bazılarınca Mehdi olarak gösterilecek mühendistir. 23 mühendisin tasarımı olarak gösterilen o otomobilde kullanılan motorun mucidi ve akıl hocası da mühendis Necmettin’dir. Çünkü kendisi motor mühendisidir. Almanya’da bu konuda ihtisas yapıp çalışmış. Yurda döndükten sonra, bir cami imamının talimatıyla kurulan dizel motor fabrikasının (ki o kuruluş sonradan adam gibi işletilemediği için Masonların eline geçer ve Gümüş Motor olan adı P…r motor olarak değiştirilir) genel müdürü olur. Ve o fabrika 1960 yılında üretime geçer. Fabrika Alman patentlidir. Yani Alman yapımı motor üretir. Yabancı etiketi ile de olsa montaj sanayiinin öncüsü olarak Türkiye’de motor imali heyecan uyandırır. 3 ay sonra darbe olur. Bu sırada Ankara’da bir sanayi kongresi toplanır. İşte o kongrede tıpkı ilerde siyasette göstereceği çapsızlığın örneğini gösteren mühendis Necmettin yerli otomobil fikrine ortaya atar. Çeyrek akıllı cuntacı askerler bundan etkilenir. Cemal Gürsel bir grup mühendise yerli otomobil yapma vazifesi verir. Ve otomobil 156 günde imal edilir. Bir cumhuriyet bayramı günün adeta cumhuriyetimizin arızalı oluşu gibi, o otomobil de arızalı çıkar. Ve “Benzin bitti” yalanı ile gerçek gizlenir.

      Gerçek ise “Made in Necmettin” motorunun boğulma sonucu otomobilin çalışmaması. Adam zirai işler için tasarlanan motordan devşirilen bir dizel motoru benzinle çalıştırmaya kalkınca motor boğulur ve otomobil de stop eder. Kendisi Almanların da üzerinde çalıştığı dizel motoru benzinle imali aşamasında görev almıştı. “Alman yaparsa ben de kopyaları yaparım” havasında dizelden bozma benzinle çalışan motorun kullandığı otomobil kontak açılınca “boğulur” ve bozulur. Mesele bu.

      Makam hırsıyla yanıp tutuşan bir mühendisin ilerde Türk siyasi hayatında bunun gibi arızalı çok işlere adı karışacak ve ülkeyi sıkıntıdan sıkıntıya sokulmasında azim rolü olacak. Devrim otomobil hikayesini ise bu arızalı adamın ilk fiyaskosudur.

      Sil
    24. 2*Şimdi soruyorum bugün FETÖ’cü bir mühendis veya profesör seçimlerde aday olmak için Ak Parti’ye baş vurursa aday gösterilmesi akla yakın mıdır? Onun gibi 1969 seçimlerinde mazisi cuntacılarla arızalı biri AP’den aday gösterilmesi demokratlığa yakışır mıydı? Hayır ki o adam 27 Mayıs darbeci hükümetinde sanayi bakanlığı son anda iptal edilen biri olursa. AP’liler de onu yapmış. Bir şey daha vardı onunla ne tezgahlanmak istendiği bilindiği için. 9 yıldır derin devletin yardım ve kışkırtmalarına alet olmasını es geçiyorum. Onun gibi kullanılanları da.

      FETÖ’nün Ege’de yeşermesinde zımnen arızalı bir sözde Nurcu geçinen bir grup vardı. Hüsamettin o arızanın bir eseri olduğu gibi o havalide görünüşe aldanıp, aldıkları Kur’an hakikatleri derslerine aykırı FETÖ’ye uzun yıllar gafletle destek veren o zavallı mahalli grup Risale-i Nur’un iman önceliğini öteleyip dünyevi ve siyasi hırsla, yani Nur topuzu yerine Necmettin gibi siyaset topuzunu kullanmaları onların ayıbı ve sapıklığı oldu. Ve Bediüzzaman’ın fecr-i sadık müjdesinin tam tamına 70 yıl tehirine sebep olanlardan oldular. Çünkü şartları yerine getirilemeyen müjdelerin tehiri veya iptali meşiet-i İlahiye’nin gereğidir. Ve öyle oldu.

      Rivayetlerde belirtildiği üzere Mehdiyet iki kez kılıçla (askerle) ikiye bölünür. Bunların baş rolcüsü biri önce makineci bir mühendis sonra da biri vaiz alet edilerek. Ama bu maskaralık 15 Temmuz’da son buldu.

      Şimdi kimseye siyasetle din adına kalkışma izni ve hakkı verilmemiştir. Özellikle al-i beyt mensuplarına. O nurani hanedana uhrevi yani dini ve manevi sultanlık takdir edilmiştir. Buna aykırı hareket eden de tokatla te’dip edilmiştir. Bunun dışında zaman zaman din adına kalkışan dindar görünümlü bazı şahsiyetler olmuştur. Ve safdil ehl-i tarik ve dindarları peşinde sürüklemiştir. Şimdi dinde hak yol bir tane değildir. Belki esma-i İlahiye’nin tecellileri kadar çoktur. Öyle olduğu için Bediüzzaman "Mesleğim haktır veya daha güzeldir, demeye hakkın var. Yalnız hak benim mesleğimdir, demeye hakkın yoktur" diyerek bir ölçü koymuştur. Bu hakikat varken Nakşi-Nurcu-Kadiri farklılığını din ve dünyada farklı göstermek münafıklıktır. Çünkü bunların hepsi haktır. Hak olmasından başka uhuvvet sırrı ile birbirine sımsıkı manevi bağlarla bağlıdır ve olmak farzındadır. Özellikle ehl-i tarik dünyadan ve ukbadan tamamiyle el etek çekmek ve sadece rıza-yı İlahiye dönük maksatlı olduğundan dünyevi en küçük bir husus bunu zedeler ve bozar. Öyle ki seyr-i süluku ruhanide bir ehl-i tarik kendisine gösterilen manevi hediyeleri ve makamlara bakarak gurur ve kibire düştüğü an her şeyini kaybeder. Yani manevi alemden ıskat olur. Bu husus özellikle siyaset işi bulaşıldığında da böyledir.

      Sil
    25. 3* Sonra Nur cemaati diye bir cemaat yoktur. Uydurmadır. Bilmeyenlerin yanlış tarifidir. Bir Risale-i Nur var, bir de talebeleri. Yani Risale-i Nur üstad yani öğretmen, okuyucusu da kim olursa olsun talebesidir. Bu Nakşi de olur, bakkal da, şöför de, profesör de. Böyle olunca sanki Nur cemaati diye bir şey var ve de dünyevi kural ve makamları ve siyasette müesseseleri var. Bu adi bir iftiradır. Risale-i Nur’un Kur’an’dan tereşşühü sebebiyle hür ve müstakil ortamlarda ülke idaresine seçilecekler için dini siyasete değil siyaseti dine alet edilmesi dersi vardır. Yani siyasi otoritenin yönetilenlerin dünyevi hayatını düzenleme ve manevi açıdan tekamüle yöneltme vazifesi vardır. Bunun kurallarını gösterir. Uyup uymamak ise isteğe bırakılmıştır. Dikkat ediniz hilafet iki makamdır. Saltanat-Siyaset ve meşihat-diyanet. Meşihatın görevi saltanata-siyasete yol gösterici olmasıdır. Hz. Ebu Bekir-Ömer-Osman (ra) döneminde bu makamı Hz. Ali (ra) deruhte etmiştir. Ve her kritik konuda onun reyine baş vurulmuştur. Hilafet saltanata inkılap edince bu kez meşihat makamı ortaya çıkmıştır. Yani her şey avamın anladığı gibi değil.

      Ehl-i tasavvuf mesleği asr-ı sadette yoktur. Velayet-i kübra sahibi ashap vardı. Ancak Hz. Peygamberin izin verdiği ve desteklediği ehl-i suffa nazara alınarak manevi terakki için dünya ve siyaseti terk ile Allah’a yönelme esasına dayanan ehl-i tasavvuf mesleği bir kaç yüz yıl sonra ortaya çıkmıştır. Ve Hak bir meslektir. Böyle bir meslekte olan Nakşi siyasete bulaşırsa kim olursa olsun Nakşibendilik hakikatinden inhiraf etmiştir. Yol göstericiliği değil bulaşması. Çünkü meslek değişiyor. Yani her şeyini dini ve rıza-yı İlahiyi gözetmekten sapmıştır. Şeyh de olsa o zaman müteşeyyih yani şeyh taslağı olur. Onun için ehl-i tasavvuf 600-700 yıl istikamet üzere gitmiş ve daha sonra zaafa uğramıştır. Ve öyle olduğu için de İslam’da gerileme yaşanmıştır.

      Risale-i Nur ahir zamanda ehl-i tarikin ihyasına vesile ve zemin hazırlar ve öyle yapmıştır. Çünkü din ve vicdan hürriyetinin tesisindeki rolü bunu sağlamış ve yer altına giren ehl-i tarik yeniden topluma kazandırılmıştır. Bediüzzaman o zaman yani ehl-i tarikin yasaklandığı bir zamanda yani manevi fonksiyonun sıfıra indoirildiği bir zamanda “Zaman tarikat değil imanı kurtarma zamanıdır” demesindeki sır budur. Çünkü bırakın tarikatı din eldin gidiyordu. Ve din ihya olunca bütün kurum ve manevi müesseseleri ihya olur. Ve ehl-i tarik yediği darbelere rağmen ihya olur. Bu ihya sonrasında Süfyaniyetin idamesi için bu kez onları siyasete bulaştırarak kirletenler olmuştur. Necmettin’in olduğu grup gibi.

      Sil
    26. 4*Risale-i Nur ahir zamanın hizmet programıdır. İkincisi 15 ay anlayarak Risale-i Nur’u okuyan ve anlayan biri şimdiki çakma ilahiyatçıları bile sollayarak onlardan çok daha bilgili ve müstakim bir din alimi kadar ilim sahibi olur. Bu da Risale-i Nur’un Kur’an’ın manevi mucizesi olmasından ileri geliyor.

      FETÖ’nün manyak fetoşunun en büyük alçaklığı Risale-i Nur’un üstadını Pir-i mügan diye tenzili rütbeyle alçaltıp, yerine geçip Risale-i Nur’un üstadı olmak gibi bir münafıklığa düştü. Ayrıca uyduruk kainat imamlığı ile Risale-i Nur’u sadeleştirerek tahrif ettirip kedi safsatasını ikame etmek istemiştir. Hatta Risale-i Nur’a İslam deccalinin hayat hikayesini sokacak kadar alçalmıştır. Bununla da yetinmeyip ehl-i tariki de aldatarak onları kendi hükmü almak maksadıyla onlara kumpaslar kurup zindana attırmıştır. Çarşamba Cemaatinin başına gelenleri hepimiz biliyoruz.

      Onu için şu cemaat bu cemaat diyerek dünyevi menfaatlere onları alet etmek münafıklıktır. Sizin Nurcu-Nakşi ayırımı gibi. Ehl-i tarikten Necmettini destekleyen olmuş. Olabilir onun siyasi tercihi. Ama ona manevi mertebe izafe ettiği an ehl-i tarik değil ehl-i bid'a olur. Çünkü din siyasete alet edilmiştir. Halbuki Risale-i Nur talebeleri dahil hakiki hiçbir dini topluluk böyle bir şeyi ihtiyar edemez. Derin devlet dini cemaatlerle az uğraşmamıştır. Hatta onlara sızarak onları bölmüştür. Hem Nur talebelerini, hem Süleyman Efendi’nin talebelerini hem de ehl-i tariki. Ve böl ve yönet değil kullan politikası güdülmüştür. Süfyan böyle çalışır.

      Nur talebeleri içinde teferruatta gruplaşmaların olması tabiidir. Çünkü her mahallin özelliği başka, ilgi alanı başka. Ama esasta birdir. O da Risale-i Nur’un Kur’dan ve iman hakikatlerine hizmet mesleğidir. Esas bu.
      İnsan mü’min olmadan Müslim olamaz. Bir ara M.Akif Avrupa seyahati dönüşü soru üzerine şöyle demiş: ”İşleri var dinimiz, dinleri var işimiz” Böyle bir zamanda ehl-i dinin siyaseti öncelemesi Kur’an ve iman hizmetini bilmemektir. Unutmayın Mehdi değil, onun şahsı- manevisi olan bizler hükmedeceğiz. O nasıl olacak esas soru bu. Kemalist eğitimin ve Alman zihniyetinin ürünü mühendis Necmettin bunu hiç anlamamıştır. Ve Müslüman sayımını sandıkta yapılacağını iddia edecek kadar cehalet göstermiştir. Ve Mehdiyetin bölünmesinde rol aldığı için mesuldür. Bir video gördüm kendisinden ayrılan iki arkadaşı için “Onlar dinden saptılar” diyor. Bu FETÖ gibi bir sapıklıktır. Yani bana tabi olursan dindar olursun, olmazsan kafir. Kafa bu kafa. Ama bu kafayı yendik.

      Sil
    27. yiğidi öldürüp hakkını yemeyeceğiz
      erbakan 1956 da kurduğu gümüş motorda 850 kişi çalışıyor yıllık 5000 motor üretiyordu
      biz 2018 de dahi altay tankına koyacak motoru yapamıyoruz sebeb metelurji teknolojisi
      motor yanma odasında 2000 dereceye yakın ısı olur motor malzemesi uyduruk ise bu ısıda motor çatlar
      yani bir motoru bire bir kopyalayıp aynısı yapılsa kopya yapılan motor metalurjisi(yapım mazemesi)aynı olmadığı için iş görmez onun için yabancıya bir yere kadar muhtacız
      devrim arabası motoru 6 silindirli bir motorun 2 silindiri kesilerek kopyalanmış kalıplanmış ortaya 5-6 ayda orjinal olmayan bir malzeme çıkarılmıştır
      o veya bu sebebden araba yürümemiştir
      Asıl olan sebeb bilgi birikimi yokluğu, sermaye, kalifiye eleman eksikliği, yabancı sermayelerin istememesi sebebleridir
      fakat gümüş motor yıllık 5000 motorla bu millete hizmet etti
      ayrıca erbakan 1960 yılında 30 beygirlik motorları imal ettiği bölümü hasan polatkana gezdirmiş ve ilk yerli otomobilin plan projeleri o zaman yapılmaya başlanıldı
      erbakanın cuntacı olmasına gelince erbakan bir fabrika çalıştırıyor astığı astık bir cuntacı sana gelmiş ne yapacak tek başına cuntayımı dövecek yada cuntaya küsüm ben devlete hizmet etmem mi desin
      bu mantıkla özalda haksızdı demirelin müsteşarı iken cuntanın bakanı oldu
      hatası ile sevabı ile erbakan bu millet için çalışan biriydi hain değildi
      unutmayalım edison bile ampulü bulurken 1000 tecrübe yapmıştı
      keşke ihtilal olmasaydı ilk yerli aracı erbakan yapsaydı

      Sil
    28. fakat benim gördüğüm husus şu
      bir adamın işe yaramaz ve hatta hain ilan edilnesi için itaat etmemiş olması ölse bile hala yeterli
      ne diyeyim

      Sil
    29. Necmettin ile Gülen arasında ne fark var? Esasta yoktur. Her ikisi ele avca sığmaz ene kurbanı. Taşkın egolarının tatmini peşinde yaşadılar. Biri kainat imamı olmak diğeri ise 100 bin tank. 100 bin uçak, 100 bin gemi yapacağım safsatası ile ego gösterisinde idi. Oysa dünyanın bu kadar madeni yok. Adam sıfırın tohumu yutmuş atıp tutuyordu. Bu halleri bilindiği için her ikisi de derin mihraklar tarafından kullanılmıştır. Biri daha askerde iken camilerde vaizler verdirilerek kullanılmaya başlanmış. Diğeri ise kedinde üstün değerler görüp safdil aldatacak cenbezeye sahil olduğu için. Düşünebiliyor musun? Adam az daha 27 Mayıs darbeci hükümetine bakan olarak giriyordu. Şunu herkes kagfasına iyi soksun. DP’yi devrine ABD-İngiliz niçin sağda 4-5 parti olmasını istedi. Bunu çözen Mehdi’nin bu ülkede ne yapmak istediğini anlar.

      Sonra şu bir ölçüdür. Paşaların emri ile 12 Mart sonrası İsviçre’ye iki yıllığına tatil giden ve emredilince gelip siyaset birinin ne gibi bir v selamet-i diniyesi olabilir bunu bana anlatabilir misin?

      Bir diğer husus kalkınma tek boyutlu değil toptan olur. Bir başta bir kılın çıkması kişiyi kel olmaktan kuramadığı gibi trilyonlarca motor üretmek (ki o motorlar yerli patentli değil Alman patentli ve Almanya bundan kar payı alıyor) kullanılacağı alan olmazsa ne işe yarar?. Necmettin’le aynı kafadaki halkçılar cumhuriyetin ilk yıllarında alt yapı kurmadan sanayileşeceğiz diye ağır vergiler koydular. Paraları topladılar ve koca koca fabrikalar kurdular. Ve o fabrikaları işletemediler ve Selanik hanedanının eline geçti. Kalanları da devlet yüksek meblağlarla sübv-vanse etti, halkın vergileri ile. Bu Özal’a kadar sürdü. Sen 1928’leri bir araştır bak ne tür man kafalılık vardı görürsün. Mühendis yetişsin diye Avrupa’ya öğrenci gönderildi. Sonra döndüler, sanayi olmadığı için liselere yabancı dil öğretmeni yaptılar. 1950 yılında İstanbul’dan Kilise bir haftada gidilebiliyordu. Çünkü Türkiye’de yol yoktu. NATO’ya girildikten sonra askeri ve ekonomik yardım alındı.Amerikalılar sordular? “Ne yapacaksınız bu parayı” Cevap: “Fabrika” Amerikalılar güldüler ve “Önce ülkenizde yol yapın ki köyde üretilen şehre insin. Siz de yol yok” Ve o zaman yol yapımına başlandı. Doğru dürüst nakil yolu terendi o da Erzurum’dan İstanbul’a bir haftada gelinirdi. Ve o tarihlerde Türk köylüsü şalvar giyer ayağında ise 5-10 yıllık yemeni vardı. Ve o yemeniler 1000 yamalı idi.

      Necmettin Almanya’ya gitmiş. Türkiye’ye Almanya yapacağını sanmış. Nasıl mı? Yemenili köylünün ürettiği tarlada çürütürken, Avrupa görmüş mühendisi yabancı dil öğretmeni olurken.

      Sonra ekonomik hayatta bir çiçekle bahar olunamayacağı Necmettin değil dünyanın kainatın allame-i cihana dahi olsa yapacağı sıfıra sıfır elde var sıfır. Çünkü mühendis hesap adamıdır hesabı bilmiyor. Hayal ile gerçek asla uzlaşamaz.

      Türkiye sanayileşmeye 1965 sonrası başladı. Nasıl mı? Rus parası ile, Rus. Ağır sanayinin ham maddeleri Rus parası ile üretilince batı sokakları çalıştırdı. Türler sanayileşmesin diye? Necmettin’in motoru demek ki bir işe yaramadı.

      O adamın bir tek vazifesi vardı oy bölünecek demokratlar iktidar olamayacak ve ittihad-ı İslam'ın sesi çıkmayacak. Hz. Peygamberin kesin tavsiyesi var ahir zaman hizmeti siyaset ve askeriye ile olmayacak. Ve Mehdi bu özelliklere sahip olmayacak. Asla.

      Sil
  10. 1*Savaşın galip tarafı ne yapar? Gelir işgal eder, kırar, döker ve hakimiyetini ilan eder. Artık onun borusu öter. İşte o zaman işgale uğrayanların içinden münafıklar da çıkar hasis menfaatleri için onlara hizmet eder. Biz mağlup olduk. Çin’den Atlantik’e kadar olan geniş coğrafyanın bütün ırkları, kavimleri, milletleri, aşiretleri, toplulukları artık hür irade sahibi olma becerisini yitirdi. İşgalcinin borusu öterken, onlara ayak uyduranlar da düdüğünü çaldı. Bu 19. Yüzyılın sonundan beri sergilenen genel manzaradır.

    O günden atlayarak günümüze gelelim. 1970’lerin ortasından başlayarak alem-i İslam’a yönelen yepyeni bir felaket özellikle 1990 sonrası bölgede istediği gibi at oynatıyor. Perde geresinde tek rejisör ana deccal İsrail. İsrail’in müesses nizamı ne istiyorsa batı ve Amerika yerine getiriyor. Bunun neticesinden her gün yeni bir felaket manzarasıyla karşılaşıyoruz. 20 yüzyılın başında batı emperyalistlerin uyguladığı taktiğini bir benzeri uygulanıyor. Düşmanın gücü karşısında terk-i silah ederek mağlubiyetlere zemin hazırladı. Şimdi ise onların monarşi ve diktatoryal rejimlerinin gösterdiği aynı gaflet 10-15 yıldır yeni seri mağlubiyetlere yol açıyor.

    Öyle olunca dünyanın hiçbir kıtasında yaşanmayan krizler çevremizde patlak veriyor. Tel-Aviv’in müesses nizamı ne istiyorsa aynen vekilleri tarafından garson edasıyla ile yerine getiriliyor. Öyle ki, 20. Asrın ilk yarısında İngiliz ve Fransız’a gösterilen boyun eğme, bugün aynen ABD’nin marifetiyle İsrail’e gösteriliyor. Şeytandan daha çok korkulan Siyonist İsrail, bugün onların dostu-müttefiki olmuş. Ana deccal ile bir olup kardeşleri Müslümanlarını tokatlıyor. Bakın Aralık ayında Kudüs ile başlayan yeni kriz döneminden ne oldu?. BM’nin hukuksuzluğu teyid etmesine rağmen, Kudüs ve Filistinlilerle ilgili bir dizi karar alındı. İdam hükmü getiriliyor, Filistinliler için ikinci sınıfı belediye hizmetleri. Kudüs Müslümanlardan alınıyor. İsrail adeta tek süper güç iradesi ile istediğini yapıyor. Gıkını değil sedasını çıkaran sadece bizimki.

    Ardından Ürdün’de Yinon Planı gereği için darbe teşebbüsü son anda önleniyor. Burada dikkat edilecek bir husus var. Mısır-Suudi Arabistan-Körfez ülkelerini arkasına alan İsrail-Neocon ittifak, hem siyasi, hem de para gücünü kullanarak diğer İslam ülkelerine karşı onları kiralık katil gibi kullanıyor. Önce Türkiye’yi vurmak istediler. 2011’den başlayarak düzenlenen bütün saldırıları göğüsledik. Nasıl oldu bu? Sonra önce Mısır’ı hallettiler ve Suriye’ye yöneldiler. Tekrar Afganistan’ın canın okudular derken bu sefer Katar ve İran’a sıra geldi. Bölge ulkeleri krizlerle bunaltılarak Büyük İsrail için son hazırlıklar icra ediliyor. Kabaca bir hesapla 1990’da İslam’ı yeni düşman ilan eden Batı’nın bütün gücüyle çullandığı bölge 27 yılın sonunda perişan halde.

    YanıtlaSil
  11. 2* Derken İran'a sürpriz bir kriz tezgahlandı. Bilinen taktikle sokakları çalıştırılarak darbeye yeltenildi. Bu arada gizliden gizliye Türkiye için de bir plan ABD’de yargı eliyle sahneleniyor. Ya Pakistan’a verilen gözdağı. Bütün mesele dağınık İslam dünyası son bir darbeyle İsrail’e teslim edilecek. Bu arada PKK’ya yüz bin kişilik bir ordu kurdurularak silahlandırılıyor. Bu hengamede İran’da çıkan olaylar tesadüf olmasa gerek. Bir tahrik yani provokasyon olduğu şüphesiz. Ve bizde gezide oynanan oyunun aynısı sahneleniyor. Açık açık gavurlar ülkelerimize sopa gösteriliyor. Böyle bir hengamede İran’a gavurun eliyle parçalanarak zaafa düşürüp cezalandırılmasına göz yummak basiretsizliktir. "Mü'minler kardeştir" düsturuna aykırıdır.

    İran’daki krizin dahili sebepleri bir değil, bin olabilir. Ama bunların niçin tahrik edildiği önemli.

    Şimdi bütün bunların sebebi nedir? Herkes suçlu. Bu musibet çoğunluğun gaflet ve uyuşukluğundan kaynaklanıyor. İran kusurlu. Kim kusurlu değil ki? İşgale veya vesayate uğramış ve piyon haline gelenlerden başka ne beklenebilir? Bu kabusu yenmenin tek yolu vardır. Birleşmek. Başka hiçbir kurtuluş yolu yoktur. Yoksa bir zamanlar bütün alem-i İslam’ın baş düşmanı olan Siyonist yakında bölgenin efendisi olarak ayaklarına halı sereceği. Burada bütün mesele teşhisi yapmaktır.

    Ahir zamanın iki temel merhalesi, devresi ve stratejisi vardır, Birincisi yabancı işgal ve vesayetinden kurtulmak. İkincisi ise yerli dinsizlerin tasallut ve hakimiyetine son vermektir. Bediüzzaman onları dinsizliği siyasetlerine alet edenler olarak niteler. Yani küfr-ü mutlak ve münafıklardan kurtuluş ilk merhaledir. Bunun da reçetesi dahilde her alanda ittihad-ı İslam.

    Şimdi emperyalist işgali zamanında hür irade ortaya konamıyordu. Ama istiklal kazanıldıktan sonra bu kez vesayetten tam hür irade ile karar verilemiyor. Bizim yarım yamalak istiklal elde etmemizden ancak 30-40 yıl sonra istiklalini elde eden Müslüman ülkeler de hür ve müstakil hareket edemedikleri gibi vesayete direnecek güçleri manevi ve siyasi güçleri olamadı.

    YanıtlaSil
  12. 3*İsrail’in kuruluşunu alelacele biz tanırken ıstırap çeken Müslümanlar, Cezayir’in istiklali ile ilgili BM’deki oylamada menfi oy verilirken de aynı acı halet-i ruhiyeyi yaşadılar. Niçin? Çünkü ittihad-ı İslam ne içeride ne dışarıda mümkün olmuyordu. Batı üflüyor biz oynuyor tiyatrosu artık sona ermelidir.Bölgeye şekil verecek bir kaç ülke var. Bunlardan müstakim olan ve bütün kabuslara son verecek bir rol ülkesi varsa o da Türkiye’dir. Çünkü ittihadın sembolü Hilafet-i İslamiye burada çöktü. Ve arkasından dağılma süreciyle işgallere uğrandı. Peki Türkiye’nin şimdi ne önemi bulunuyor? Ne tabii kaynakları ne de finans gücü var. Aslında bunların öneminin olmadığını petrol zengini ülkelerin basiretsiz tutumları gösteriyor. Türkiye'nin daha önemli bir başka özelliğe sahiptir. Rahmet-i İlahiye’yi gayrete getirecek bir husus: Mehdiyet. Mehdiyet’in çok önemli bir özelliği var. Manevi hilafeti temsil ettiğinden başka maddi hilafetin vazifesini üstlenmesine vesile ve yol açabilmesidir.

    Türk milleti 25 yıllık kabus yönetiminden sonra milli irade ile devlete ve yönetimine kılavuzluk etti. Fikri ve manevi hamulesini milli iradesiyle oyuna yansıttı. Batının çocukları, 4 darbe yapmasına rağmen bu engellenemedi. İslam aleminin yeni ve parlak döneminin önlenmesi için birkaç darbe Türkiye’ye vurulmasına rağmen kader-i İlahi’yi değiştiremedi. Her defasında kısa sürede toparlanıp misyonunu icra etti. Askeri-sivil bürokrasinin beceriksizliğine ve sermayenin tamahkarlığına rağmen Türkiye bir anda 50 yıllık yatırımlarının art arda meyva vermesi, bu arada tezgahlanan bazı komplolara rağmen bunları atlatması askeri bürokrasinin de gözünü açtı. Bu hal 2000’den sonra özellikle 2010’dan sonra yeni bir ittifaka yol açtı. Ve sağanak yağmuru gibi gelen iç ve dış komplolara rağmen dimdik ayakta kalındı. Bugün Cehcahvari “Dünya 5’ten büyüktür” söylemi ile kafa tutan varsa sebebi ve hikmeti nedir? Bu güç nereden geliyor? Hele yeni Türkiye'yi tanklarla ezmeye gelenlerin önüne kim çıkıp "dur" dedi. Ehl-i feraset ve basiret ancak bu sorunun cevabını verebilir.

    Beni İsrail Firavun’dan kurtulduktan sonra Kudüs için cihad etmeyince kader onları 40 yıl çöllerde dolaştırıp yeni nesil yetiştirdi. Bizde ise 31 mart mani olunamadı. 1909 + 40 = 1949. Yeni nesil yetişince 14 Mayıs halk inkılabı geldi. Ama bir de Rum’un toparlanması lazımdı. O 90 yıl sonra olacaktı. Ve oldu. 1909-1913 + 90 = 1999-2003. Yani katmerli veya şeddeli bir işari ihbar var. Bu kader-i İlahi’nin bir millete verdiği misyona yani bin yıllık vazifesine iadesinin tezahürüdür. Bu da Risale-i Nur’a verilen iki önemli vazifenin katkısı hayati derecede önemlidir.

    “Risale-i Nur’la, bu memleketin ve istikbalinin en büyük iki tehlikesini def’etmeye çalışıyoruz ve bilfiil çok emarelerle, hatta mahkemede de kısmen ispat etmişiz.
    Birinci tehlike: Bu memlekette, hariçten kuvvetli bir surette girmeye çalışan anarşiliğe karşı sed çekmek.
    İkincisi: Üç yüz elli milyon Müslümanların nefretlerini kardeşliğe çevirmekle, bu memleketin en büyük nokta-i istinadını temin etmektir.” Emirdağ Lahikası-1

    YanıtlaSil
  13. 4*Mustafa Kardeşimiz geçenlerde Emirdağ’dan iktibas yaparak batıya verdiğimiz rüşvetler gibi petrol zengini Arapların da rüşvet verdiği örneğini getirdi. Arapların siyasi ve milli iradeleri çaresizliğin neticesinden daha doğrusu vesayetin tesiriyle bu rüşveti verdiler. Biz ise İslam kardeşliğini terk ederek, doğan kuvvetsizlikten ve zaafiyetten dolayı onların geçici ve küçük maddi yardımları için, manevi yani dini ve siyasi rüşvet verdik. Ama tehlikeyi savuşturamadık. Öyle ki verdiğimiz bunca rüşvetlere rağmen Türkiye bölünmek ve yok olmak tehlikesinden tam kurtulamayınca ne yapılacaktı? Bediüzzman bir nevi gayb aşina bir gözle Türkiye’nin batıya verdiği manevi ve siyasi 10 misli rüşveti alem-i İslam’ın ileride cemahir-i müttefikası hükmünde olan 1.8 milyar Müslüman kardeşe vereceğini belirtiyor. Niçin verecek? Onun tabiriyle şöyle: "Memleket ve milletin ve bu devlet-i İslamiye’nin selameti için gayet azim bir bahşiş ve zararsız rüşvet vermesi lazım ve elzemdir.”

    Peki milletin selameti için vereceği rüşvetin cinsine? Şudur:
    (İşte o makbul, lâzım ve çok menfaatli, caiz ve vacip rüşvet ise, teavün-ü İslâmın esası ve hediye-i Kur’ân’ın semavî bir düsturu ve rabıtası ve kudsî kanun-u esasîsi olan

    "Müslümanlar ancak kardeştir." Hucurât Sûresi/10.
    "Allah’ın dinine ve Kur’ân’a hep birlikte sımsıkı sarılın." Âl-i İmran Sûresi/103.
    "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez." En’âm Sûresi/164; İsrâ Sûresi/15; Fâtır Sûresi/18; Zümer Sûresi/7.
    "İhtilâfa düşmeyin; sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz de elden gider." Enfâl Sûresi/46.

    kudsî, esasî kanunlarını düstur-u hareket etmektir.) Emirdağ Lahikası.

    Yani bizim rüşvetimiz bu Kur’ani düştür ve hakikatler. Yani Türkiye alem-i İslam’ın bir nevi organizatörü veya motoru ve direktörü olarak İslam Birlği’ni tesis ederek hem alem-i İslam’ı hem de Türkiye’ye bölünmekten ve işgale uğramaktan ve İsrail’in boyunduruğu altına girmekten kurtuluşuna vesile olacak rüşvet kardeşlik ve yardımlaşma. Böyle olunca ta Osmanlı döneminden başlayarak askerin silah ve teçhizat noksanlığı ve eksikliği ve zaafı da giderilecekti. Çünkü bölgede at oynatan düşman silah da kullanacak. O zaman alem-i İslam’ın esir alınma tecavüzünü kim püskürtecekti? Alem-i İslam’ın ittihadını esas alan Türkiye. Bu rol onu şimdi olduğu gibi ejderhanın hedefine koyacak. Yani istiklali ve vatan bütünlüğü tehlikeye girecek. Çünkü 1980’lerden başlayarak 2010’a kadar Türkiye bölgednin istilası için maşa olarak kullanılmak için çabalar sarf edildi. Ama Türkiye bunu yemedi, uymadı, dik durdu. Bunun mükafaatı olmalı idi. Yani alem-i İslam’a sahip çıkma ve ittihad için gayretinin mükafaatı ise şudur:

    YanıtlaSil
  14. 5*“Rahmet-i İlâhiyeden ümit kesilmez. Çünkü, Cenâb-ı Hak, bin seneden beri Kur’ân’ın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşların muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini (Mehdi cemaatini), muvakkat arızalarla inşaallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir.”

    Bediüzzaman çok sonra bu bölümün elyazması eserinde bir not düşer. Türk ordusu için şu ifadeyi ilave eder. ”Kılıncını ayağına vurdurmaz, düşmanın başına vurdurur. Kur’an’a hizmetkar eder. Ağlayan alem-i İslam’ı güldürür”

    Bu Mehdiyet’in 3. Faslında meydana gelecek büyük tehlikenin savuşturulacağının müjdesidir. O tehlikenin getireceği mükafaat ise Armageddon zaferidir. Allahü alem.

    Bugün deccalin kalplerdeki manevi sedleri dinsizlikle yıkması sonucu ortaya çıkan hain Ye’cüc ve Me’cüc taifesi olan anarşi ve teröristler dağda inlerinde bulunup yok ediliyor. 1996 yılında “Saldırı altındayız. Silahımız yok” diye Gazeteci Fikret Bila’ya sızlanan eski Genelkurmay Başkanı Kilis Milletvekili Doğan Güreş’in o sözünün üzeriden 20 yıl geçmeden Türkiye bu kadar silah ve teçhizatı nasıl üretti? Bunun maddi kaynağını nereden buldu? Silah-teçhizat üretimi yüzde 9’dan yüzde 65’e nasıl çıktı. Savaş helikopterleri için ambargosu uygulandığı için o zaman yolcu helikopterlerini kullanmak zorunda kalan Türkiye bugün ne yapıyor? Kim yaptı? Nasıl oldu?

    Din ile ihya olur bu milletin ihyası” hakikati tecelli edince işte böyle haller olur. O sır o özel notta yatıyor: "Kılıncını ayağına vurdurmaz, düşmanın başına vurdurur. Kur’an’a hizmetkar eder. Ağlayan alem-i İslam’ı güldürür”

    Kim güldürür? Havada kara bulutlar dolaşabilir. Ama sonra o bulutlar semavi dille gürler ve arkasında rahmet damlacıklarını bırakır. Her yeri rahmet kaplarken fecr-i sadıkla birlikte doğan güneş ne yapar?

    “Güneş, yağmur, su, ziya, çiçeklere isabet ederse hayat verirler. Nebatata olursa terbiye ve tenmiye ettirirler. Pis şeylere isabet ederlerse kabih kokuları ihdas ederler. Emvat ve ölülere bakarlarsa ufunet tevlid ederler.” İşart’ül İ’caz.

    Ne dersiniz pis kokanlar yani küfr-ü mutlakın beli kırılınca ne olur? Mehdiyetin medeni aleme ve insanlığa büyük hizmeti: Sulh-u umumi.

    YanıtlaSil
  15. Emirdağ 2 lahikasından: Bu vatanda şimdilik dört parti var diye başlayan kısımda Millet Partisi hakkındaki beyanatında bir cümle var.
    "Eğer ittihad-ı islamdaki esas olan islamiyet milliyeti ki, türkçülük onun içinde mezc olmuş bir millet olsa, o Demokratın manasındadır, dindar Demokratlara iltihak etmeye mecbur olur."
    Bugünlerde Devlet Bahçeli'nin cumhur ittifakı hakkındaki çağrısı bende bu satırları hatırlattı.
    Sayın Bahçeli büyük bir feraset gösteriyor. Zira hem devletin hem de kendisinin düşmanlarının niyetlerini kavramış biri olarak yerli ve milli bir duruş sergilemekte...
    Dikkat ederseniz Bediüzzaman iltihak etmeye mecbur olur diyerek meselenin ruhunu ifade ediyor.
    Zaman şahsi hesaplar zamanı değil birlik ve beraberlik zamanıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1* Demokrasi rejiminin gelişmeye ve hayattaki yerini almaya başladığı tarihten itibaren özellikle 1909 ihtilalinden sonra Bediüzzaman’ın da tesbiti olan ülkemizde 4 siyasi görüş ortaya çıkmıştır. İdeolojik alanda ise Mason komitelerin tesiriyle 3 cereyan kendini gösterir. Bu siyasi ve ideolojik bölünmede özellikle Selanik Hanedanı’nı oluşturan mason-siyonist komitelerin güç verdiği iki akımın birleşmesi Süfyaniyeti doğurur. Ve Bediüzzaman’ın belirttiği üzere siyaseti dinsizliğe alet edenler azim bir tahribat yapar.

      2. Cihan Harbi sonrası demokrasi ve hürriyet rejimi güç bulur. Ve çok partili siyasi hayat bir anda Türkiye’nin gündemine girer. Bu akım, tek parti diktatoryasının sonunu getirir. Zor da olsa çok partili hayata geçilir. Halkçılara karşı milletin tabii görüşü olan ittihad-ı İslam’ın yanında Meşrutiyet döneminin Ahrarları demokratlar olarak dirilir. Bu arada sun’i belki sahte, belki tertip bir siyasi görüş belirir. Yani bir komplo ile Milletçiler de siyaset sahnesinden yerini alır. Burada ittihad-ı İslam gönül birliği iken diğerleri siyasi parti hüviyetine bürünür. Milletçiler bir taktiğini gereği o zamanki derin devletin harekete geçirdiği bir siyasi görüştür. Vazifesi 1946 seçimlerinde iktidar namzedi olarak ortaya çıkan Demokratların başa geçişini önlemektir. Bunun için resmi kimlikli bir din adamı ile bir eski mareşali harekete geçirerek milletçi parti kurdurulur. 1950 sonrası ne yaşandığı ve olayları biliniyor.

      Şimdi çok geniş olduğu için detaya girmiyorum. Süfyaniyet ittihad-ı İslam’ın tabii müttefiki olan Demokratları (Ahrarları) başa geçirmemek ve devirmek için böl taktiği uygulaya gelmiştir. Özellikle 1960 sonrası Siyonist-batıcı siyasetin etkisiyle bu dayatılır. Bu hengamede Halkçılar da daima milletçileri kendine çekmeye çalışmıştır. İşte 1950 ınkilabı sonrası bu gerçeği gören Bediüzzaman Meşrutiyet devrindeki tecrübesiyle demokratlara çok önemli bir tavsiyede bulunur: “Daha ziyade maddî ve mânevî cazibedar nokta-i istinad olan hakaik-i İslâmiyeyi nokta-i istinad yapmaya mecbursunuz. Yoksa, sizin yapmadığınız eskiden beri cinayetleri nasıl eski partiye yüklüyorlarsa, size de yükleyip, Halkçılar ırkçılığı elde edip tam sizi mağlûp etmeye bir ihtimal-i kavî ile hissettim. Ve İslâmiyet namına telâş ediyorum. “ (Emirdağ Lahikası)

      Ve bu teşhisin ilk ispatı 27 Mayıs olmuştur. 27 Mayıs bir harici darbedir. Bunu yaparken Milletçilerin bir kolu olan ırkçılar elde edilmiştir. Aynı taktiğe 27 Mayıs sonrası da devam edildi. Bu Milletçilerin bir değil 3 partisini siyaset arenasına sürerek demokratların başa geçmesini veya tek başına iktidar olmasını önlemiştir. Her darbede bunun örneği görülür.

      Alparslan Türkeş 27 Mayıs hatasının kaynağını sonradan anladığı için 15 yıl sonra MC hükümetinin kuruluşuna büyük destek vererek o hatayı telafi etmeye çalışmıştır. Yani ittihada destek vermiştir. Ve milletçilerin demokratlarla müttefiki olan ittihad-ı İslam’a verdiği destek halkçılara iktidar yolunu kapatmıştır. 1991 seçimlerinde Milletçilerin 3 kanadı birleşerek Meclis’e girmişlerdir. Seçim sonra o birlik yeniden ayrışarak yolunu devam ederken rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu başında olduğu grup demokratlara destek verip onların iktidarını korumaya çalışmıştır. Ve müsbet bazı neticelerin alınmasına yardımcı olmuştur. Bunu 2000’lerden sonra tekrarlamak isteyince bir komploya kurban olarak şehit edilmiştir.

      Sil
    2. 2* 1991 sonrası ittihad için teşebbüslerde bulunan ancak ömrü vefa etmeyen Alparslan Türkeş sonrası Devlet Bahçeli de 1999 seçimlerinde Türkeş’in 27 Mayıs hatası gibi bir hataya düşerek demokratların iktidarını önlemiş ve bu tutum Türkiye’yi büyük bir krize sürüklemiştir. Ama faturasını 3 Kasım seçimlerinde ağır bir şeklide ödemiştir. Ödemekle kalmamış Türkeş gibi aklını başına getirmiştir. Konjoktürel değil realist davranmayı öğretmiştir. Bu arada Ülkücüleri gladyonun etkisiyle mazide olduğu gibi sokağa dökme komplo veya ihtimalini azim bir gayretle önleyerek onların kuruluş çizgisinde kalmalarını sağlamıştır. Çünkü Ülkücü camia da bu ülkenin temel dinamiklerinden biridir ve müsbet hareket etmekle yükümlüdür. Bunun da nişanesi ve esası “Ya Allah, Bismillah Allahü ekber”dir. Bu slogan değil bir hakikat olarak Türk’ün çok önemli misyonunun sembolüdür.

      Devlet Bahçeli’nin 3 Kasım sonrası önemli hizmeti iki hizmeti var: 1-2007 Cumhurbaşkanlığı krizinde büyük bir basiretle Abdullah Gül’ün hem Başbakanlığını önlemek hem de Cumhurbaşkanlığı konusundaki anayasa değişikliğine destek verirken sergiler Bu gözlerden hep kaçmıştır. Gül’ün Köşk’e seçilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Böylece İngiliz ve batı vesayetine bir manada hükümet olma ihtimaline ağır darbe vurmuştur. 2-Bu müsbet davranışını türbanla ilgili anayasal değişikliğinde de devam ettirerek parti ideoloji ve ilkelerine büyük uyum göstermiştir.

      2014 Cumhurbaşkanlığı’nda tutumu müsbet olmamıştır. Muhalefet tabii onun hakkı. Ancak 2006 sonrası İslam dünyasına ve özellikle Türkiye’ye yönelen Siyonist komplo ve tehlikeyi okuyamamıştır. Bazı medya organları ve iş dünyasının oyununa gelmiştir. 1999’daki hatayı bir nevi tekrarlar gibi olmuştur. Ama dönen dolapları ve oynanan oyunları iyi okuyarak 15 Temmuz darbe teşebbüsü onun gözlerini iyice açmıştır. 27 Mayıs ile anayasal bir kılıfı kavuşan sivil-askeri bürokrasinin vesayetine son erdirecek Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemine yeşil ışık yakmıştır. Bunu da şu günlerde “cumhurun ittifakı” olarak ilan etmiştir. Ve bunun gerçekleşmesi için büyük gayret sarf ederken bir nevi 27 Mayıs’ın son kırıntılarını da tarihin çöplüğüne gömülmesinde katkısı olmuştur. Türkiye’nin NATO-Batı ve bürokrasi vesayetinden kurtulup milli iradenin yani cumhurun emrine girmesinin yolu açarken bir küresel oyunun da bozulmasına yardımcı olmuştur.

      Şimdi müsbet hareketin en iyi örneğini sergilerken, realist olma yani günün şartlarına uyum konusunda tam not almıştır. Bu hal onu, 999 tarihinden itibaren Horasan’dan batıya yürüyen Türk’ün idealin güzel bir örneği yapmıştır. Kişinin hatasından dönmesi kadar büyük bir irfan olmaz. Hele Türk’ün Anadolu varlığının tehlikeye düştüğü ve bu tehlikenin bütün İslam coğrafyasının, Siyonist uşağı küresel oyuncuların esiri olma ihtimalini ortadan kaldırılmasında kimliğine yakışır bir durum sergilemiştir.

      “Hakka hizmet, büyük ve ağır bir defineyi taşımak ve muhafaza etmek gibidir. O defineyi omuzunda taşıyanlara ne kadar kuvvetli eller yardıma koşsalar daha ziyade sevinir, memnun olurlar. Kıskanmak şöyle dursun, gayet samimî bir muhabbetle o gelenlerin kendilerinden daha ziyade olan kuvvetlerini ve daha ziyade tesirlerini ve yardımlarını müftehirâne alkışlamak lâzım” (Lemalar )

      Sil
    3. 3* 1950’den beri bir çok siyasi ve dini grup, hele ki FETÖ gibi ahmaklar güruhu bu gerçeği anlayamamıştır. Çünkü ubudiyetin zayıfladığı anlarda ortaya çıkan enaniyet insanı saptırır.

      Bediüzzaman ta 1911’den belki 1909’dan itibaren sürekli ittihad-ı İslam'ı en büyük farz vazife olduğu için savunmuştur. Buna uyulmadığı için belalar art arda gelmiştir. Osmanlı’nın yaşadığı büyük bir felaket gibi şimdi bütün İslam dünyası ikinci kez yüz yüze gelmiştir. Onun için MHP liderinin yeni bir hal için verdiği destek hayırlı neticeleri olacaktır. Ortada herkes kendi hüviyetini ve mesleğini muhafaza ederken daha büyük bir muvaffakiyet için ele ele veriyor. Bunun pratikte ne faydası olacak. Bediüzzaman buna 1945 yılında yazdığı bir mektupta ittihadın faydalarını ve önleyeceği zararları şöyle açıklamıştı:

      “Bin seneden beri alem-i İslamiyeti kahramanlığı ile memnun eden ve vahdet-i İslamiyeyi muhafaza eden ve alem-i beşeriyeti, küfr-ü mutlaktan ve dalaletten şanlı bir surette kurtulmasına büyük bir vesile olan Türk milleti ve Türkleşmiş olanların din kardeşleri! Eğer şimdi, eski zaman gibi kahramancasına Kur’ân a ve hakaik-i imana sahip çıkmazsanız ve sizler gibi ehl-i hamiyet eskide yanlış bir surette ve din zararına medeniyetin propagandası yerinde doğrudan doğruya hakaik-i Kur’âniye ve imaniyeyi tervice çalışmazsanız, size katiyen haber veriyorum ve kat i hüccetlerle ispat ederim ki, alem-i İslamın muhabbet ve uhuvveti yerine, dehşetli bir nefret; ve kahraman kardeşi ve kumandanı olan Türk milletine bir adavet; ve şimdi alem-i İslamı mahva çalışan küfr-ü mutlak altındaki anarşiliğe mağlup olup, alem-i İslamın kalesi ve şanlı ordusu olan bu Türk milletinin parça parça olmasına ve şark-ı şimaliden çıkan dehşetli ejderhanın istila etmesine sebebiyet verecek.

      Evet, hariçte iki dehşetli cereyana karşı bu kahraman millet, Kur’ân kuvvetiyle dayanabilir. Yoksa, küfr-ü mutlakı, istibdad-ı mutlakı, sefahet-i mutlakı ve ehl-i namusun servetini serserilere ibaha etmesini alet ederek dehşetli bir kuvvetle gelen bir cereyanı durduracak, ancak İslamiyet hakikatiyle mezcolmuş, ittihad etmiş ve bütün mazideki şerefini İslamiyette bulmuş, bu millet dayanabilir. Bu milletin hamiyetperverleri ve milliyetperverleri, her şeyden evvel bu mümteziç, müttehid milliyetin can damarı hükmünde olan hakaik-ı Kur’âniyeyi terbiye-i medeniye yerine esas tutmak ve düstur-u hareket yapmakla o cereyanı durdurur inşaallah.

      İkinci cereyan: Alem-i İslamdaki müstemlekatlarını kendilerine ısındırmak ve tam bağlamak için bu vatandaki kuvvetli merkeziyet-i İslamiyeyi dinsizlikle itham etmekle bozmak ve alem-i İslamın irtibatını manen kesmek ve uhuvvetlerini bu millete adavete çevirmek gibi bir planla şimdiye kadar bir derece muvaffak da olmuş.

      Eğer bu cereyanın aklı başında olsa, bu dehşetli planı değiştirip, hariçteki alem-i İslamı okşadığı gibi, bu merkezdeki İslamiyet dinini okşasa, hem o da çok istifade eder, hem azim fütuhatını bir derece muhafaza eder, hem bu vatan ve millet dehşetli beladan kurtulur.” (Emirdağ-1)

      Sil
    4. 4* Bediüzzaman daima müsbet milliyet fikrini savunurken şöyle diyordu:
      “Fikr-i milliyet şu asırda çok ileri gitmiş. Hususan dessas Avrupa zalimleri, bunu İslâmlar içinde menfi bir surette uyandırıyorlar, tâ ki parçalayıp onları yutsunlar.
      Hem fikr-i milliyette bir zevk-i nefsanî var, gafletkârâne bir lezzet var, şeâmetli bir kuvvet var. Onun için, şu zamanda hayat-ı içtimaiye ile meşgul olanlara "Fikr-i milliyeti bırakınız" denilmez. Fakat fikr-i milliyet iki kısımdır:
      Bir kısmı menfidir, şeâmetlidir, zararlıdır. Başkasını yutmakla beslenir, diğerlerine adâvetle devam eder, müteyakkız davranır. Şu ise, muhasamet ve keşmekeşe sebeptir.”
      “Müsbet milliyet, hayat-ı içtimaiyenin ihtiyac-ı dâhilîsinden (sosyal hayatın içindeki ihtiyaçtan) ileri geliyor. Teâvüne, (yardımlaşmaya) tesanüde (dayanışmaya) sebeptir; menfaatli bir kuvvet temin eder, uhuvvet-i İslâmiyeyi daha ziyade teyid edecek bir vasıta olur.
      Şu müsbet fikr-i milliyet, İslâmiyete hâdim olmalı, kale olmalı, zırhı olmalı; yerine geçmemeli. Çünkü İslâmiyetin verdiği uhuvvet içinde bin uhuvvet var; âlem-i bekada ve âlem-i berzahta o uhuvvet bâki kalıyor. Onun için, uhuvvet-i milliye ne kadar da kavî olsa, onun bir perdesi hükmüne geçebilir. Yoksa onu onun yerine ikame etmek, aynı kalenin taşlarını kalenin içindeki elmas hazinesinin yerine koyup, o elmasları dışarı atmak nevinden ahmakane bir cinayettir.”

      Şimdi tarihi bir misyonu yerine getirmek için iki parti işbirliği yapıyor. Burada MHP’nin işbirliği muhtemel darbe veya darbeleri yani komploların bozulmasında hizmeti olacaktır. Yakadaki rozetler farklı olabilir. Ama daha büyük bir kimlik için işbirliği yapılmasında bir sakınca olmaz. Önemli olan hayırlı neticedir. Hep işin manevi yönüne dikkat ettiğim için 1339 tarihinde başlayan ve 1441 ve 1442 ile 1443’ün hayırlı neticelerine Kur’an’ın işari ihbalarını nazara vermek istemişimdir. İşari ihbarlar gizli olur. Açıkça bilinmez. Olunca anlaşılır. İnşaalah hep beraber görüp ne olduğunu anlayacağız. Tabi bütün müjdelerde bir şart vardır. Çalışmak ve zemin hazırlamak. Yani şartları oluşmazsa onlar ya tehir veya iptal olur. Yani tehirde üzüntü iptal da ise mesuliyeti getirir. MHP ve Liderinin tutumu bu açıdan önemlidir. Ortada kazanacak olan bir siyasi görüş ve parti değil. Millet ve vatan ve de Alem-i İslam kazanacak. Türk dünyası da bunun bekliyor. Onların huzur ve refahı da bu ittifaka ve ittihada bakıyor.

      Sil
    5. bahçeli mi feraset gösteriyor bahçeli, barutçu'ya benzer Akıncılar tarafından kurtarıldığı halde Akıncılar'ın lideri Metin Yüksel'i şehit eden kişiye.
      bahçeli gül'ün adamı. meral akşener bahçeli'yi iyi göstermek adına ortaya çıkmış bir figüran.
      bahçeli'nin hareketlerini iyi takip edin.Eğer Cabir'e destek veriyorsa bilin ki tersi olacaktır.1-1,5 yıl önce desteklemiyordu ve Cabir'i öne itti Cabir şu an hedef konumunda.Bahçeli bir plan dahilinde hareket ediyor.Bazen hakikat karşı taraftan zuhur eder.
      http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/ezber-bozmak-1484895/

      Sil
    6. akp nin çok dikkat etmesi lazım mhp tabanı parti kararına rağmen 16 nisan oylamasında iç bölgeler hariç evet demedi aynı şey olursa akp seçmenin oyu ile mhpli vekillerde seçilir fakat mhp seçmenide gider iyi partiye destek olur

      Sil
    7. 1*Siyaset, diyanet gibi değildir. Değişkendir. Dün dündü, bugün bugün. Siyasetin kuralı bu. Öyle olduğu içindir ki kader-i İlahi alemlerin efgndisinin soyuna siyasi ve dünyevi makamları değil uhrevi ve manevi makamları takdir etmiştir. Bakın hiçbir Al-i Beyt mensubuna dünyevi ve siyasi saltanatı kısmet edilmemiştir. Buna Mehdi dahil. Dedikten sonra şimdi Türkiye’de siyaset iki ana mihver üzerine döner. Kemalist-Atatürkçü-Garpçı-ırkçı çizgi ile onun yıkmak ve yok etmek istediği milli ve manevi değerlere saygılı muhafazakar-milliyetçi çizgi.

      Biz günlük yaşadığımızdan geçmiş ve geleceği içine alan bir düşünce silsilesine sahip değiliz. Yumurta ağza gelince hareket ederiz. Ve tabi bozguna uğrarız. Bu iki asırlık bir hastalıktır. Türkiye üzerine yapılan hesaplar birkaç köşelidir. Ama soğuk savaşın sonuna gelineceği sırada Siyonist zihniyetin güdümündeki ABD bizi pusmak ve mazideki memalikimizden iyice koparmak için yepyeni bir tezgaha girişti. Bu 1-Kıbrıs harekatını tezgahlayarak Türkiye’ye askeri ambargo uyguladı. Kıbrıs harekatı 1974 yılının Haziran başında ABD’ye davet edilen zamanın genelkurmay başkanı Org.Semih Sancar’a tebliğ edilmiştir. Sonraki gelişme Türkiye’yi İslam Alemi’nden iyice koparmak için AB’nin tarafına itelendi. Zaten Türkiye NATO ittifakına girince ABD tarafından Almanya ekonomik ihtiyaçlarımız için vasi tayin edildi. 2-Türkiyle’nin mümkün olduğu kadar ABD’nin bölge stratejik çıkarları için atlama tahtası olarak kullanılması. Bunun da temel sebebi İsrail’in güvenliğidir.

      Böyle olunca askeriyenin silah ve teçhizat bakımından ABD’ye kedinin ciğeri bakması gibi baktığından her şey özellikle Eisenhower Doktrinine gereği ABD'ye bakardı. Bu 1974’ten sonra değişti. Değişti ama bizim askeriyenin ABD bağımlılığı bir türlü bitmek bitmedi. Eisenhower doktrininden kaynaklı iç-dış güvenliğin askeri vesayetin altında olması demokratik gelişime ve siyasilere meydan bırakmıyordu. Bundan milliyetçi ideoloji ve siyasiler de etkileniyordu. Çünkü MHP askerci bir partidir. Ülke güvenliğini ana hedef tayin etmiştir. Her şey güvenlik içindir. Lakin bu 28 Şubat’ta zirveye yaptıktan sonra hızlı bir düşüşle iflas etmiştir. Yani eski hızını yitirmiştir. Özellikle 2003 Irak operasyonu çok şeyi değiştirdi. Bütün bu süreçte hakim vasi ABD-İngiliz birlikteliğidir. Bu süreç o tarihten başlayarak ağır ağır da olsa yerel ve milli zemine kaymaya başladı. Ancak batının güçlü başkentlerinin Türkiye üzerindeki hesaplarını yok etmedi. Bilakis artırdı.15 Temmuza’a kadar. 15 Temmuz yalnız yakın tarihin en önemli hadiselerinden biri değil istiklal için önemli bir 4 yol ağzı oldu.

      İşte çok kimsenin anlayamadığı şey şu: Aynı zamanda Mehdi’nin şahs-ı manevisinin yılları kapsayan hizmeti de 3. Fasılla meyva vermeye başladı. Bunun ilk ayağı 3 Kasım ise ikinci ayağı Irak operasyonuna katılmama kararıdır. Ancak bu birden ortaya çıkamazdı. Yeni başlayan sürecin menfi-müsbet yönlerinin ortayla çıkması lazımdı.

      Sil
    8. 2*İlk menfi olay 2006’da oldu. O tarihte siyonist-neocon zihniyetin ve AB'nin alan kapma hırsı ile Türkiye’yi cezalandırmak için batı başkentleri hareket geçti. Batı komplosu adına ilk isyan bayrağı iş dünyasından geldi. Hem New York hem Lnodra’nın kışkırttığı sermaye durup durduk yerde Merkez Bankası Başkanı ile ilgili hükümetin tasarrufu bahane ederek hükümete cephe aldı. Sonra İsrail Ortadoğu Projesi’nde Türkiye’yi saf dışı etmek için Gazze’yi bombaladı. Bu tam anlaşılamadı Derken Ak Partiye de ceza verilmek istendi ve Kemalist militaristlere AK Parti üzerine saldırıldı. Bu kötü polis idi. İyi polis dile de FETÖ’yü sahneye sürdüler.
      Cumhurbaşkanlığı seçimi sabote edilmek istendi. 1948 yılından beri İngiliz-Amerikan vesayet ittifakı da bozuldu. Londra ağrılık koymak istedi. ABD de. Burada bir husus var MHP lideri o tarihte çok garip gelecek bir kararla Gül’ün hükümet etmek yolunu kapatmak için Çankaya’ya çıkışını destekledi? Bu tesbit bana ait değil Mahir Kaynak’ın Erdoğan Operasyonu adlı eserinde bu şeklide anlatılmıştır. O tarihlerde Erdoğan’ın tasfiye edilmek istendi. Erdoğan'ın cemaatin eliyle zehirlenmek istendiğini bu ülkede kaç kişi bilir. Ne tedbir almındı bilir misiniz? 2012 7 Şubat günü Erdoğan niçin ameliyat masasına yatırılırken MİT başkanı içeri alınmak istendi. Çünkü Erdoğan bütün şer güç ve odakların ve başkentlerin oyununu bozuyordu. Askerin bir kanadı da bu konuda ona yardımcı oluyordu. O karmaşada İngiltere ABD’nin vesayetindeki hükümetin kendine geçmesini hedefledi.

      Her neyse Artık hüküm ahir zamanın Mehdi’nin ihya ettiği şahs-ı manevinin ağırlığını koyması ile yalnız Türkiye’de değil bölgemizde dengeler değişmeye başladı. 2006’da başlayan operasyon 2016’nın 15 temmuz günü iflas etti. İflas etmedi cümle suikast ve komplo planları milletin gözü önüne serildi. Yani devletin ana mihverlerinden biri olan askeriye de dönen dolabı görünce uzun değil upuzun bir süreçten sonra uyanarak istiklal ve yurt bütünlüğü koruma cihetine seçerek hükümete destek oldu. Ne de olsa Türk askeri. Bu siyaseti de etkiledi. MHP de aynı çizgide hareket etmeye başladı. Dikkat edilirse MHP Lideri Yenikapı mutabakatı ve cumhurun ittifakı söylemiyle son kararı açıkladı. Mesele budur.

      Sil
    9. 3* Abdullah Gül kimse onun 1990’lardaki tavrına hareketine nerelere gidip hangi toplantılara katıldığını bilmez. Dikkatli gözler onun çevirdiği fırıldakları bilir. Ak Parti’de iki görüş vardı. Yerel-milli ve dışa bağımlı eyyamcı politikacı. Bu Ak Parti’nin iktidarı döneminde kendini iyice açığa çıktı. Erdoğan bir nevi iki mecburiyetten Gül’ü Çankaya’ya gönderdi. Biri neredeyse dış politika Gül’ün egemenliğinde onun kafasına göre seyrediyordu. Bölgedeki operasyonlar da buna imkan veriyordu. Ama MHP’nin de yardımıyla Cumhrubaşkanlığı seçimi ile ilgili düzenlemeler sonrası Gül Çankaya’ya geçince Erdoğan milli ve yerel politikayı hakim kılmaya baladı. 10 yıl sonra bu politika Türkiye’yi son yüzyılın en bağımsız çizgisine getirdi. O bu çizgiyi çizip uzattıkça aleyhine komplolar peşi sıra geldi. Mahir Kaynak 2008’de röportaj vererek hazırlanan Erdoğan Operasyonu adlı eseri okunursa bazı gizli ipuçları bulunur. İşin garip tarafı İngiliz Kraliçesi Gül’ün seçiminden sonra Türkiye’ye üçüncü kez ziyaret etme ihtiyacını hissetti. Ve Gül’ün seçim bölgesine gitme isteği son anda Bursa’yla değiştirildi.

      Sararya Seyf’in büyük değil azim bir mugalata ile Erdoğan’a Cabir yakıştırması ve bu Cabir’e özel bir mana yüklemesi meseleyi anlamadığı anlaşılıyor. Ve şu hale düşüyor. Bozacının şahidi şiracı misali Deccaliyet kanadın ünlü bir ismini kendine bozacı misali şahit yapıyor. Türkiye’nin en şaşkolozlarından biri de ulusalcılardır. Süfyanilerin 28 Şubat’taki İsrail’le işbirliğinden sonra ortaya çıkan bu şaşkın ördekler filosu yalan-yanlış, dedikodu-palavra söylemleriyle zihin bulanıklığı misyonunu yükleniyorlar.

      Şunu kimse aklından çıkarmasın. Mehdi’nin oluşturduğu veya inşa ettiği şahs-ı manevi yakında bütün dünyayı etkileyecek kararların alınmasında baş rolü oynayacaktır. Bütün batılı stratejistlerin ve devlet adamlarının yeni dünya düzeninin Türkiye’nin alacağı kararlarla oluşacağını 20 yıldır bangır bangır bağırıyor. Hatta İsrail’li yetkililer Türkiye’nin bölgenin süper gücü haline geldiğini söylüyor. Lakin biz oturmuş kör ebe oynar gibi düzemce Mehdi söylemleriyle vakit harcıyoruz. Beğenin beğenmeyin ama Risale-i Nur’da belirtilen bazı müjdeler, yayınlanmayan bazı ihbarlar işin sonuna gelindiğini gösteriyor. Onun için yorumlarda realist olmak lazım. Hayalperest ve ideolojik değil. Türkler 1.5-2 asır silahlı cihaddan manevi ve ilmi cihadın talim ve terbiyesini alıyor. Çünkü ahir zamanda medeni asırda vahşetin ve bedeviliğin yöntemleri geçerli olmayacak. Rüştünü ispat eden beşerin aklına Kur’an hakikatleri deli ve ispatla anlatılacak. Anlatılacak ki, Tevhid cihana hakim olurken, hem cepler dolacak, hem de ortalığı sulh ve sükun kaplayacak. Artık vahşetin manzaraları bir daha yaşanmayacak. Bu son nimetullahtır. Ondan sonra kıyamet var. Medeni aleme yakışan serbestiyet ve malikiyettir. Bunu da Türkiye'nin tutumu besmelesi olacak. Anlayana.


      Sil
    10. Abdurrahim abi Allah senden razi olsun. Abi Albert pike isimli bir mason 1871 yilinda baska bir masona mektup yazmis. Abi bu mektup cok ilginc. bundan once ve bundan sonra hersey kurgulanmismi??? Selametle...

      Sil
    11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    12. 1*Yahudilerin Kudüs ve Büyük İsrail hayal ve hülyaları dini söylemlerle 2000 bin yıldır buna inanıyorlar. Hep bunu gerçekleştirmek için her türlü fitne ve fesadla mücadele edip yaşadılar. Amma onların hem zaafları hem de güç aldıkları iki önemli özellikleri vardır. Biri nüfusları az ama paraları çoktu. Kur’an’ın bunu şöyle bildiriyor:

      Sen Yahudîleri, hayata karşı insanların en hırslısı olarak bulursun. (Bakara/96.) Onların çoğunun günaha, zulme ve haram yemeye koşuştuklarını görürsün. Ne kötü bir şeydir o yaptıkları! (Mâide /62.) Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez. (Mâide/64.) İsrâiloğullarına Tevrat’ta şöyle bildirdik: "Siz yeryüzünde iki kere fesad çıkaracaksınız. (İsra/ 4.)
      Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin. (Bakara/60; A’râf/7.)

      Bu özelliklerini her yerde her ülkede her alanda sergilediler. Haçlı Seferleri sırasında hem çekilen sıkıntılar hem de elde edilen büyük finans gücü onların hayallerini gerçekleştirmek için kışkırttı. Onların dini rivayetlerinde Tevrat’ın menfi olarak verdiği bir habere yanlış anlam vererek fesadları için kullandılar. Bunu da Hz. Peygamber’in nübüvvetini açıkladığında tahkik huzuruna vardıklarında da dile getirdiler. O da şu: “Sen Peygamber olabilirsin. O zaman nübüvvet bizden gider. Ama biz ahir zamanda deccal çıkınca dünyaya hakim olacağız”

      Bin yıl sonra zamanı geldiği kanaatine vararak bu ideali gerçekleştirmek için 18. Asrın ortasında yani 1773’te düzenledikleri zirvede karar aldılar. Buna göre Deccal çıkarılacak ve dünyaya hakim olunacaktı. Olunca da Büyük İsrail kurulacak. Ve o zirvede bu amaçla uyuyan bütün hücreler (Mason Locaları) uyandırılacaktı. Ayrıca her alanda ekonomi, siyaset, ilimde üstünlük ve hakimiyet kurulacaktı. Ve böylece emellerine nail olacaklardı. Yalnız Albert Pike değil daha bunun gibi çok ünlü Yahudi bu ideali yeri geldikçe birbiriyle paylaşırlardı. Mesela Haham Reichorm da aynı şeyleri söylemişti. 1869 yılında Prag’da Hahambaşı Simon Ben Yuhada’nın mezarının başında şunları söylüyordu:

      "Biz İsrail Hükeması, Allah'ın bize vadettiği dünya hakimiyetine doğru kaydettiğimiz terakkiyi ve Hıristiyanlara karşı kazandığımız zaferleri gözden geçirmek üzere, her yüz senede bir, şûra halinde toplanmayı itiyat edinmişizdir.
      Bu sene, bizim muhterem Simon-Ben-Yuhada'nın mezarı başında toplanan bizler geçen asrın bizi hedefimize yaklaştırdığını ve ona ulaşmamızın çok yakın olduğunu iftihar ile temin edebiliriz. (Reichorm'un konuşmasının devamı aşağıda)

      Sil
    13. (Reichorm'a devam ediyoruz))
      2* Altın her zaman mukavemet edilemez bir kudrettir. Hep öyle kalacaktır. Mütehassıs ellerin kullandığı altın, ona sahip olanlar İçin en faydalı bir manivela olacak ve ondan mahrum kalanları imrendirecektir. Altınla en müstakim vicdanlar satın alınır. Kıymetlerin bedenleri, bütün mahsullerin rayiçleri tespit olunur. Akdedecekleri istikrazlar temin edilmek suretiyle devletlere tahakküm edilir.

      Başlıca bankalar, bütün dünyanın borsaları, bütün hükümetlerin kredileri bugün elimizde bulunuyor.
      Büyük kuvvetlerden biri de basındır. Basın, istenilen herhangi bir fikri tekrar ede ede nihayet doğruymuş gibi kabul ettirir.
      ......
      Hıristiyanların gurur ve hamakatlarını istismar ederek harplere sürükleyeceğiz, onlar birbirlerini boğazlayarak bizimkilere yer açacaklardır.
      Toprağa sahip olmak daima nüfuz ve kudret doğurmuştur, sosyal adalet ve eşitlik namına büyük çiftlikleri parçalayacağız. Bu parçaladığımız toprakları candan dileyecek olan köylüler, az sonra işletme hesabına borçlanacaklar ve sermayelerimizin esiri olacaklardır. Büyük malikaneler sahibi olmak sırası bize gelecek.
      Piyasada altının yerine kağıt parayı geçirmeye çalışalım. Altını kasalarımıza çektikten sonra kağıda kıymet verecek de biz olacağımıza göre bütün hayata hakim olacağız demektir. "

      Bu konuşma yukarıda verdiğim ayetlerin doğru teşhisini de ispatlamaktadır. İkincisi bu hal genel Yahudi karakteridir. Yahudilerin hayatın bütün birimlerine dinsizliği yayarak (deccalleri çıkararak yani dinsiz siyasilere zemin hazırlayarak) ilk hücumlarını Darwin ile yaparken ekonomide Frankfurt mektebi gibi Karl Marx, Freud gibi şahsiyletlerle 19. Yüzyılın ikinci yarısında güçlerine güç kattılar. Yalnız Hıristiyanlığı değil Müslümanların hükümranlığı altındaki Kudüs’ün ve Filistin topraklarını alınması için İslam dünyasına aynı yöntemlerle yöneldiler. Bu amaç için etki altına aldıkları Hırıstiyan hükümetleri özellikle İngilizleri vekil olarak kullandılar. Onlara krediler vererek emellerine 2 asırda ulaştılar.

      Avrupa’da ilk hamleleri 1789 Fransız ihtilali iken Osmanlı’da sened-i ittifak ile Osmanlı’yı siyaseten ilk zaafa düşürüp Saraya sızdılar. Yeniçeri Ocağını da ifsad edip padişah tarafından yıktırdılar. Bu hadise Kur’anda İslam Deccali’nin ileri karakollarını çıkışı olarak işaret edilir. Fitnelere durmadılar Tanzimat Fermanı, 1860’te ekonomik sulta ve en önemlisi İngilizleri kullanarak Osmanlı-Rus Savaşını körüklediler. 1897 yılında İsrail Devleti’nin kurluşunu Basel’de ilan ettiler. En önemlisi ise 31 Mart Vak’asıdır. Bu darbe dört dörtlük Siyonist-mason ihtilalidir. Artık hedefe varmak için hiçbir engel kalmayınca 1917 ihtilali ile komünizmi Ruslar’ın başına bela ederken 7 yıl sonra İslam Deccali başa geçer.

      Sil
    14. 3* Yahudiler finans açısından güçlenip, mason locaları ile Hıristiyan siyasileri etkileyince Avrupa ve Asya’da 3 İmparatorluğu yıkmaya sıra geldi. Bunu da 1. Dünya savaşı ile gerçekleştirdiler. Rus-Alman-Osmanlı imparatorlukları tarihe karıştı. Müttefikleri İngilizler Filistin’i Belfour Beyannamesine rağmen vermeyince bu kez 2. Dünya Savaşı’nı fitneleyip 2. Cihan Harbi ile dünya sahnesine çıkardıkları ABD sayesinde emellerine nail olup İsrail’i kurdular. Ondan sonrası malum.

      Yüzde 65 payı olan küresel sermaye ile batıdaki iktidarların çoğuna neoliberallerin ele geçirmesinde rol aldılar. Ve 1991’de başlayan ve şu an devam savaş ise 3. Cihan Harbi’dir. Neocon-Avangelist Amerikalıları kullanarak Körfez Harekatı ile başlayan bu savaş ile Büyük İsrail’in toprakları üzerinde önce nüfus alanı kurup daha sonra sahiplenmek istiyorlar. Bunda da büyük ölçüde başarılı oldular. Zaten Ahir zamanın melhemeleri yani büyük savaşları üç tanedir. Sonuncusu Mehdi-Mesih cemaatlerinin gayretleri ile 2. fesadın sahibi Yahudiler, Kur’an’ın ihbarında olduğu gibi yok edilecek. Bunda ise kilit ülke Türkiye’dir. Sebebi şu: Kudüs Osmanlı Sultanı’nın şahsi mülkü idi. Dini açıdan ilk kıblemiz ve ittihad-ı İslam’ın başkenti. Ayrıca Osmanlı Hilafetinin varisi ve Mehdiyetin bayraktarı Türkler, ittihad-ı İslam’ın banisidir. Kader Türkleri 2. Bir yükselişle yeniden İslam’ın bayraktarı yapacak. Batının kuyruğuna kendini çömez cumhuriyet ile kaptıran Türklerin bilmediği bir şeydir. Aslında neoconların 20. Yüzyıl gibi 21. Yüzyılı Yahudi-ABD yüzyılı yapmayı tasarlıyordu. Kimi Çin’i gösterirken 21. Yüzyılın Türk yüzyılı olacağını akıllarına sığdıramadılar. Ancak batı dünyası ve Arapların önemli bir kısmı bu kanaatte. Yani Türkiye'yi dünyanın Heartland-kalbistanı olarak öngörüyorlar. Mustafa Özcan bundan 9 yıl kadar önce bunu dile getirmişti ama kimse tınmadı. Bu konuda bir Arap düşünürü dünyanın kalbinin Avrasya ve Avrasya’nın kalbinin de Türkiye olduğunu öngörür. Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle de benzer görüşte idi. Ona göre Anadolu’ya hakim olan Ortadoğu’ya hakim olur, Ortadoğu’ya da hakim olan ise dünyaya hakim olur. Bunun böyle olması da Mehdiyet’in merkezinin Türkiye olması ve Tevhidin yayılması konusunda Mesih cemaatin katkıları da buna kuvvet veriyor. Tabi biz bunu anlayamadık, onu anlayacak kafa ahir zaman duhanı ile dumanlı idi.

      Sil
    15. 4*Ancak dünyanın kalbi sayılan Türkiye özellikle manevi açıdan Süfyaniyet yüzünden komalık hasta idi. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki hatalı uygulamalar ve soğuk savaşta önemli ölçüde kimlik ve değer kaybına uğrayan Türkiye Mehdiyet’in yani Mehdi’nin şahs-ı manevisinin gayretleri sonucu eski kimliğine yeniden kavuşurken siyaseten ve maddeten önemli gelişmeler gösteriyor. Bu da herkesin beklediğinin aksine 21. Yüzyılı Türk-İttihad İslam asrı olacağını gösteriyor. Bilindiği gibi her asrın ilk 20 yılı yeni asrın temelinin atıldığı yıllar olur. 1815 ve 1918 gibi. One minute sonrası Türkiye ile İsrail’in bölge liderliği için kapışması kaçınılmazdır. Ve zaten bu oluyor. İsrail aslında bir manada ittihad İslam projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi’nden Türkiye’yi hem askeriyenin bir kanadını hem de FETÖ’yü kullanarak tasfiye ederek insiyatifi ele aldı ve Güney Ortadoğu’yu nüfusu altına soktu, cukkasıyla. Sokmasına soktu ama yetmedi bu kez kuzey kanadındaki 5 ülkeyi parçalamakla meşgul. Tabi vekalet yoluyla.

      Bütün sıkıntılar da bundan doğduğu gibi Türk’ün gafletten uyanmasına da vesile oluyor. 21. Yüzyılın bugüne kadar en önemli olayı kim ne derse desin 15 Temmuz’daki milletin gösterdiği dirençtir. Ayrıca Mehmetçiğin üstün muharebe yeteneğini silah ve teçhizat açığını kapatarak daha da geliştirmesi de çok önemli bir gelişmedir. Türkiye'nin greçek istiklalinin kapısını açtı. Bu Siyonist ve neocon mihrakları kudurttu. Onun için Kürt kartı acımasızca piyasaya sürüldü. Bu kartın son akıl hocası da 1960'tan beri İsrail’dir. Bütün istihbarat ve diplomatik bilgiler TelAviv’den gidiyor. Kürt işinde Hem İsrail, hem ABD, hem İngiliz, hem Almanya hem Fransa olduğu gibi bir çok batılı ülkenin de ufak tefek katkıları var. Onun içindir ki batılı ülkeler Türkiye’nin üzerine böyle vahşice geliyor. Tabi bütün bunların altında Yahudi güdümlü küresel sermaye etkisi önemli rol oynuyor.

      Yahudiler’in ahir zamanda deccal fitnelerinin sahibi oldukları hadislerle sabittir. Büyük Deccal’in Rusya’da ortaya çıkaran komitenin 8 üyesinde 5’i Yahudi olduğu gibi Karl Marx ile Troçki ve Lenin de Yahudi idi. İslam Deccali Selanik asıllı bir Yahudi olduğu ancak kimliğini gizlediği için tanınamadığı bilinir. Selanik Osmanlı’nın yıkılışında Siyonist-mason karargahı olduğu gibi Balkanların Kudüs’üdür. Nüfusun büyük kısmı Yahudi iken dörtte birinden fazlası da Sabataycıdır. Osmanlı’nın çöküşünde ortaya çıkan iki ideolojinin ikisini yani garpçılık ve ırkçılığın teorisyeni Yahudilerdir Süfyan’ın Selanikli Yahudi olduğu sırrı da ilk kez Sultan Abdülhamid’in bağlı olduğu Nakşi-Şazeli kutbu manen sezerek Sultan’a mektupla çaresizliğini bildirirken, Bediüzzaman onun kimliği bizzat teşhis etmiştir. Onu bilmenin tek istisnası nur-u iman sahiplerinin Mehdi’nin teşhisiyle onu tanıyacak. Dinsizliğin mağlup edilmesi demek Mehdi ve Mesih’in dini hizmetlerinin cihana hakim olması demektir. Bu da hakimiyetin başında Yahudi’nin dinsizlik fesadının sona erdirilmesine bağlı olduğundan bir asırlık bir mücadeleyi gerektirir. 1243-1343-1443. Bunlar gaybi haberlerdir. Ancak gerçekleşmesinden sonra anlaşılır.

      Risale-i Nur bu konuda bir çok risalede ipuçlarını vermiştir. Deccallerin mağlup edilmesi dini saiklerle iken, İsrail’in ortadan kaldırılması ise çok sayıda düşük yoğunluklu savaşlara sahne olan 3. Melhemenin finali ile gerçekleşir. O da elin kulağındadır. Nasıl olacağına gelince. O hayret verici bir sürpriz. Olunca herkes görüp yaşayacak. Ama bunun ilk işareti ise Allahüalem.

      Sil
  16. Her sene ölecekleri tahmin eden sitede 2018 tahminleri için ilginç isimler var. Kisicır, papa ve mubarek gibi isimler var. Çok önemli isimler bunlar büyük değisimler olabilir. Mesela sanıyorum ki hadiste de geçen kargaburun ölürse süfyanda bu sene nisan ekim arası zuhur eder. Mehdi de 2019 ocak gibi gelir. Çünkü onlar yarış atı gibi çıkarlar. Allahu alem. Sabır ve Allah yolunda çalışmanın tavsiyesi ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2017 listedeki 50 kişiden sadece 17si ölmüş

      Sil
    2. Dini konular ciddiyet ister. Atmasyon tutmasoyn bilgilere itibar edilmez. Hz. Peygamber kendine sonraki devriler tek tek sıralamış ve en son Deccal-Mehdi zamanına işaret etmiş. Yani hilafet biter o gün İslam deccali huruç eder, zuhur etmez. Zuhur başka, huruç başkadır. Huruç anidan bir ihtilal veya inkılapla olur zuhur ise zaman ister. Bu durumda Süfyan huruçla başa geçtiği gün Mehdi’nin zuhuru başlar. Yani onun devri doğmaya başlar. Tam bir asır sonra hakimiyeti tesis olur. Mehdi hizmeti yapmaz cemaati yapar. Öyle olunca Hilafetin gerçekte sona erdiği tarih 1909, kağıt üzerinde olanı ise 1924’te biter. İşte İslam Deccali denen Süfyan o zaman başa geçer. O bir münafıktır. Ve Yahudi asıllıdır. Ama Yahidi asıllı olduğunu herkes ama çok ama çok kimse bilmez

      Faraza yüksek tahmininize göre bu Mehdi 2019’da zuhur etti. Ne yapacak bu adam? Hangi bir meseleyi çözecek. Daha doğrusu onun yapacağı çözeceği ne var? Kimsenin dinini yaşamasına izin veriliyor. Siyasi meseleler için bir yığın parti var. Ve 1950’den beri halkçı olmayan 4 parti geldi ve gerekeni yaptı. Savaş derseniz Mehdi kumandan değil. Din adamı. Dini öğretecek. Tankı tüfeği uçağı füzesi olan biri değil. Herkes ahir zamanın gaflet örtüsü olan Duhan’ın etkisinde sersemlemişken yapacağı teviller nazar alınmaz. Mehdi’nin en başta gelen vazifesi ubudiyettir. Ubudiyete teşvik edecek. Halis bir iman sahibi olmadan, 5 vakit namazı kılmadan diğer farzları yerine getirmeden Mehdi üzerine ahkam kesmek haram olmasa mekruhtur.

      Mehdi’nin asla ve kat’a ne siyasi makamı olacak ne de siyasi hareketi olacak. O herkese ubudiyeti talim ettireceğinden geriye kalanını ubudiyete tabi olanlar yapar. Ayrıca Mehdi ve Mesih ve de Süfyan ile Büyük Deccali bilmek ve tanımak için nur-u imana ihtiyaç var. Çünkü bu zatların hepsi imtihana tabidir.

      2019’da Mehdi’in gelmeyeceğine dair her türlü teminata veririm. Ama onun hakimiyetinin zuhuru tabi olması sebebiyle hilafetin ilgasından bu yana perde perde, kısım kısım yerine geliyor. Erkek kıtlığı olduğu için Türk kadının iffet ve namus sembolü bu ülkede tam tamına 90 yıl yasaktı. Şimdi öyle mi? Değil. O zaman?

      Sil
  17. Bahçeli'nin tavırları gerçekten de Demokratlık. Nasıl yani ? Demokratlık esas olarak İngiltere yanlısı olmak demek. Daha dün Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığını teklif ve CB seçimlerinde CHP ve HDP ile ittifak etmesi ? Peki bugün ne oldu da AKP ile ittifak ediyor ? Hayır,MHP hep aynı taraftaydı. Değişen ise AKP oldu.Kuruluşunda ABD tarafındayken,bugün İngiltere tarafına geçti.

    Kısaca, İngiltere ortadoğuda 100 yıl önce kendi kurduğu müesses nizamın devamını isterken, ABD , ortadoğuya hakim olmak için varolan düzenin (bizimkinin de) altını üstüne getiriyor. AKP de bu değişime direnebilmek için İngiltere tarafına geçti. MHPyi de kendisini orada beklerken buldu.

    Bütün dünyada siyaseten organize İngilizler ve ekonomik olarak güçlü pagan yahudilerden dost olmaz ama ne çare ki denize düşen...

    İngiliz icadı FETÖ, ABD kontrolüne geçince Türkiye'nin de tavrı mecburen belirlenmiş oldu. Son 10 yıllardır başımıza gelenlerin hepsi bunun içinmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*MHP Lideri Bahçeli’nin temsil ettiği siyasi görüş toptan inkar edilebilir mi? Yani o partinin görüşlerinin faraza yarısı batıl olsa, diğer yarısı hak olsa inkar ve iptal edilebilinir mi? Hele ki bu zamanda. O partiden beklenen şey sakat olan yüzde elli kısmının değil Hak olan yüzde elli kısmının tedavülde olması esastır. Bir dönem geldi o siyasi görüşün sakat yanının menfi tesirleri oldu, bir zaman olmadı, olmadığı gibi hayırlı neticelere kıymetli katkıları oldu. Onun için toptancılık insanı madara eder. Hatırlatırım dinci geçinen bir parti “ortanın solu”nu bu ülkede iktidar payandası oldu..
      Kur’an-ı Kerim 2ayetinin 2 işaretiyle Türk’ün yani İslam’ın mağlup olacağına işaret eder. Rum/2 ve İbrahim/1. Yani alem-i İslam’ın mağlup olması demek istiklalini kaybederek işgale uğraması demektir. Yani istiklali olmayan ve hür olmayanın nesi konuşulacak. Osmanlı’nın mağlubiyetinin ilk başladığı tarih ne zaman? Kur’an’a göre 1806-1808’dir. Ve ilk büyük darbeyi askerini kaybettiğinde tadar. 1826. Ve hukuki zeminini kaybederek 1839, ekonomik gücünü 1860’ta yitirir. Sonra 1909’da çöker. 1918’de istiklalini kaybederek biter. Artık meydan hem emperyalistlerin hem İslam deccalinin. Ne zamana kadar? Yeniden uyanış ne zaman başlar?.
      Bunun temeli 1926’da atılır siyasete yansıması 1950’de ilk parıltılarını verir. Ve o tarihten başlayarak nasıl güneş ağır ağır doğar ve zirveye gelir onun gibi istiklalimizi böyle kazanmaya başlarız. Tam istiklalin ilanının ölçüsü Ayasofya. Mabedi puthane olan bir millet hür ve müstakil değildir. Çünkü kılıç hakkı elinden alınmıştır.

      Böyle olunca herkes kötü demek doğru değildir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen bu millet, dinini küfrün en azılı olduğu bir zamanda yaşamasını bilmiş. Kur’an eğitimi yasak olduğu yıllarda çocuklarını ormanlık alanlar veya dağ mağaralarında eğitmiştir. İstiklali yokmuş ama Allah’ını bilip, inanıp onu uyuyordu değil mi? Ve adı neydi onların. G.e.r.i.c.i. Yani bütün bu olumsuzluklara rağmen Allah’a şükür gericiler vardı. Hem de çoğunlukta idi. Onlara kötü diyebilir misin? İngiliz uşağı falan. Ve onlar o harici düşmanlara rağmen göğsünü gere gere Müslümanım diyecek cesareti kendinde buldu. Ne zamandı o?

      İşin siyasi mahiyetine gelirsek. Güneş doğduğu zaman her yer ayan beyan ve doğrudan güneşin ışığını alamaz. Gölgelik alanlar, alaca karanlık alanlar olur. Ama güneş ağır ağır doğmuştur. Ne zaman her yer aydınlanır. Gökte yükselince her yer aydınlanır. Neye rağmen düşman süngülerine veya onların vesayetine rağmen. Böyle bir anda güneş doğmamıştır diyemezsiniz. Doğmuştur. Ve kimi güneşin direk alır, kimi gölgelikte olmasına rağmen aydınlığından istifade eder.

      Sizin yanıldığınız ve anlayamadığınız husus şu? Kamusal alana kim hakimse onlar İngiliz vesayeti altında olabilir. Ama millet değil. Millet sapına kadar her imkanını kullanarak göğsünü gere gere Müslümanım derken bunu ilk önce tangur tungur şarkıları minarelerin zirvesinden indirip Ezan-ı Muhammediyi arş-ı alaya yükselttiği gün millet olarak istiklalini kazanmıştı. Lailahe illallah diyen herke de bizim kardeşimizdir. Ha bazılarının hataları günahları olurmuş. Allah af etsin. Ama aramızdan kovmaz veya kafir ilan etmeyiz. Değil mi?

      Sil
    2. 2*Şimdi bizim düşmanımız zaman ve mekana göre değişim gösterir. Bir zamanlar İngiltere. Tamam. ABD de tamam. Ama komünizm tehlikesi varken onlar dostumuz değil müttefikimizdi. Onlarla kader birliği yaptık. Bu dinen geçerli bir ittifaktı. Batıdaki büyük deccale karşı onlarla işbirliği yaptık. Bu demek değildir ki, onlar bize mutlak hükmediyordu. Öyle olsa 4 darbe yapmazlardı. Seçtiklerimizi alaşağı etmezlerdi. Bakın yıl 1980. Sadece 500 milyon dolar dış kredi alabilmek için 24 Ocak kararları alındı. Türk parasının değeri yüzde 40-50 oranında düşürüldü. Sadece 500 milyon dolar için. İşte öyle bir zamanda ABD bize her yıl büyük kısmı askeri olmak üzere 500 milyon dolar kredi verirdi. Ve onu alır ihtiyacımızı görür afiyetle yerdik. İşte o 24 Ocak kararlarının alındığı yıldan sonra çok şeyler değişti. Dünya güç dengelerinde kıpırdanmalar başladı. Ama biz ekonomide-siyasette geri idik. Medeniyette geri idik, teknolojide de ilimde de. Yakın zamana kadar nüfusun yüzde önce 80’ini sonra 60’ı sonra 40’i köyde yaşar, şehirlerde ise gecekondulaşma yarı yarıya idi.
      Böyle bir halde bugüne göre kabule şayan durumlar kabul edilemez idi ama zamanın şartlarını göre iyi idi. Çünkü biz mağluptuk. Ve ülkemize hakim değildik. Zincire vurulmuştuk. İçimizdeki vaseyetin uşakları yüzünden. Ama gün geldi bu zincirleri kırdık.

      1950’den 2000’e kadar kaç darbe oldu. 4. Ya 2006’dan buyana 12 yılda kaç darbe girişimi veya komploya maruz kaldık. 12 mi? Saymamı ister misin? Peki niçin yıkılmadık? Demek ki vesayet karanlığı doğan güneşin ışıklarıyla uzaklaşıyor. Çok uzattım. Ama biz ayağa kalktığımız için artık kimseyi takmıyoruz. Güneşin aydınlattığı oranda.

      İngiliz bu topraklara Yahudi tahrik ve kılavuzluğunda geldi. Ama Yahudilere topraklarını vermediği için bu kez ABD’yi sahneye çıkardılar. 1945. ABD Ortadoğu’yu kendine istemiyor. Yahudi için istiyor. O Yahudi ki 1909’da Sultanımızı alaşağı edip hükmünü icra ettiği günden beri bize vasıtalı hükmeder. Biz kime alçakça “kızıl sultan” derdik. İlk cumhurbaşkanları weizmann ne demişti? “20. Yüzyılda önce TC’yi sonra İsrail’i kurduk” Sen aracıyı bırak esas düşmana bak. Kimmiş o? Hah işte o? Şimdi ondan bundan korkma değil onun boğazına çizmemizi basma zamanı. Ya onun yinon planı ya da bizim ittihad-ı İslam. Başka yolu yok. MHP de dahil.

      Ve bütün bunları bir rejim sayesinde yaptık= D.e.m.o.k.r.a.s.i. Zaten Kur’an’ın siyasi tek emri var: Yönetilenlere danışınız. Yani cumhura danışınız. Yani dünyevi konularda ne karar alacaksanız cumhura sorun sonra yapın. Bizim cumhuriyetimiz çakma idi. Tek parti diktatoryası idi. Demokrasi sayesinde hakiki cumhuriyet kavuşuyoruz. Demokrasiyi küçümseme. Biz artık, hakanlar, sultanlar, diktatöler değil, Kur’an’ın emri olan cumhurreisi yönetsin istiyoruz. Hz. Ebubekir, Hz. Ömeer, Hz. Osman, Hz. Ali(ra) gibi seçilenler örneği. Bazı alçakların ağzında sakız biat etmeyiz lafı çıkar. Cahilane manasını bilmeden. Çünkü onlar tek parti ve diktatörlerine biat ettikleri için cumhurun adamına biat etmeyi içlerine sindiremezler.

      Demokrasi yaşasın. Kahrolsun demokrasi düşmanları. Bediüzzaman Demokratları ve benzerlerini ittiad-ı İslam’ın müttefiki saymıştır. Yani onlara meşruiyet tanımıştır. Meşrutiyetin ilk demokratları olan İttihad-ı Muhammedi Fırkasının müttefiki Ahrarlar gibi.

      Sil
  18. Rusların Hmeymim ve diğer üslerine IHA lar ile yapılan saldırılar çok komplike bir eylem... Bu eylem nedeniyle Türkiye suçlanmaya çalışılıyor. Maksat Rusya ile varılan anlaşmayı sabote etmek.. BBC de IHA ların Türkiyenin denetimindeki bölgeden atıldığı iddiası ileri sürüldü. Amerika bu eylemin arkasındaki güç...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. saldırıyı yapan olarak önce türkiye sonra abd sonra ukrayna suçlandı
      bunlar fabrika yapımı değil el yapımı dronlar fakat aynı anda saldırıları iyi ve zekice planlanmış bir eylem olmuş
      kartondan 10-15 bin dolara mal edilen dronlarla 500 milyon dolardan fazla zarar verilmiş
      karton olduğunu nerden biliyoruz resimde mermiler delip geçmiş dronun bütünlüğü bozulmamış


      https://www.google.com.tr/imgres?imgurl=https://www.sana.sy/tr/wp-content/uploads/2018/01/%25C4%25B0HA-310x165.jpg&imgrefurl=https://www.sana.sy/tr/&h=165&w=310&tbnid=Jh7c32OPy-BTrM&tbnh=164&tbnw=308&usg=__624588JK0QlCOh48il-EghetAtw=&docid=MqVyKoXTSjCObM

      Sil
    2. ''Putin: Provokasyonları hangi ülkelerin organize ettiğini biliyoruz, bu iş için ne kadar para ödendiğini de biliyoruz''
      deyip devamında "Rusya'nın Suriye'deki askeri üslerine saldırı girişimlerinde ne Türk askerleri ne de Türk yönetiminin hiçbir bağlantısı yok".
      Rusya Genelkurmay Başkanlığı, "İHA'ların analizi, geliştirenlerin yurtdışında, İHA üreten ülkelerde eğitim aldığını gösteriyor".
      deyip abd ye laf çakmışlar
      http://sptnkne.ws/gzMa

      Sil
  19. Haber etkili bir silahtır.
    BBC Türkçede Turkiyeyi suclayan ve hedef gosteren haberler bol miktarda...
    Genellikle başlık ile içerik oldukca farklı oluyor. Zaten asıl algı manşetler ile yapılmakta.
    Ornek 1: Rusya basını: Suriye'de Rus üslerine saldırı Türkiyenin denetledigi bölgeden geldi.
    Örnek 2: Turkiyeden patlayıcı madde ile yola cıkan bir gemi durduruldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. afrinde bizi bir rus durduruyor bir abd bizi savaşla tehdit ediyorlar
      alman motor ambargosu koyduğu için yapacağımız tanka yıllardır motor bulamadık
      bulabileceğimiz yerlerinde kulağı çekiliyor içten dıştan sürekli engeller çıkarılıyor
      savaşda kullanabileceğimiz her şeye ambargo konuluyor
      devletimiz canhıraş bir şeyler yapmaya çalışıyor yapıyorda ancak her şey hem tank için hem uçak için motor sorununa gelip dayanıyor
      en son tümosan ben yaparım deyip 1 yıl süre ve teşvik aldı sonunda yapamıyorum dedi
      şimdi yine tank motoru için tümosan bmc koçun otokarı fnns yapacağım diyorlarbakalım ne olacak

      Sil
  20. Sakarya Seyf10 Ocak 2018 10:50 tarihli yazında bilmedigin şeyleri yazıyorsun.metin yükselin ölümüyle barutçunun ne alakası var sadece ön ad benzerligi vardı gerçek faille ..oda rahmetli oldu ilk mermiyi atan ali abi benim kuran hocam ve tamamen detaylı biliyorum..o mevzu mit kumbasıydı..yanlış biliyor ve yanlış yönlendiriyorsun

    YanıtlaSil
  21. ali abi iki tane sıktıktan sonraki ..sinirler gergin elde silah varken oluyor..ali abi iki tane sıkıyor rahmetli metin yere düşüyor..rahmetli ihsan bal yaklaşıb ateş ediyor...ihsan vurdu deyince barutçuyu alıyorlar oda arkadaşını ele vermiyor ve cezayı yatıyor..ali abide metinin ailesine şeriat mahkesi kurun cezam neyse razıyım ..beni bu düzenin mahkemesinde yargılatmayın diye haber yolladı ..o zamanlar..daha açıklamadıgım detaylarda var ve ali bilir bu konuda zerre kadar suçlu degil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. barutcu ben öldürmedim diyor canlı yayında
      http://www.yeniakit.com.tr/haber/buyuk-yuzlesme-metin-yukseli-kim-sehid-etti-97636.html

      Sil
  22. Türkiye yunanistan savaşı şubatta olabilir mi ocak çok erken mart ise çok geç gibi geliyor bana

    YanıtlaSil
  23. neden 6 ay rusların istanbulu işgali de 3 ay savaş olacak rakamlar neden farklı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 6 ay Rusların istanbulu işgali Muhyiddin-i Arabi olarak ifade edilir. 3 ay ise Nazım Kıbrısinin ifadesidir. Amik savaşı ile ilgili ifadelerinde geçer. Yani aynı 6 ayın 3 ayını savaş olarak geçeceğini tahmin ediyoruz. Bazı kaynaklarda 3.Dünya savaşının 200 gün surecegi söylenmiş. O da 6 ay civarındadır.
      Gaybı Allah bilir.

      Sil
  24. 1*İran ne zamandır Amerika’nın hedefinde. 29 yıldır. Ya Türkiye? 15 yıldır. ABD hem İran’ı sıkıştırıyor hem de Türkiye ile sürtüşüyor. Bunun dozacı son 5 yıldır aşırı artmış halde. Avrupa ve ABD’de ne kadar neocon-siyonist-neoliberal ve onların kışkırttığı ırkçı kuruluş ve parti varsa hükümetleriyle baldırı halinde. 15 Temmuz zirve yapınca Ve beka meselesi gündeme gelince MHP ve lideri onlara tavır aldı ve Yenikapı ruhuna atıf yapıp destek çıktı. Desteğini de seçimde ittifaka kadar uzattı. Erdoğan’ın seçilme şansı daha da artınca pusudaki adam tweetlerle, verdiği ters köşe demeçlerle batıya attığı işaret fişekleriyle hem kendini gösteriyor hem de iktidara pardon sabık yol arkadaşlarını vuruyor.

    Ve Abdullah Gül böylece yine gündemde. Muhalefette pişen bana da düşer hesabında. Peki Abdullah Gül neye hizmet ediyor. Ne istiyor. Neyin peşinde. Derdi ne? Bilen var mı? Daha geriye gidelim bu adam nasıl oldu da Cumhurbaşkanı seçildi. Hatırlarsınız o sırada bütün şer odakların okları Başbakan Erdoğan’ın üzerine çevrilmişti. Kapatma-tasfiye-operasyon gırla idi. Gül, neye oynadı ki böyle bir görevin talih kuşu başına kondu? Zamanın Başbakanı Erdoğan’ın gönüllü olmamasına rağmen Cumhurbaşkanı seçildi. Daha geriye gidelim Refah Partisi’nin kapatılmasından sonra kurulan Fazilet Partisi’nin ilk kongresinde yasaklı Erbakan’ın gösterdiği adaya rağmen niçin Genel Başkanlığa aday oldu. O sırada da meydan boştu. Ve kimden güç aldı? Daha geriye gidelim 1990’larda yurt dışında küresel güçlerin ve kuruluşların toplantıların hele ki Londra’daki toplantılarının müdavimi i kimdi?

    Karizmatik bir şahsiyet olmamasına rağmen bu adam Refahyol Hükümetinde önce Dışişleri Bakanlığı’na göz koydu. Sonra hükümet sözcüsü oldu? Ak Parti kuruldu. Seçim kazanıldı. Erdoğan’ın yasaklı olması sebebiyle Abdullah Gül Başbakan oldu. Acaba Ak Parti’nin muhalifi CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal ne tehlike gördü ki hemen 3-4 ay içinde Erdoğan’ın dönüşü için anayasa değişikliğine destek verdi. Ve Erdoğan Başbakan olunca Gül makamsız kalmadı ve Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturdu. O bu görevdeyken hükümetin mi Gül’ün mü dış politikası mı uygulandı. Yani bütün bunlarda bir gariplik yok mu?

    Cumhurbaşkanlığı sırasında Abdullah Gül’ün akılda kalan bir hizmeti var mı? O görev süresinin sonuna gelinirken Abdullah Gül Köşk’ten inip Erdoğan’ın yerine Başbakan olmayı hayal etti. Etti ama hayali kısa sürede söndü. Niçin?
    Cumhurbaşkanlığı görevinin bitmesine aylar kala hayalinin söneceğini anlayan Gül, acaba eşine ne söyledi ki, Hayrünnisa kocasının ayağının altındaki kısmetin gtmesi üzerine hislerine hakim olamayıp basın mensuplarına “intifada başlatacağım” çığlığını attı. Hele görevinin bitmesine birkaç gün kala Başbakanlığa Ahmed Davutoğlu’nun getirilmesiyle hayallerinin yıkılmasına çok fena bozuldu. Bir süreliğine sesi soluğu kesildi.

    YanıtlaSil
  25. 2* Ama abasının altından muhalefetini göstermesi daha önce oldu. Köşk’ten inmesine bir yıl kala FETÖ’nün de, baronların da, neoconların da, CIA’nın da Siyonistlerin tezgahladığı gezi olaylarındaki tutumu ilginçti. O sırada İngiltere’deki Atatürkçü Düşünce Derneği bile The Times’a ilanlar vererek gezilere destek vermişti. Yahudi Henri Barkey ise Amerika’nın Sesi Radyosu’nda, “ABD Erdoğan’dan rahatsız” diyordu. “Gülen Hareketi Erdoğan’ın fazla güçlenmesinden rahatsız” diye ortağının gezideki rolünü ele veriyordu. Ve o küresel çapta görüntüsü alan bu kalkışmada Gül ne yapıyordu? O da ince mesajlarla muhalefetini esirgemedi. Kendi kendine kainat imamlığı payesi veren Fetoş gezi çapulcularını kahraman ilan ederken Gül "Taksim'deki olayların yatışması için hepimize düşen, daha fazla olgunluktur" demesi ve "İyi niyetli mesajlar alınmıştır" sözü herkesi hayret içinde bırakmıştı. Yani Taksim çapulcularına olgunluk gösterilecek ve bu yolla iktidar gülerek mi gelecekti? Pek anlaşılamadı.

    Gezi krizi biterken bu kez yaşanan 17/25 Aralık sürecindeki tutumu? Erdoğan FETÖ’nün devleti dinlediğini söylediğinde Gül’ün umursamaz sözleri ne idi? "Bu konuda bir şey söylemek istemiyorum" dedi. Yetmedi “Bizim utanılacak bir şeyimiz yok ki dinlesinler" dedi. Son olarak 16 Nisan 2017 referandumundaki menfi tutumu dahil bütün bunlar bir şeyi anlatıyor. Gül hizmet adamı değil koltuk kapma adamı. 10 yılda bakanlıktan cumhurbaşkanlığına kadar çıkmadığı makam oturmadığı koltuk kalmamıştı.Yetmemiş ki 2.tur yapmak istiyor. Şımarıklık mı bu?

    Ve daha Cumhurbaşkanı iken bunun kavgasını kafaya koymuştu. Çankaya Köşkü’nden inerken kurduğu planın ipuçlarını veren şöyle bir tuhaflık yaşandı: Ahmet Necdet Sezer görevinden ayrılırken 2 makam aracı ile 16 personeli, Süleyman Demirel de 6 personeli yanında götürürken o ne götürdü bilir misiniz? 55 koruma memuru, 45 personel ve 18 araç. Bu neyin işareti idi? Ben söyleyeyim: “Benim arkam sağlam ben büyük adamım. İngiltere’de okumuş adamım. (Yani gücünün sırrı bu) Talip olmadan bana makamlar gelir. Yeni hayallerim için personelimi yanıma alıyorum ki hazır kuvvet olduğumu göstereyim.”

    O günden bu güne attığı ufak tefek işaret fişekleri ile alttan alta ne demek istediğini tam anladık mı? Kimimiz kırgınlığa bağlarken meğer o kendini iktidar alternatifi pazarlama hazırlığında imiş. Peki son bir yıl içinde bu adamın ne yaptığı konusunda kimsenin bilgisi var mı? Kimsenin haberi var mı? Kamuoyu bilmiyor. Ama siyasi mahfiller biliyor. Köşkten ayrılırken bol bol personel ve araç almış. Niçin? Sonra kendisine bağlı arkadaşları ile aşiret ve kuruluşların gönlünü alma ve malum basının gözüne girme faaliyetlerine başlamış.
    Toplantılar düzenlemiş. Gazetecilerle, akademisyenler, partisinden kopan siyasetçilerle bir araya gelmiş. Aşiret reisleri ile görüşmüş. Hatta Şanlıurfa’ya bile gidip onlarla toplantı yapmış. Ayrıca 4 şehirde yandaşlarıyla buluşmuş. Yetmedi sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini, aşiret mensuplarını evinde ağırlayıp nabız yoklamaları yapmış. Durmak yok, zahmetsiz koltuk kapmaya operasyonuna devam.

    YanıtlaSil
  26. 3*Meşhur bir kanaat var. 1946 yılına kadar Türkiye’de hakim olan İngiliz vesayeti idi. O tarihte İngiliz’in kanadı altındaki Türkiye’ye bir vasi ortak daha geldi. ABD. Vasimiz bir iken iki oldu. O zaman paylaşımlar yapılmış, Anglosaksonlar arasında. Askeriye-hükümet-Meclis ABD’ye, Cumhurbaşkanlığı-yargı-üniversite İngiliz vesayetine kalmış. Bu genel hatlarıyla 1971’e 1980’e kadar sürdü. Ondan sonra ABD’nin vesayet ağrılığı daha da artmış. 12 Eyül gibi 28 Şubat’ında tezgahtarı ABD idi. İngiliz ise arta kalanlar idare ediyordu. Ediyordu ama 1995 yılında bir İngiliz Bakanı şöyle diyordu: “Türkiye kendi haline bırakılmaz.” Yani dediğimiz dedik, uyguladığımz vesayettir. Yani dediğimiz dedik öttürdüğümüz AB düdük.

    Ve o sıralarda Türkiye’de İngiltere’de eğitim almış Gül’ün sis bulutları arkasında yıldızı parıldamaya başladı. Erdoğan ise Büyükşehir Belediyesi’ne seçilerek yıldızı İstanbul’dan açıktan parıldamaya başladı. Lakin göze gelmiş olacak ki, 4 yıl sonra cezaevini boyladı. Gül’ü ise harici sis perdeleri korudu. O bulutların gerisinde. Derken anide Fazilet Kongresi ile yenilikçi hareketi adına yıldızı gökten siyaset alanına indi. Sonra 3 Kasım oldu. Erdoğan çalıştı o Başbakan oldu. Erdoğan çalıştı o Cumhurbaşkanı oldu. Erdoğan binbir darbe girişimi, komplo ve kumpasla didişirken o sırça sarayda Cumhurbaşkanı idi. Ama sona doğru işler umduğu gibi gitmedi. Gitmeyince kime bozuldu ki yengenin de maşallahı var yani. Az daha Filistin usulü “intifada” patlatacaktı. Kime karşı niçin? Bilen var mı, yok.
    Neyse uzatmayalım. Son olarak 2 FETÖ'cü gazeteci ile ilgili Anayasa Mahkemesi‘nin skandal kararı oy çokluğuyla alındı. Evet oyunun verenler Abdullah Gül’ün seçtiği 8 üye idi. 24 saat geçmeden Gül konuştu: “Gazeteciler tutuksuz yargılanmalı” Niçin efendim? Bir taşla iki kuş. Hem Erdoğan aleyhtarı batının diktatör iftiralarına yeşil ışık yak, hem yeni yükselme süreci için o medyaya göz kırp. Medya ile aşk böyle doğar. Düşmanınım düşmanı dostumdur. Gazeteciler tutuklu. FETÖ’den içeri atılmaları mühim değil. Çünkü şöyle: Bunun kuralı da çok meşhurdur. Ünlü “Domuzlar Çiftliği” eserinden arta kalan “Bütün hayvanlar eşittir, ama domuzlar daha çok eşittir”sözüne uyan bir söz oldu: Yargılanan her tutkulu adalet önünde eşittir, ama Gülenci gazeteciler daha çok eşittir” deyip gazeteciler suçlu da olsa tutkusuz yargılanmalıymış. Gül bunu savunuyor. Peki sonra Can Dündar’ın izinden ver elini Avrupa cephesine firar olursa ne olacak? Bir teselli ver, adaletin bu mu yargı, şarkılarını birleştirir söyleriz. Ama alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste de unutulmamalı. Hasılı kelam Gül bir çok çevreye parlak gelecek ve koltuğu için göz kırpıyor. Ne için? Bir dava için mi? Millet için mi? Hayır. İşaret fişeği atıyor “Ben buradayım, beni de görün. Bir kez daha "tepeden inme" paraşütü gösteriyor.

    Herkesin birleştiği bir görüş var. Küresel baronlar, siyonistler onların uşakları batılı kuruluşlar ve hükümetlerin büyük ama büyük İsrail aşkı için İran da Türkiye’de Suriye’de Irak da feda edilir. “Yeter ki aşkımız gülsün” diyorlar. Ve “Bak paralı tahtları İsrail’e bekçi yaptık. Şimdi sıra Türkiye’de. 2019 seçimini vesayetimiz tayin edecek” hesabındalar. Buna karşı bizim tembellerin bir hesabı Mehdi gelecekmiş. Ama Allah’ın da hesabı var. Sonra bir müjde vardı, neydi o? "Yakînim var ki, istikbal semâvâtı, zemin-i Asya Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-yı İslâma/Zira yemin-i yümn-ü imandır, Verir emn ü eman ile enâma." O tebşiratın sebebi ise şuydu:"Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır.” İşte o zaman kış gülleri solarken, zeminimizde bahar çiçekleri açacaktır. Onun için harici eller kırılacak,saksıdaki kış gülleri soldurulacak.

    YanıtlaSil
  27. Sakaryaseyf ajanı yine reis-i cumhur Erdoğan'a ölüm tarihi biçmiş!

    Bu adama çok dikkat edin bazı saf diller bu adama aldanıyor! Kendini ehli tarik örtüsüyle gösteren bu adam cabir diye Erdoğan'ı kastediyor. 2017 de Erdoğan yok diyordu 2016 başlarında. Tıpkı 2015'te de dediği gibi. Daha sonra noldu 15 temmuz oldu. Bunlar plan yapar sonra size keramet diye yutturmak için tarih verir sonra uygulamaya koyar! Ama Allah'ın da bir tuzağı var ey gafil! Bakalım 2019da sesin çıkacak mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1945 ile 14 Mayıs 1950 arasındaki yeni siyasi oluşum ve partilerin arkasındaki güçleri iyi irdeleyin. İyi araştırın. Mareşal Fevzi Çakmak’ın DP'ye kalleşçe oyununu. Onu yanı sıra kaç İslam adı altında parti kurdurulduğunu. Ticanilerin Ankara’da heykel kırma eylemi. Bütün bunların arkasında bir tek gaye vardır: Lozan rejimini koruma ve kollama. Ve maziye, milli ve manevi bütün değerlerin ihyasına yolunu açacak her türlü siyasi hareketi yaşatmamak ve fırsat vermemektir. Ne tür o biçim görevlilerin kullanıldığını teşhis edip tanıyınız. 1954’teki Millet Partisi’nin genel kongresinin yapıldığı salonu nneredeyse tamamına yakın dolduran sakallıların saflığını. Ve o partinin liderinin 27 Mayıs’a giden yolda ne tür entrikaları çevirdiğini. Hele liderinin, İsmet’e giderek “paşam ülke elden gidiyor işbirliği yapalım” dediğini. Ve ondan 12 yıl önce o partiyi kurmak için görevlendirilen eski bir alay imamının Bediüzzaman’a gelip ne teklifte bulunduğunu ve Bediüzzaman’ın 1960’ı o gün görüp ona ne cevap verdiğini. Ve niçin yüz vermeyip desteklemediğini ve niçin demokratları desteklediğini anlayın. Çünkü o dönen dolabı ve tezgahı biliyordu. Bunun yazılmışı var.

      İşte böyle dönen dolapların ve entrikaların maksadına yönelik ne tür insanların kullanıldığını anlamaya başlarsınız. Ve bir şiracısı ulusalcı-kemalist-halkçı Soner Yalçın kendine şahit yapan atmasyoncu bozacının ne türlü dolapların esiri olduğunu anlarsınız.

      Menderesi astılar, Demirel’i süründürdüler, Özal’ı katlettiler, Refah-Yolu devirdiler de ellerine ne geçti. Her darbeden sonra daha da battılar. Ki 15 Temmuz’da tamamen battılar. Ak Parti, Bediüzzaman’ın talebesi Mustafa Sungur’un dediği gibi hayr-ı kesir bir parti olmasaydı şimdiye kadar 12 defa batmıştı? Batmadı? Siz Erdoğan’a kaç suikast girişimi olduğunu bilir misiniz? Niçin başaramadılar. Herkesi bir misyonu var. Onu yerine getirmeden kadre-i İlahi hiçbir şeye izin vermez. Ve kara rejimin kara adamları ne yapsalar boşuna. Çünkü mü'minin feraseti var. Söylemlerimizi kullanarak istismar edenlerin dolmalarını yemeyiz.

      Herkes şunu kafasına soksun. 1909-1913: Rum yani “Nuh’un Çocukları” yani “Türk” mağlup oldu ihbarı oldu-bitti. Peki sonra ne diyordu O Sure: “Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün Allah’ın (Rumlara-Nuh’un çocukları) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.”

      Muhyiddin-i Arabi “birkaç yıl içinde galip gelecekler”ini 30-90 yıl olarak bildirmiş. 25. Söz’de Bediüzzaman’a buna işaret etmiş. 90 yıl yıldan sonraki 20 yıl ise zaferden safere koşulduğu bir devirdir. Lozan devletinin derin uşaklarının (ajanlarının-provokatörlerinin- maşalarınının) devri bitti. Sen kafana takma.

      Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete ram ol.../ Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol! (M.Akif)

      Sil
  28. Toplumsal ve siyasal gelişmelerindeki ince ipuçlarını Abduurahman bey siz daha iyi ortaya koyuyorsunuz..Tabi ki burada Üstadın çizmiş olduğu ve risale-i Nurun vermiş olduğu geniş bakış açısını iyi yakaladığınız için konuyu bu çerçevede görebiliyorsunuz..Allah hakkı hak olarak, şerri ise şer olarak aldanmaksızın görmeyi nasip etsin..Bu da müminin imanının güçlü olması ile bağlantılıdır..Çünkü tahkiki imanı kazanan müminin basireti açık, dirayeti yüksek olur...Gelişen bu süreçlerde Rabbim kalbimize hakim olmayı nasip etsin..Yoksa o kadar çok haksızlık ve zulümler oluyor ki kalp, bir anlık gafletten zulme meyledebilir.. Allahım kalbimizi selamet içerisinde, ruhumuzu ise imanın nuru ile doldur ki veballere ortak olmayalım...OKTAY ARSLAN

    YanıtlaSil
  29. Çifti hesaplamalara göre yunan savaşı ne zaman olabilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haim Nahum planı 7 aşama:

      6. aşamadayız. Bu aşamada TR
      komşularıyla çatıştırılacak,
      parçalara bölünecek ve
      bölünen parçalar birbirleriyle çarpıştırılacak!

      7. ve son aşamada ise dış müdahaleyle yumuşak lokma halinde yutulacak.

      TR o 3 parçayla uğraşıyor zaten (Fetö-Pkk-Ergeneko).

      TR 4 parçalı Kürd bölgesine taştığı (cûs ettiği coştuğu) noktada ramazanda yıldız etkisiyle doğal afetlere maruz kalınca parçaların lehine oluşan bir durumda Fetö Batı desteğiyle harekete geçip saldıracak ve arkadan üstüne de dış müdahale gelecek.

      “Şam’ın Abbas’ın mahvolduğu” hadis TR demek işte ve bu ramazanda demektir.

      Nostra’da 2-11 arasında deprem olacak. 7-14 arasında da TRnin batısının işğali olacak AB7 tarafından.

      Sil
    2. TR nin batısının işgali diye bir seyi kaynaklarda göremiyoruz. Türk ordusunun Hatay - Suriye bölgesinde meşgul iken Yunan batıdan saldırır. Ancak bu saldırı tahminimce kısa süreli bir hava saldırısı olur. Sonra belasını bulur. Ege adalarını ve Batı Trakyayı kaybeder.
      Yalnız şu var ki Suriye işi sıkıntılı olabilir. O konuda endişeliyim. AB D Turkiyeyi sahaya çekiyor. YPG görüntüsü altında bizimle doğrudan savaşacak... O da uzun vadede belasını bulacak.

      Sil
    3. III.59

      Müslüman topraklarının 3'te 1'ini alarak
      Buralar halkının çoğunu öldürecek,
      ´Akrabâlarının kendisini öldürecekleri korkusuyla
      4 eski lîderden birini ortadan kaldıracak.



      III.60

      Türkiye'de yığınlar ölüme mahkûm,
      Hattê ülkenin güneybatısına kadar.
      Kötü şeyler yapan genç bir siyahın
      Kanını dökecek, misilleme yaparmış gibi.

      Sil
  30. Biz nostraya degil islam evliyasına itibar ediyoruz. Nostradamusa kafirin bakışını anlamak için bakıyoruz. Onu tasdik icin değil.
    Bediüzzaman'ın sohbetlerinden Türkiye ile Suriyenin birleşmek mecburiyetinde kalacağını anlıyoruz.
    Hadislere isabetli mana vermek lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten birisi burnuyla her şeyi üfleyebilir ve şiirleri kolayca göründüğü kadarıyla anlamaya kalkışabilir. Birçok kehanet dörtlükleri başkalarının anlamamaları ve yorum yapamamaları için çok ince anlamlar içerirler. Buna karşın 1585 ile 1606 arasındaki yılları ve o zamanlarda olacak olan olayların yaşanacağı kentlerin bölgelerin hesaplarını ve tanımlamalarını da yaptım.

      Kadın iki önemli çocuğa hamile kalacak ve doğuracak fakat 18 yaşında tehlikede olacak çünkü cesareti aptalca olacak ve 36 yaşından sonra yaşamayacak.

      Bu 73 yıl ve 7 aydan fazla sürmeyecektir.

      İsa düşmanı’ndan sonra son bir cehennem prensi daha olacak. Tüm Hıristiyan krallıklar hatta onlarla bir olmayanlar bile 25 yıl boyunca titreyecekler.

      https://frmtr.com/garip-olaylar/828088-nostradamus-un-kral-henry-ii-ye-mektubu.html

       Çözüm

      1585 ile 1606 : 2015 - 2036

      Kadın : papa (İslam’ın fethi altında 17 yıl papalık yapacak şu anki papanın halefi)

      iki çocuğ : Herkül ve Chiren (Henri)

      18 yaş : 2018

      tehlikede : 2020 (AB7 TR-İslam tarafından 7 ayda 2 koldan feth)

      cesareti aptalc : 2018 (AB7 TRyi işğal katl!)

      36 yaş : 2036

      yaşamayacak : 2037 (2020 sonunda yeni seçilen papanın 17 yıl sonra görevinin bitirilmesi)

      73 yıl ve 7 ay : bahêr 2020 + 73 = 2093

      İsa düşmanı : (´Atîlâ) ‘askerî İmâm II. Mehdî resûl (‘as)
      II. Erbakan

      cehennem pre : (Haniba‘l) mareşal ‘Ömer el-Beşîr

      25 yıl : 2025 sonuna kadr

      Sil
    2. “Prof. Muhammed Hamîdullah:

      Nostradamus'un, Muhyiddîn-i ibn-i ‘Arabî'den intihâl yaptığını (çalıntıladığını) çok yakında bir çalışmayla isbâtlayacağım.”

      (Prof. İhsên Süreyyâ Sırma, 1996)

      Sil
    3. “Nostradamus, aslında bir Fransız râhibi olan bu adam daha sonra İspanya'ya gitmiş ve orada Muhyiddîn-i İbn-i ‘Arabî'nin çalışmaları üzerinde araştırma yapmıştır. Muhyiddîn-i ibn ‘Arabî'den çalıntıladığı bilgilerle sonra dörtlükler hâlinde kehânetlerde bulunmuş. Bugün dünyâda entellektüel bilgiye sâhib birçok insênca bilinen bu kêhin dünyânın geleceği hakkında şunları söylüyor:

      2040'ta tüm Avrupa müslüman olacaktır.

      2070'te Amerika ile Avrupa İslâm ülkeleri arasında savaş çıkacaktır. Artık nasıl bir savaş olacaksa, bundan “İklim Harbi” olarak bahsedilmektedir.

      2070'ten sonra insênlar yıldızlara taşınacak.”

      H:\Hidiv kasrı toplantısı.htm

      (Erbakan: 15 Şubat 2003 Hidiv kasrı Esam-Akevler 2. toplantısı)

      Sil
  31. Abdülaziz Han tahttan indirilmeden Kısa bir süre önce bir ayaklanma tarzında bir öğrenci hareketi düzenlenmiş ve yapılan oyun ile darbeciler kritik noktalara gelmişti ve kısa süre içinde Abdülaziz hani indirmişlerdi
    Feto ve ekibinin kurgusu olan 15 Temmuz darbesinde de Fethullah'ın komutanı kritik noktaları adamlarını yerleştirmiş gibi duruyor bir kargaşa çıkarım fırsat kolluyorlar Reis yıkmak için
    Aynen Abdülaziz Han dönemindeki öğrenci hareketi oyunundaki gibi sonuçta Abdülaziz hani indirdiler reisin dikkat etmesi lazım Zira tarih tekerrür eder sadece kişiler değişir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu manada Mehmet Şevket EYGİ'nin uyarılarını okudum. Herhalde hükümet ehli de okumuştur.

      Sil
    2. Evet sevket eygi uyarilarinda hakli zira millet artik belleri kirildi feto bitti ya da gucu cok az saniyor ama yaniliyorlar
      Ne demisti bizzat ulusalci kanadin temsilcilerinden ilker basbugu
      Feto ile Rte tek basina savasiyor 2012 den beri
      Reis yalniz ekranda gorduklerimizin cogu bizden saniyoruz ama degil cogu onlarin safinda mit tsk yargi diyanet cok kritik adamlari var hala
      A. Gulu herkes daha dune kadar Reisin adami zannederdi.
      H. Fidan da oyle kanaatimce
      Reisin adami saniyoruz lakin supheli tabi yanilabilirimde

      Sil
  32. Suriye sınirında saten bizi sahaya cekiyorlar yenimi farkina vardiniz savas olmayacak diyenler yakinda oyle bir kiyamet kopacakki gorecekler abd afrinde de ypg yi yanliz birakacak sinir hatti boyunca iceriye cekilecegiz yoksa hadislerdeki o buyuk melhame-i kubra nasil olacak yunanin saldirmasi bostur dananin kuyrugu guneyde kopacak Allah ın ipine sımsıkı sarılıp orda metanetle durmamiz gerecek bu idareyi gosteremezsek toros daglarinda 1 milyon abd askerini nasil leş edecegiz önumuzdeki surec cok zor gececek amerika once silah verdi sonra 30 bin kisilik ordu kuracam deyip sifatlandirdi daha sonra iyice cektikten sonra guneye buyrun cenaze namazina ha gerci keferenin namazida kilinmaz :) geriye sehitlerimiz kaliyorki Allah sehitlerimizin sehitliklerini kabul etsin. Simdi daha iyi anliyorum Efendimizin ahir zaman ummetleri icin kardesim demesini.Hani ashab demisti de anamiz babamiz sana feda olsun burdayiz ya Resullah diyede Efendimiz ahir zaman ummetini isaret etmisti. Ashabi kiram gokteki yildiz gibi onlara izleyin kurtulusa erersiniz demisti onlar efendimizi gorup nurunu bizzati tatmis tum hasseleri mutmain olmustuda bu ahir zaman ummeti ise gormeden iman edip savasiyor. Insallah sehitlerimizin de sehitlikleri kabul olacak. Hep hayiflanirdim soylenirdim kendi kendime isyan olarak degil icimdeki özlemden ne Efendimiz zamaninda gelebildik ne de osmanli zamaninda fitnenin kol gezdigi bi acayip zaman da geldik diye dusunurdum megerse tam da dunyanin şah damarinin kesilecegi gercek imanin kimlerde belli olacagi harp meydaninda yigitlerin dalindan dusen
    yaprak misali sehadete erecegi geride kalan yigit serdarlarin ise kuffarin uzerine korkmadan yuruyecegi kalbi ve imani bozuk olanlarin ise gerisin geriye adim atacaklari zamanda gelmisiz. Allah kalbimizdeki imani sabit kilsin bir an olsun kendi yolundan cevirmesin. Rabbim bu milleti gayret uzerine sabit kılsın ve zor olani kolay etsin Allah yar ve yardimcimiz olsun. O buyuk savasta ki son savas ve son komutan gelecek onu gormeyi ve onun arkasi sıra savasmayi nasip etsin.. Not: Ben genelde savas olacak diye yaziyorum birileri bana savas cigirtkanligi yapiyor diyebilir yazilarimi okuyunca,şu kadarini diyeyim ben işim gereği yasanan olaylari da daha farkli bakiyorum ve yorumluyorum. Birilerinin burdan reisi cumhurumuza ömur de bictiginin farkindayim onlarda yeri zamani geldiginde bir gece alinacaklar adreslerinden devlet bazen ölü taklidi yapar şımardıkça şımarırsın sonra bir ağırlik çöker anlayamazsın.Halis niyetle yazanlarida biliyorum her ne kadar goruslerine katilmasamda Abdurrahman bey gibi ve iste blogun sahibi mustafa bey gibi Allah niyetlerimizi halis eyledigi gibi sonumuzu da halis eylesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazılarımızı temkinle yazıyoruz. Kendi kanaatlerimizin hepsini yazmiyoruz. Herşey güllük gülistanlık demiyoruz. Çok zor zamanlar içindeyiz. Ama devletin bu hengameyi halka yansitmamasi da bence takdire sayandit2. Devlet yonetmek kolay iş degil. Bence krizler eskisine nazaran daha iyi yönetiliyor. Bizler fiili duamızı yaptiktan sonra hukmeden takdir-i ilahidir. Olması gereken olacaktir. Ameliyatta mecburen hastalıklı uzuvlar kesilir.

      Sil
    2. Arkadaş sen benim yorumlarımi niye yayınlamıyorsun? Kimsenin anasina avradını sovdugumuz yok. Benden daha ağır hakaret içeren başkalarının yorumlarını yayınlıyorsun. Değişik seslerimi tahammulumuz yok?

      Sil
    3. Yorumlarla hakaretleri karıştırmazsanız her yorumunuz yayınlanacaktır.
      Mesela: "o şarlatanın tekidir" " ... denen adam devlet düşmanıdır" vs.
      Blogumuzda güzel sözler, olumlu yorumlar görmek istiyoruz. Kişisel algılamayınız.

      Sil
    4. Ömer kardeş: Bundan 30 yıl kadar önce Türkiye gazetesinde Mustafa Necati Özfatura: Amerikan Toros dağları eteklerinde 1 milyon ölü bırakarak yenilmiş olarak geri çekilecektir." diye yazmıştı.
      Artık hakikat nasıl zuhur edecek göreceğiz.

      Sil
    5. Benim şarlatan dememe gösterdiğin özeni keşke o zatin erdoğana her yorumunda cabir demesine de göstersen...
      Devlete devlet büyüklerine hakaret edilmez demissiniz bloğun girişinde. Adamın iki mesajından biri erdoğana hakaret yada feto güzellemesi.

      Sil
    6. Ayrıca kimin devlet düşmanı kimin şarlatan olduğuna karar veren merci siz misiniz? Haa blog benimdir diyorsanız o başka. Ama benim şarlatan dediğim adama eğer bir başkası savunuyorsa oda çıkar derki şarlatan değildir, yada devlet düşmanı değildir. Blogda çok baskıcı bir tutum olduğunu düşünüyorum.

      Sil
  33. 1*“Gaybı ancak Allah bilir” ayeti ortada iken kahinlerin ve falcıların ağzına kim bakar? Ayrıca Kur’an ve Resulullah’ın tebşiratı varken, kim korkan siyonistlerin ve münafıkların sözlerinden.

    Kur’an’da yaş ve kuru her şey var mı? Var. Ve de olmuş olacak her şey var mı? Var. Bunu herkes bilebilir mi? Hayır. Yalnız rasih ilim sahipleri Cenabı Allah’ın ilhamıyla bilir. Rasih ilim sahipleri olarak müceddit ve aktaba ve velayet-i kübra bunlara dahildir. Onlar varken kim takar kahin ve falcıları.
    Ahir zaman ile asr-ı saadetin iki önemli simasi var. Hz. Peygamber ve onun varisi yani Al-i Beyt mümessili Hz. Mehdi. Hz. Peygamber’in vazifesi şirki kaldırıp tevhidi hakim kılmaktı. Mehdi ise fitneyi. Tekrar belirtiyorum fitne. Fitne nedir bilir misiniz? Fitne bir yığın menfi olayı mana kapsamına alır. Ama bunların başında ahir zamanın fitnesi gelir. En büyük fitne olan deccal fitnesidir. Yani, Müslümanlar için şeriat-ı Muhammedi ve şeair-i Ahmediye ile imanı tahrip ederek büyük deccalin zihniyetine yani dinsizliğe zemin hazırlayan Süfyani fitnesi bütün zamanların en büyük fitnesi kabul edilir. Şeddeli bir fitne. Hem imanı tahrip ediyor sonra da yetmezmiş gibi dinsizliğe sevk ediyor. Bu da 25’er yıllık iki devre olarak art arda gelir. Önce tahrip sonra dinsizliğin yaygınlaşması.
    Sonra Bediüzzaman 1394-95’e işaret etmiş. Bir asır öncesi Rus mağlubiyetinin benzeri bir mağlubiyet olacağını ve o 1878’deki kara bulutları gibi o zamanın zulumatını Mehdi’nin talebelerinin dağıtacağını Kur’an’dan istihraç ile değil tevafukat-ı Kur’aniyye ile belirtmiş. Ve 1394-95’ten itibaren küçük-büyük deccalin yol açtığı fitneye karşı Mehdi’nin talebeleri ve ehl-i iman ve İslam ittihad ederek fitneleri dağıtacağına işaret etmiş. Ondan sonrası fecr-i sadık müjdesidir. Bunun da 2 şartı tamam. 3’üncüsü ise sırada.

    Hal böyle iken nasıl olur da Kur’an’ın işari tebşiratı varken bizim yani Türkiye’nin ittihad-ı İslam şuurunun geliştiği bir zamanda bölük bölük pörçük olacağını bir Yahudi fitnecisine dayanarak inanırsınız. Ahir zaman en büyük fitnesi deccal fitnesi. Yani deccal Yahudi menşelidir. Hem şahısları hem de iki dinden intikam almak için yaydığı dinsizlik zihniyeti itibariyle. Bunların yani Siyonist tehlikenin modern zamanda deccal kılığında ortaya çıkış tarihi ne zamandı? 18. Yüzyılın sonu. 19. Yüzyıl gelişme yani büyüme, 20. Yüzyıl ise hakimiyet devridir. Ve sonra ne olur?

    Bu büyük deccal fitnesinin bir hücresi bile olamayacak Haham Naum’un ne hükmü var ki, bir de ona plan yıkım misyonu izafe ediyorsunuz. O yapacağını yapıp cehennem gitti. O Yahudi lobisinin görevlendirdiği bir adam. Bir Siyonist elçi. ABD’de gelişmekte olan Yahudi sermayesini mutabakatı ile devreye giren bir soytarı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahir Zaman olayları tevilsiz olarak aynen Zuhur edecektir Osmanlı yıkılmadan büyük alametleri kesinlikle başlamaz Siz bu konuda yanılıyorsunuz sizin dediğiniz dönemde smanlı İslam Devleti vardi büyük olaylar henüz başlamamıştı şu anda Ahir Zamanı büyük alametleri başlayacak 10 büyük alamet Ayrıca yaptığınız tevilleri %90 hatalı Saidi Nursi'nin belirtti hususlara da aykırı

      Sil
    2. Kimse gayb hakkında konuşamaz. Bu haramdır. Ancak Allah’ın Kur’an ve Peygamberi üzerinden işari olarak remzen veya ilhamla bildirdikleri dışında. Bunların hepsi de gizli olur. Yani açık ve vazıh olmaz. Türklerle ilgili Kur’an’da tek açık ve net bir ayet yok. Ama İslam alimleri bazı ayetleri Türklerle ilgilendirirler. Niçin? İstanbul’un ne zaman fethedileceği sarahaten Kur’an’da yok. Hadiste de. Ama bazı İslam büyükleri bu tarihi bilmiş. Nasıl? Kur’an’ın iki ayeti ile. Hz. Peygamber İstanbul fethedilecek demiş ama tarih vermemiş. O vermezken onun varisleri alimler bilmiş, nasıl? Hacı Bayram Veli sarayı ziyarete geldiğinde çocuk şehzade Fatih’i görünce, “Bu çocuk İstanbul’u alacak” demiş. Nasıl?

      Sen okumadan atıyorsun. Bediüzzaman 20. yüzyıla ait belki 100 tarihi Kur’an’dan istihraç etmemiş, yani çıkarmamış. Ama Kur’an tevafukatı ile vuku tarihini göstermiş. Ama bazen yorum yapmadan istikbaldeki olayların tarihine işaret etmiş.Mesela 28 Şubat’a işaret ederken ondan sonra siyasi bir zafer yaşanacağını. Bediüzzaman’ın bir talebesi ayrıca Tahşiyeci M.Doğan çok önemli tarihleri yine Kur’an’a dayalı olarak bildirmiş.

      Türk insanı okumaz. Türkiye ancak ve ancak 1980’den sonra başlayarak biraz okumaya başladı. Bu da ortanın çok altında. Bediüzzaman Ankara’ya gittiğinde kimi teşhis etmiş bilir misin? “Ejderha” dediği o ahir zamanın meşhur herifini. Ve ayrıca onun ölüm haberinin dünyaya hangi yolla yayılacağını. Sen bunları biliyor musun? Hayır. Benim verdiğim bütün tevil ve tarihler rasih ilim sahibi inşaların keşfiyatıdır. Siz Süfyan’ı bekliyorsunuz. Süfyanı her Türk akl-ı baliğ olduğu günden itibaren ismini duyuyor ama onun Süfyan olduğunu bilmiyor? Niçin? Çünkü ahir zamanda bütün kalp ve gönüller ve de beyinleri Duhan illeti kapladığı için.
      Sen 5. Şua’yı bir oku. Ve orada şu cümleyi göreceksin: “Hakaik-imaniyeye girmeyen cüz’i hadisat-ı istikbaliye nazar-ı nübüvvette ehemmiyetsizdir”

      Yani Hz. Peygamberin gözünde önemi olmayan önemsiz haberleri verenler ne olur? Önemsiz. Onlar hiçbir zaman önemli hususları bilemez. Çünkü cehalet bataklığındadır.
      Kader ana rahminde cenini parmağını ağzını verir ve emme talimi yaptırır. O çocuk doğunca anında anne memesini emsin diye. Ama sonra ilerleyen yaşına rağmen meme emmeyi yemek yerine tercih eden bebeği avutmak için ne verilir? Emzik. Emzik hiçbir zaman memenin verdiği gıdayı sağlamaz. Rivayetteki alametler, çözemeyenlere emzik olur.Sen nakilci ve kopyacı bazı siteleri okuyor ve sonra bilgiçlik taslıyorsun. Bu emzik bu yaşta olur mu?

      Sil
  34. 2*Naum’dan önce siyonistlerin 1773 kararı ile uyandırılan Yahudi hücreleri mason localar üzerinden çekirge sürüleri halinde bütün dünyaya çullanması ile hakimiyet kurmaya kalkıştığını unutuyorsunuz. 18. Yüzyılın hemen sonunda Osmanlı’ya sızan ve Yeni Çeri Ocağı’nın fitne-fesadla bozmakla işe girişen Mason locaları bir ahtapot gibi her yeri sararak siyasi, ekonomi ve dini yıkım ile bir asır sonra imparatorluğu dağıtmadılar mı? Rothschild ailesinin İngiliz ve Fransızı kışkırtarak adeta vekili yaparak Osmanlı’ya saldırtmadı mı? 1909 yılında Selanik’te toplanan İttihat ve Terakki ileri gelenleri ile Doğu Yahudi mason Locası ortaklaşa ne kararı aldılar? Bu kararı 1924 yılında Mevlanazade Rıfat Bey Ekim 1909 karalarını yazdığı kitapta şöyle bildirmişti; 1-Türkiye’de dinin nüfuz ve kuvvetini kırmak. 2-Mali ve iktisadi kaynakları mason kardeşler arasında bölüşmek. 3-Hilafeti saltanattan ayırıp zaafa uğratmak 4-İmkan bulunca cumhuriyeti ilan etmek. Bu 20. Yüzyılın başında oldu mu olmadı mı?

    Bu gibi entrikalarla 40 yıl sonra İsrail kurulunca bu kez arz-ı mev’uda tamamen sahip olmaya sıra geldi. Ne yapıldı bunun için? Çok uzun bir hikayedir bu. Neticede 1975 küresel sermayenin tesisi, neoliberallerin (troçkistlerin) batı dünyasında iktidara getirilmesi, tasfiye halindeki çöküşünün hızlandırılması ile Sovyetlerin tasfiyesi sonrası NATO üzerinden alınan karar neydi. Yeni düşman hedefi İSLAM. Bu da Yinon Planı’na göre 9 Müslüman ülke İran-Türkiye-Irak-Ürdün-Lübnan-Suudi Arabistan-Mısır-Libya 22 devletçiğe bölünerek Büyük İsrail’i kurmaktı. Bunun için bölgenin dini ve ırkı azınlıkları çarpıştırılacaktı. Çarpıştırılıyor. Niçin bölünmeleri için. Nasıl da bölüyorlar.
    Bütün bunlar Deccal fitnesi ile Müslüman kimliğinin zaafa uğratılıp terk ettirilmesi sonucu mümkün olabilirdi. Ve oldu. 2 asırlık çalışma ile. Şimdi bu fitneye karşı hem Allah’ın Resulünün ihbarı, hem Kur’an’ın anlaşılması ve ilmin kapısı Hz. Ali’nin (ra). hem Muhyiddin-i Arabi’nin tarihini vererek Deccal çıkmasıydı bunlar olabilir miydi? Hz. Ali (ra) “Arap harflerinin acem harflerine çevrildiği zaman Deccali bekleyiniz” demesi ne anlama gelecekti? Süfyan’ın çıkış zamanını da Ercuze Kasidesi’nin şu iki beytinde işareti vardır:

    (Bir takım Acem harfleri ki satır satır yazdırılmıştır
    Zengin fakir onunla gecelettirilmiştir.
    De ki gözüktü vakit gözüktü hem yaklaştı.
    Deccali bekleyin, kim yalan derse azmıştır.)

    YanıtlaSil
  35. 3*Yani, ecnebi hurufu H1348'de tamim edilecek, çoluk-çocuk emirler ve fakirler icbar suretinde, gece dersleriyle öğrenmeye çalışacaklar. Bu tarihte Deccal çıkmış olacak. Tabi Mehdi de. Hz. Ali (ra) bütün eserlerinde İslam Deccali’ni rivayet eder. Büyük Deccale yer vermez. Çünkü onun zamanda zuhur edecek Mehdi onun torunudur. Al-i Beyt’in vazifesi ise İslam Alemi ile ilgilidir. O ne zamandı? Bediüzzaman o devri kış olarak vasıflandırıyor. Ama sonra cennetasa bir bahar başlayacak müjdesini veriyor.

    Şimdi hayal değil gerçek dünyasında yaşayanlar yani nur-u Kur’an ve nur-u iman ile 1924’ten başlayarak 1928’i 1949’u,1958’i 1968’u 1988’i 1999’u ve 2008’e kuş bakışı olayları gözlemlerse ne görür? Karakıştan cennetasa bir bahara safha safha geçildiğini. Ve gelinen mevsim ise sanki 5 Mayıs, yani Hıdrılellez’e bir gün öncesini görür. Ve hal böyle iken Türkiye parçalanacak. Eeee, Türkiye Afrin’e girerse fena olur. Yok yahu. Rus gelecek (bu palavra hem de sözde evliya geçinenlerin) İstanbul’u işgal edecek, kıçı kırık Yunanlı bizi işgal edecek. Bu söylemler ehl-i nifak ve fitnenin içimize saldığı korkunun esiri ve şaşkını muhakem-i akliye noksanı insanların iddiası olabilir. Kur’an bu şeklide zamanımıza bakmıyor. Böyle haber vermiyor. Neye baktığını açıklamadan önce yazayım.

    azı istikbali haberlere meraklı ehl-i tasavvuf Osmanlı’nın yasakladığı rivayet kitaplarını Arap kaynaklarından temin ederek okudular. 20. Yüzyılda. Ve o zaman aktüel komünist tehlikesi sebebiyle 1878 Rus Harbi ve 1919’daki İngiliz’in tahrikiyle Anadolu’yu işgal eden Yunanlılarla ilgili rivayetler çıkmış olmasını kavramadan-anlamadan-idrek etmeden bunun olacağın iddia ettiler. Kim bunlar? Dağıstani, Kıbrısi ve Abdullah Gündüz gibileri allayıp pullayıp piyasaya sürdüler. Adamın göz önünde Deccaller duruyor, göremiyor. Bunları bırakmışlar ehl-i tarik olarak uhrevi hayata odaklanacağına dünyevi ve siyasi meselelerle ilgilenip acemi çaylaklar gibi siyasi ve tarihi hadisatı bilmeden olup bitmiş hadisatı olacakmış gibi pazarlıyorlar.

    Sultan Abdülhamid’in bağlı olduğu nakşi kutbu 31 Mart’tan sonra Sultan’a mektup yazarak “Sultanım onları durduramadım, aralarında deccal vardı. Gücüm yetmedi” dedi. Şimdi kim evliya, bu zat mı, yoksa zamanımızdakiler mi? Ve hal böyle iken söylediklerine bakıp herkes ahkam kesiyor. Dağıstani Hafız Esed’in gölgesinde yaşarken, Süfyani taslağını göremedi, Kıbrısi İngiliz vesayetinin gölgesinde siyasi konuşmalar yapıyordu ne biçim şeyhse bir de Türkiye’ye Risale-i Nur’a ve de Ak Prati’ye demediğini bırakmazken, Abdullah Gündüz ise kahve adabı ile gaybi haber veriyordu, Süfyan’ın gölgesinde.

    Abdullah Gündüz okumuş ki, “Mehdi’den önce Suriye’dekiler vurulunca Türkiye’ye kaçacak sonra Yahudiler Anadolu’yu vuracak” bu bir müteşabih gaybi haberdir. Yahudiler ahir zamanda kendileri değil vekilleri ile iş görürler. Aslında Gündüz’ün söyleyemediği ve tevili şöyle: Osmanlı’nın 20. Yüzyılın başında Suriye’de 3 büyük ordusu vardı. Biri şehit ve esir oldu, biri Türkiye'ye kaçtı, diğeri ise darmadığın oldu. Kim tarafından Siyonistlerin vekili İngilizler tarafından. Ehl-i keşif vaktiyle bunları yani Yahudi vekilleri İngiliz’i Yahudi gibi görmüş. Sonra ne yaptı İngiliz Fransızlarla Anadolu’ya girdi. Girdi mi girmedi mi? Bunu diğer rivayetlerle birleştirirseniz Mehdi’nin 1343’te huruç eden Süfyana paralel çıktığını çok evliya görememiş. Çünkü Deccal dini ve manevi hayatın zayıfladığı bir zamanda geldi. Sebep bu. Değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. acınasız tenkid olmuş
      enbiya evliya bilseler dahi kazayı mübrem denen kısma müdahele edemez
      rasulullah(s.a.v) yezit i
      hz. ali (r.a) ibni mülcemi biliyordu ancak müdahele izni yoktu
      aynen sultan abdülhamitte onu biliyordu diploma töreninde demek sen geldin ha diye bir sözü var bunu muhatabı arkadaşlarına ilerde anlatır sorar
      milletimiz bu zulme müstehak oldu yaşanacaktı demek buna müdahele izni yoktu
      yoksa bir savaşta bir kurşun gelir bulur ismi bile bilinmezdi
      suriyeye gelince 1963 yılında suriye halkının çoğunluğu arap kominist harekatı baas a bilerek isteyerek destek verdi
      şimdi o zalime itaatin bedelini çocukları ödüyor
      iyiki bu zamanda yaşadıkki diyeceğimiz dönemleri göreceğiz inşallah
      alemi islam denildiği gibi kanıyla abdest alıyor
      bu ihanet ve zulumlerin sonucu alemi islam hakkı hak batılı batıl bilecek inşallah

      Sil
  36. 4* Bir husus daha var. Bu çok önemli. Rusya artık İslam dünyası için askeri bir tehlike mi? Hayır. Ben söylemiyorum. Bediüzzaman Emirdağ Lahikası’da kızıl tehlikeni en kızgın 1950’lerde olduğu bir zamanda yazmış:
    “İki dehşetli Harb-i Umumînin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle, kat’iyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa, küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur’ân ile bir musalâha veya tâbi olabilir. O vakit dört yüz milyon ehl-i Kur’ân’a kılıç çekemez.”

    Bakın biz FETÖ’yü tam teşhis edemezken devlet olarak Ruslar etmiş. İsrail ve ABD maşası olduğunu görüp yasaklamışlar? Ne zaman 2002’de veya 2003’te. Nasıl oldu bu?

    Şimdi gelelim zamanımıza bakan bir çok ayetten birine bakmaya. Geçen deccaliyet asrın önemli hadiselerini özetliyor bu ayet işari olarak. Tevbe Suresi 33. Ayet: “Resulünü, bütün dinlere üstün kılmak üzere hidayet ve hak din ile gönderen Odur-müşrikler isterse hoşlanmasınlar.” Bu ayetin hak ile gönderen cümlesi ve sonrası 5-6 surede daha geçer. Yani Cenhab-ı Allah yapılacak olana vurgu yapıyor. Bir daha bir daha teyid ediyor. Hamd olsun

    Her ayetin birçok mana mertebeleri var mı? Var. Kuran’ın 40 cihet mucizevi oluşu gibi her ayet de öyle değil mi? Her ayet mana mertebelerinde her asra bakar değil mi? Peki bu asra bakışı nasıldır? İşari olarak ebcedi hesapla ve belki de mana itibariyle? Çünkü.

    Hz. Peygamber geldi mi? Geldi. Ne yaptılar? Şirki ortadan kaldırıp tevhidi hakim kıldılar. Ona salat ve selam olsun. Yani fütuhata başladılar. Ashabı bunu Çin’den Atlas Okyanusu’na kadar hakim kıldılar mı? Etbain ve sonraları hele Türkler Avrupa’nın göbeğine kadar ilerlediler mi? İlerlediler. Ama dünyanın tamamına Tevhidi hakim kılamadılar. 3. Kıtaya hakim kıldılar. Yani fütuhat tamamlanamadı. Derken İslam dünyası geriledi, istila ve işgale uğradı. 1917’de büyük deccal 1924’te de küçük deccal huruç etti. Bakın o zaman bütün dünyada Türk milletinin yani bütün Türk ırklarının yüzde 95’i deccal hakimiyeti altına girdi mi girmedi mi? Girdi. Niçin? Ahir zaman fitnesi yüzünden. Ama Allah’ın vadi vardı. Nedir o? Tevhidin cihana hakimiyeti yani küresel çapta fütuhat. Bu yarım kaldı. O zaman? Devre arası olunca deccal huruç etti. Sonra onlara paralel Mehdi zuhur ve Mesih nüzul ile gelir. Biri Allah’ın izniyle fitnelerin ortadan kaldırır, Mesih ise fethi tamamlar. Biri dini tamamlar diğeri fütuhatı. Ne zaman? Bu sitede yazdım. Bakabilirsiniz.

    YanıtlaSil
  37. 5*Tevbe 33. Ayeti’nin mana mertebelerine göre Resulullah’tan sonra vazifesini veraset üzere devam ettirenler kimdi? Müceddit ve aktap. Ancak ahir zamanda özel bir mana atfediliyor. Hz. Peygamber’in vazife alması gibi biri torunu yani bir evladı velayet-i kübra, diğeri bir Resul velayet-i mutlaka makamında gelirler ve yarıda kalan hizmetleri tamamlarlar. Bu Allah’ın vadidir. O ayet bunu mana-yı işari ile haber veriyor. Nasıl olduğuna 4 cümlenin ebcedi işareti ile bakalım.
    A)Resulünü gönderen
    (Bu cümle ile Mehdi’nin yani varis-i Nebi’nin vazifeye başladığı tarihe bakar. Yan iki deccal hükmünü icra ederken bu cümle H1343 ebcedi işaretle Mehdi zuhur edeceğini haber verir. Mehdi’nin zamanında 1371-1373- 1379-1380’de önemli gelişmeler olur. 1-Demokratlar başa geçer.1371 2-Alem-i İslam’da siyasi ülkelerin çoğu istiklalini kazanır. 1373 havalisi 3-İttihad-ı İslam gündeme gelirken, Bağdat paktı ile. Sonra Hz. Mesih’in cemaati Tevhid için ilk teşebbüsü olur. Vatikan Konsülünü 1962 kararı.

    B)Resulünü hidayet ile gönderen.
    Bu cümlede işaret edilen tarihler 1385-1395-1396-1397-1427-1434. Bu Mehdiyet’in hayat faslının terakkisi ve üçüncü fasla geçişin önemli kilometre taşları. Siyasette din ve vicdan serbestiyetine paralel milli iradenin üzerindeki vesayetin azalarak kalkması gibi. Bir takım önemli gelişmeler var. Tartışma konusu olmaması için es geçiyorum.

    C)Hidayet ve hak din ile üstün.
    1400-1410-1417-1517. Bu tarihlerde siyasi bazı menfi hadiselere rağmen galip gelecek olanın ehl-i İslam olacağına işaret edilir. 1980 darbesi,1991’deki siyasi tercih hatası, 29 Şubat . Bun tarihler artık milli iradenin 3. aşamaya yani hakimiyet dönemini n sinyallerinin verildiği tarihler. 1517 ise kıyametten 30 yıl kadar önce bir nevi 31 Mart vak’ası gibi veya 28 Şubat gibi bir darbe yaşanır. Bu o tarihe işaret eder. Bizimle ilgisi yok.

    D)Bütün dinlere üstün kılmak üzere hidayet ve hak din ile
    1369-1379-1380-1410-1440-1446-1456. Bu tarihler ise millet iradesinin hayat faslı ile yönetenlere şeair-i İslamiyenin serbestiyeti ile İslam’ın diğer batıl ve kefere anlayışlara tasfiye ile hakimiyet kurması döneminin başlangıcına yol açacak hadiselere bakar.

    Bunlardan 8 ay kalan 1440 tarihine bir bakalım. 11 Eylül 2018 yani 1 Muharrem 1440 fecr-i sadıkın ilk parıltıların görüleceği bir yol açılır. Susmak lazım her şeyi söylemek hürmet-i Allahüalem sırrına aykırıdır. 1446 ve 1456 ise Hıristiyanlığın Tevhide yaklaşarak İslam’a çok yakınlaşacağına işaret eden istikbali haberlerdir

    YanıtlaSil
  38. 6*Üçüncü Melheme’nin başlangıcı 1410 tarihidir. Düşük yoğunluklu savaşlara sahne olacak bu dönemin sonunda yaşanacak final İsrail’in kıyametidir. Sonuç Alem-i İslam’da 1980’lerin başında İran-Irak savaşı ile başlayan ancak esas olarak 1991’de 60 kadar dünya devletinin kurduğu koalisyon ile Büyük İsrail’e vekaletle saldırının başladığı tarih 3. Melhemenin tarihidir. O tarihten beri 40 ile 60 dünya devleti bölgeyi karıştırmak için ellerinde gelin yapıyorlar. Kime vekaleten? Küresel sermaye üzerinden İsrail’e. Yani Beni İsrail daima başkalarını vekil yaparak işlerini görmeleri onların karakteristik özelliğidir: ”Biz Musa'ya da kitabı vermiş ve onu, 'Benden başkasını vekil edinmeyin' diye, İsrailoğulları için bir hidayet rehberi kılmıştık.” İsra/2. Ama onlar buna hiç uymadı. Ve iki defa yurtlarından sürüldüler. Şimdi de aynı hatayı yapıyorlar. Küresel sermaye üzerinden siyaseti etkileyerek istediklerini yaptırıyorlar. Körfez harekatından beri olanlar dahil. Önce körfez, sonra Irak sonra Suriye. 1970’lerde mezhep ve din kavgası ile Lüban’ı karıştırdıklarını unutmayalım. Bir de 1982’de Şaron köpeğinin Filistinli katliamı. Bu olaylara paralel de Hırısityan ruhanilerin olumlu düşüncelerine rağmen Hırıstiyan dünyasında giderek şiddetini artıran İslamfobiya’nın mimarı da Siyonistlerdir. Medyalar buna hizmet edilyor. Bazı politikacılar da onlara uyuyor.

    Burada bir husus var. Bu ahir zaman fitnesini kim yok edecekti. Hz. Mehdi. Onun zuhur edeceği ülke hangisi idi? Öyle olunca o ülke Mehdi’nin şahs-ı manevisinin hizmeti sonucu ahir zamanın tayin edici gücü haline getirilecekti. Ne ile iman ve Kur’an hakikatleri ile dinin ihyası sonucu. Öyle olunca Türkiye’nin Süfyan ve süfyaniyete rağmen milli birliğini koruyacak, iman ve hayat fasılları ile terakki ettikten sonra 3. Faslıda alem-i İslam’ın değil aynı zamanda bütün dünyanın huzur ve sükunu için belirleyici rol oynayacak. Üstelik son aşamada askerini kullanarak. Silahla. Bediüzzamn kılıcı ayağına yani Araplara Kürtlere değil kılıcı düşmanın başına vurur müjdesi ile. Bu müjde Bediüzzaman’a ait değil. İlgili bölüm yazıldıktan sonra farkına vardığı bir tevaukfu-u Kur’an’ın remzi ile.

    YanıtlaSil
  39. 7*Şimdi yaşan olaylar bu fitneci devlete yalnız bölge halklarının ve milletlerini değil bütün dünyanın tedip ve cezalandırma hissine sahip olmasına vesile oluyor. O zaman Türkiye Haham Naum’un uydurmasyon planı ile yıkılması değil, 1773’te başlayan küresel fitnenin yani ahir zaman fitnesinin sonunu getirecektir. Bunun da yolu iman ve Kur’an hizmetidir. Bir milletin fertleri buna sahip olmadan ve hakiki imanı elde etmeden İslamlaşma mümkün olmaz. Bunun da yolu Kur’un ve iman hakikatleri delil ve ispatla akla gösterilerek insanların hidayetine vesile olmaktır. Aklı başına gelen de ne yapar o zaman? Hakikati ve tehlikeyi görür ve icabını yapan. 15 Temmuz'daki gibi. FETÖ fitnesine karşı durması gibi.
    Ahir zaman duhanının yol açtığı uyuşukluk ve gaflet ve basiretsizlik sona erer. Ve milli-manevi şuuru uyanır. Uyanınca da fütuhata kaldığı yerden devam edilir. Bu da İsrail’in başına patlar.

    Kur’an işareti ile 1439 yani içinde bulunduğumuz yıl Mehdiyet ile ehl-i tarikin farkına varmadan ittihad ederek sosyal ve siyasi alanda işbirliğini gereğini anladığı tarih olmuştur. Buna MHP dahil. Yeni Kapı mutkabakatı yeni bir Türkiye kapısını açacak. Bu fecr-i sadıktır. Çünkü MHP’nin menfi kanadı tasfiye oldu. Hak yoluna değil FETÖ yolunu gitti madara oldu. Bunu yapan iki kişi hesabı var ya. Öyle bir şey.

    Ağalar beyler Mehdi dede ve babalarımız uykuda yani gaflette iken gelip Hz. Peygambere ayna olurcasına hizmet edip gitti. Mekke dönemini kendisi yaptı. Biraz da Medine’den. Sonra Medine-Kudüs-Şam-Bağdat-İstanbul faslı ile Tevhidi cihana hakim kılma işini Mesih ile bize bıraktı. Yani Mehdi gelip bizi kurtarmayacak. Onun hakimiyetine zemini hazırlayacağız biz. Öyle bedava rıza-yı İlahi kazanılamaz. Külfetsiz ve zahmetsiz hiçbir ödül yoktur. Ha şunu belirteyim. Ahir zamanın 3. derecede öneme haiz tek zatı hayattadır. O da Cehcah. Cehcah ne yapardı? Ehl-i küfre çağıra bağıra alem-i İslam’ın istiklalini savunur.

    Biri böle çağırıp duruyor mu? Ehl-i feraset için evet?

    YanıtlaSil
  40. Nida ramazan ayında mı muharrem ayında mı olacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muharrem ayinda 313 kisi biat edecek Mehdiye
      Nida Ramazan diye geciyor rivayetlerde

      Sil
    2. Muharrem ayinda 313 kisi biat edecek Mehdi'ye
      Ramazanda nida olacak deniyor rivayetlerde

      Sil
  41. Yunanistan türkiye savaşı ne zaman olacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pyd saldiripta feto kavalali olayinda ruslarin denize dusen yilana sarilir misali yardima cagrildigi gibi Tr ye getirilince yunan harbi patlayacak

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  42. 3 aylik veya 5 aylik tertip donemindeki devleti idare edecek kisi gudumlu korkak ve mason localarinin kontrolunde pasif bir karakter olacaktir
    Reisin karizmatikliginin ceyregi bile bu sahista olmayacaktir ve
    O kisinin doneminde devlet icerden catirdiycak Turk devleti yikilma noktasina gelecektir
    Beni asfer in saldirisi bu idareci zamaninda olacaktir
    Insanlar Reisi cok arayacaklar o sirada
    Haris cikacaktir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne zaman olacak şu ağzınızdan düşmeyen tertip hükümeti? Yıllardır yazıp duruyorsunuz hadi bir tarih verin de ne zamanmış bilelim.

      Sil
    2. Bilseydik zaten yazardik zuhuratlara evliyanin aciklamasina gore konusuyoruz hisle degil

      Sil
  43. Mustafa bey dogru soyluyorsunuz devletimiz krizleri guzel yonetiyor ve sabirla atacaklari adimlari bekleyerek atiyor yukarida ki yazimda da goruslerine katilmadigim kisi olarak Abdurrahim beydi ardindan seni ve abdurrahim beyi halis niyetle yazilar yazdigini soyleyince yanlis anlasilmis oldu Abdurrahim beyle de tek ayristigim nokta mehdi konusu ve onumuzde bir savas olup olmamasi. Yani bir noktaya dogru gidiyoruz kehanet olarak degil bjnu farketmemek icin goren gozun gormemesi duyan kulagin duymamasi lazim bunu millet ve devlet olarak istesekte istemesekte bugun guney sinirimizda 30000 bin degil belki bunun 4 5 kati bir milis guc var ve biz onlara dokunmasakta onlar gelecek uzerimize ha belki basta hedefleri iran olabilir ama sonu sonu karsi karsi ya gelecegiz. Haa savas nasil olmaz kitalararasi nukleer basliklarimiz olur tehdit edersin amerikayi itlerini cek diye yada amerika yikilir destek gitmez guneydeki milisler de disi kopek gibi kuyrugunu sikistirip gider. Bunlarin suan olma ihtimali mevcut degil kaldiki amerika siyonistin usakligini yapiyor daes de yalandi ypg pyd de yalan olacak tek amac arzi mevud bunun icin ellerinden geleni yapacaklar. Sirf bunun icin kendi ulkerindeki ikiz kuleleri yikmadilar mi

    YanıtlaSil